Dünyalık Kokuyorsun Yunus
TRT'nin başyapıtı Yunus Emre dizisini defalarca izledim.
Kaç kere başladım, kaç kere bitirdim bilmiyorum.
Arada yine açarım; içimin sıkıldığı bir anda, bir nefes gibi…
Her izleyişimde başka bir kapı açılır. Başka bir soru belirir. Başka bir yara iyileşir.
Yunus'un sabrı… Taptuk'un sözü… Dergâhın havası…
Hepsi ruhumun üzerine serin bir gölge gibi düşer.
Dizide bir sahne vardır ki ne zaman denk gelsem içim titrer.
Taptuk Emre, Yunus'a bakar ve şöyle der:
"Dünyalık kokuyorsun Yunus."
Bu söz ilk bakışta bir uyarı gibidir.
Ama bana hep bir yoklama gibi gelir.
"Burada mısın?" der sanki.
"Sözün, niyetin, yükün ne taşıyor?"
Yunus onca odunu eğrisiz taşımışken…
Onca geceyi uyanık geçirmişken…
Onca hizmetle incelmişken…
Nasıl olur da hâlâ dünyalık kokar?
Sonra içimde bir kapı açılır.
Her gün yeniden başlar.
Nefis dediğimiz şey de biraz budur aslında.
Bitmeyen bir muhasebe…
Bitmeyen bir yolculuk…
Diziyi izlerken çoğu zaman kendi hâlimi bulurum.
Bir gün sabrım ağır gelir.
Bir gün kalbim daralır.
Bir gün dilim keskinleşir.
Bir tartışmaya gereğinden fazla bağlanırım.
İşte o zaman içimde ince bir koku yükselir.
Bugün bu koku daha keskin.
Her "ben" diyen cümlede…
Taptuk Emre'nin dergâhındaki o........
