DEM Parti kurmayları yanıtladı: Süreç nereye gidiyor, yasa neyin çerçevesi olacak? Çözüm yasası, çözümsüzlük riski taşıyor mu?
Son güncelleme: 9 Temmuz 2026 -
DEM Parti kurmayları yanıtladı: Süreç nereye gidiyor, yasa neyin çerçevesi olacak? Çözüm yasası, çözümsüzlük riski taşıyor mu?
9 Temmuz 2026 Perşembe
Tercih edilen kaynak olarak ekle
ANKARA (Medyascope) – DEM Parti’li Ayşegül Doğan, Tayip Temel, Saruhan Oluç ve Sultan Özcan Ankara’da gazetecilerin sürece dair sorularını yanıtladı. Çerçeve yasa taslağının önümüzdeki günlerde gündeme gelmesi beklenirken DEM Partililer, “kategorik ayrımların” kabul edilemeyeceğini vurguladı. Abdullah Öcalan’ın yasayla oluşturulacak mekanizmalarda yer almasının önemine dikkat çeken kurmaylar, ihtiyaçları karşılamayan bir düzenlemenin süreci çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
DEM Parti, çerçeve yasa taslağındaki kategorik ayrımların kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Abdullah Öcalan’ın sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten DEM Partililer, yeni bir yasanın ihtiyaçları karşılamazsa sürecin tıkanma riski taşıdığını kaydetti.
24 Mayıs’tan bu yana Öcalan ile temasın olmaması önemli bir endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.
DEM Parti, mevcut yasanın geçmesi durumunda Öcalan’ın yeni bir yerleşkeye geçeceği bilgisini paylaştı.
Süreçte güven verici adımlar atılmazken, Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiği vurgulandı.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, milletvekili Saruhan Oluç ve STK Komisyon üyesi Sultan Özcan’dan oluşan heyet Ankara’da bir grup gazeteciyle bir araya gelerek çözüm süreci ve çerçeve yasa hazırlıklarına dair gelişmeleri paylaştı, soruları yanıtladı. Partinin yetkili isimleri “kategorik bir yasanın” kabul edilmeyeceğine dikkat çekti.
Çerçeve yasanın TBMM tatile girmeden gündeme alınması konusunda mutabakat sağlandığını ifade eden Ayşegül Doğan, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, iktidar kanadından bu yönde gelen açıklamalara dikkat çekti.
Doğan, yasaya dair sadece şekli tartışmalar olmasının yetersiz olduğunu kaydederken “Kaç madde olduğu önemli değil. Sürecin ihtiyaçlarını karşılayacak bir yasa olacak mı? Karşılaşılabilecek sorunları, riskleri nasıl aşacağız? Asıl bunlar üzerinde durulmalı” dedi.
Ruşen Çakır yorumladı: Çözüm sürecinde çerçeve yasa muamması
Çözüm sürecinde çerçeve yasa belirsizliği sürüyor | Ayşegül Doğan & Ruşen Çakır
24 Mayıs’tan beri Öcalan ile temas yok
DEM Parti İmralı Heyeti’nin 24 Mayıs’taki görüşmesinden bu yana PKK lideri Abdullah Öcalan ile heyetin, avukatlarının ya da ailesinin görüşemediğini hatırlatan Doğan, Öcalan’ın avukatlarının her hafta yaptığı görüşme başvurusuna gerekçe belirtilmeden olumsuz yanıt verildiğini belirtti.
Öcalan’ın süreçteki varlığı için “büyük şans” diyen Doğan “Öcalan dışında kim bütün silahların bırakılması çağrısını yapabilir ve karşılık bulabilirdi? Bu farklı aktörler üzerinden çok denendi, Öcalan by-pass edilerek yapılmaya çalışıldı ancak olmadı” dedi.
Süreç ne zaman olgunlaştı?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te TBMM’de DEM Parti sıralarına giderek tokalaşması ve 22 Ekim 2024’te Öcalan’ın örgütün lağvedildiğini ilan ederek umut hakkından yararlanmasının önünün açılmasına yönelik sözleriyle başlayan süreçten önce birtakım diyalogların kurulduğu iddiası zaman zaman gündeme gelmişti. Tayip Temel, daha önce olgunlaşan bir süreç olmadığını İmralı Heyeti Öcalan ile görüştüğünde öğrendiklerini anlattı.
2019 yerel seçimlerinden önce kurulan diyalogda Öcalan’ın “Ben bu meseleyi bir hafta içinde çatışma ve savaş zemininden çıkarabilirim” mesajı verdiğini kaydeden Temel, Bahçeli’nin çağrısının bu yaklaşımla örtüştüğünü ve Öcalan’ın görüşünün hem devlet tarafınca hem de PKK yönetimince bilindiğini belirtti.
