menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yedi iklim dört mevsim

38 0
30.08.2026

Ali Haydar Haksal’ın vefat haberini duyduğumda hemen edebiyat dostlarına sordum. Dünya Dergiler Birliğinde ve daha birçok edebiyat muhitinde sosyal medya ve diğer iletişim kanallarına baktım, kimsenin haberi yoktu. Vefat haberini sadece bir haber sitesi duyurmuştu. Daha sonra İstanbul’daki yazar dostlarımdan bir iki arkadaşı aradım. Onlar da hastaneyi aradılar. Ali Haydar Haksal’ın vefat haberinin doğru olduğunu söylemişlerdi.

Birazcık şaşırmıştım. Çünkü Ali Haydar Haksal, 18 Ağustos'ta sosyal medya hesabında, “Aziz dostlarım, bu son yatışımın 18. günü taburcu oldum. İyiyim, hamdolsun. İlginiz ve temennileriniz için teşekkür ederim.” demişti. 4 Temmuz 2026 tarihli sosyal medya mesajı da şöyleydi: “Aziz dostlarıma selamlarımla... Koşuyolu Kalp ve Göğüs Cerrahisi Bölümünde yatıyorum. Ziyaret kabulü yok. Çok yönlü ve ayrıntılı bakılıyor. Telefon ve iletilere cevap veremiyorum. Dualarınızı esirgemeyin lütfen.” 16 Temmuz’da ise, “Yarın taburcuyum. Dua, dilek ve temennileriniz için teşekkür ederim.” mesajını paylaşmıştı. Ali Haydar Haksal kendini iyi hissediyor olmalı ki Haydarpaşa ve Marmara Denizi'nin güzelim manzarasını dostlarıyla paylaşıyor, paylaşımının altına şu notu düşüyordu: “Siyami Ersek Hastanesinin onuncu katından sabah Haydarpaşa ve Marmara’ya bakış…”

Yine Yedi İklim dergisinin Temmuz 2026 tarihli 436. sayısında okuyucuyu selamlarken Ali Haydar Haksal şunları söylüyordu: “Hâlbuki bizim medeniyet kodlarımızda ve geleneğimizde yapılan her işin gayesi Allah'ın rızasını kazanmaya dönüktür. İbadetlerin bile -farzların dışında- gizli yapılanı makbuldür. Sağ elin verdiğini sol elin görmemesi önemlidir.”

Yedi İklim dergisinin 437. sayısı da bir haftadır masamda; diğer gelen dergilerle birlikte okuyorum, inceliyorum. Sanırım bu sayıdaki Yedi İklim dergisinin 'Editörden' yazısı, Ali........

© Milat