menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya Kupası'nın garipleri ve bizim aynadaki yüzümüz

4 0
latest

2026 Dünya Kupası'nı izlerken kupadan çok insanı düşündüm.

Gol sevinçlerinden çok yüzlere baktım. Milli marşlar okunurken oyuncuların gözlerinde dolaşan duyguya baktım. Çünkü futbol bazen rakamlardan daha büyük şeyler anlatır. Bazen bir ülkenin ekonomik tablosundan, dış politika raporlarından veya kalkınma verilerinden daha doğru bir fotoğraf çeker.

Dünya Kupası sahnesinde bu yıl dikkatimi en çok çekenler dev ülkeler olmadı.

Yeşil Burun Adaları oldu.

Haritada yerini göstermek için birçok insanın atlas açacağı ülkelerdi bunlar. Dünya ekonomisinde ağırlıkları sınırlıydı. Futbol piyasasında dev bütçeleri yoktu. Dev yayın gelirleri yoktu. Milyar dolarlık ligleri yoktu.

Fakat sahaya çıktıklarında insanın gözüne başka bir şey çarpıyordu.

İşte biz buna maneviyat diyoruz.

İnsan bazen çok şeye sahip olduğu için güçlü olmaz. Bir anlam taşıdığı için güçlü olur. Bir davaya inandığı için güçlü olur. Kendisinden büyük bir hikâyenin parçası olduğuna inandığı için ayakta kalır.

Karşısında önce İskoçya vardı. Ardından Brezilya çıktı. Futbol tarihinin en büyük markalarından biri. Beş dünya şampiyonluğu. Sayısız yıldız. Dev bir futbol endüstrisi.

Çünkü sahaya çıkanlar skoru korumaya çalışan profesyonellerden ibaret değildi. Depremlerle yıkılmış şehirlerin çocuklarıydı. Siyasi krizlerin yorduğu bir toplumun evlatlarıydı. Yoksulluğun içinde büyümüş insanların temsilcileriydi.

O yüzden o forma onlar için bir spor malzemesi değildi.

Bir milletin dünyaya "Ben hâlâ buradayım" deme biçimiydi.

Curaçao'ya bakıyorsunuz.

İlk maçında Almanya'nın karşısına çıktı. Dünyanın en büyük futbol geleneklerinden biriyle mücadele etti. Yedi gol yedi. Fakat o maçta Almanya'ya bir gol atmayı başardı. Sonra Ekvador........

© Milat