Garibanın Donu, Zenginin Fonu
Bir toplumun vicdanı, en zayıf ferdinin sofrasındaki ekmeğin boyutunda ve kış kapıya dayandığında yaktığı sobanın sıcaklığında ölçülür. Bugün sokağa çıkıp derin bir nefes aldığınızda ciğerlerinize dolan sadece mevsimin keskin ayazı değil; giderek derinleşen, taban ile tavan arasındaki makası uçuruma çeviren ağır bir adaletsizlik duygusudur. Halk arasında çaresizliği hicveden acı bir deyim vardır: "Garibanın donu, zenginin fonu..." Kulağa kaba bir tekerleme gibi gelen bu ifade, aslında modern iktisat teorilerinin sayfalar dolusu grafiklerle anlatamadığı yalın ve yakıcı bir sistem krizinin en berrak özetidir.
Kış kapıyı çalarken hava sıcaklıklarının düşüşü, yalnızca termometrelerin ibresinde bir değişim yaratmıyor; milyonlarca evin bütçesinde telafisi imkânsız çatlaklar açıyor. Kombinin derecesini bir tık yükseltmenin lüks, doğal gaz sayacının her dönüşünün bir kaygı vesilesi olduğu bir hayat düzenindeyiz. Asgari ücretle, binbir emekle ayakta durmaya çalışan dört kişilik bir ailenin akşam sofrasına oturun: Masanın ortasında duran ekmek, ertesi günün servis parası, ay sonu kapıya dayanacak kira ve elektrik faturası arasında pay edilmeye çalışılan görünmez bir gerginliğe eşlik eder. Anne ve baba, çocuklarının........