Öte yandan Temel, Bahçeli’nin çağrısının Suriye’de Esad rejiminin devrileceğine dönük uluslararası dengeler gözetilerek yapıldığı görüşünü paylaştı: “ABD, İngiltere, Fransa kaynaklarında Suriye’de Esad rejiminin artık gideceği, yılın sonuna doğru değişeceği kesin olarak konuşuluyordu. Ama yerine kimin geleceği konusunda bir konsensüs yoktu. Şara, seçeneklerden biriydi. Kürtler de seçeneklerden biriydi. Bunun yanında İsrail’in, Gazze, İran, Hamas planları söz konusuydu. Bu problem aşılmaz ise Türkiye’nin bir çok konuda tıkanıklık yaşayacağına dair genel kanaat vardı. Devlet aklı böyle düşünüyordu, Bahçeli bunun sözcüsü oldu. İktidarın içinde bulunduğu koşullar, görece zayıflaması da etkili oldu elbette.”
2025’te Kürt sorunu: Çözüm mü, düğüm mü?
“27 Şubat en radikal çağrı”
Temel, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” adıyla örgüte fesih çağrısının, şimdiye kadarki çözüm girişimlerinin en radikali olduğunu dile getirdi.
İşte Abdullah Öcalan’ın çağrısının tam metni: “Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin”
İktidarda bir kısmın silahların bırakılmasını Kürt sorununun çözümü gibi gördüğünü belirten Temel “PKK’nin feshi Kürt sorununun çözümü değildir, daha uzun vadeli ve belki de anayasal bir tartışmanın konusudur. Öcalan’ın da çağrısı yasadışılığı bitirmek, örgütün faaliyetlerine son vermek üzerine. Kürtlerin hakları, Kürt sorununun çözümü bu aşamadan sonraki bir mücadele” diye konuştu.
“Öcalan hep heyetler aracılığıyla kamuoyuna ve kendi örgütüne ulaşabiliyor” diyen Temel, Öcalanın ne yapmaya çalıştığının yeterince anlatılamadığını, bu noktada kendilerinin de eksikliği olduğunu vurguladı. Temel “Türkiye’de öcü gösterilen bir Öcalan figürü var ama en başından beri Türkiye halklarıyla Kürtlerin birlikte yaşama perspektifine sahip tek Kürt lider. Ayrılıkçılığı savunmayan tek lider ama bu Türkiye halklarına ulaşamıyor” dedi.
Örgütün feshedilmesini sağlayacak Öcalan dışında bir güç olmadığını vurgulayan Temel; Kürtlerin dört ayrı devletin sınırlarında yaşadığını, “Kürtlere statü” tartışmalarının bütün bölgeyi etkilediğini, seküler ve öncü konumundaki Türkiye’de yaşanacak demokratik değişimin de diğer ülkelere etkisinin büyük olacağını ifade etti.
“Öcalan ayrılıkçılığı savunmayan tek Kürt lider”
Temel, İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmelerde Meclis komisyonunun ortak raporuna göre yasanın çıkması konusunda Öcalan’ın tavrının net olduğunu belirtti. PKK ve Öcalan’ın yasa taslağını beklediğini ve iktidarın hazırlığının içeriğine dair bilgileri olmadığını kaydeden Temel, çıkarılacak çerçeve yasa ihtiyaca cevap vermezse sürecin çıkmaza girme riskine işaret etti.
“Çerçeve yasada kategorik ayrım olmamalı”
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda da görev alan Saruhan Oluç, çerçeve yasa hazırlıklarına ilişkin konuştu. Oluç, yasa üzerine kapsamlı hazırlıkları olduğunu, iktidardaki muhataplarına sözlü olarak aktardıklarını, yazılı çalışmayı sunmak için önce iktidarın taslağını görmek istediklerini anlattı.
AKP’li isimlerin bazı açıklamalarında suçlu/suçsuz, yönetici olan/olmayan gibi ifadeler kullanmasına karşı çıkan Oluç “Kategorik ayrımlar olmamalı. Bunun olmayacağını, sonuç vermeyeceğini söyledik. Mesela komisyon görüşmelerinde bazı hukukçular, TCK 221’deki etkin pişmanlık düzenlemesine atıf yaptılar. Buna da itiraz ettik. ‘Kürtler pişman olduğu için adım atılmadı, aklınızdan bunu geçirmeyin’ dedik. Pişmanlık kavramı üzerinden gelirse DEM Parti olumsuz tavrını açıklar. Öcalan’ın tavrı önemlidir ama o da bu şekilde sonuç alınacağını düşünmez” diye konuştu.
“AKP içinde de çözümsüzlük isteyen var”
Oluç’un “AKP içinde de çözümsüzlük isteyen var” çıkışı ise dikkat çekiciydi. Bazı medya gruplarına sızdırılan haberlerle tepkilerinin ölçülmeye çalışıldığını öne süren Oluç, komisyon çalışmalarına atıfla çerçeve yasanın içeriğinde ne olması gerektiğine dair şunları söyledi:
“Tüm örgütler için geçerli bir yasa olması elbette istenmiyor. Kendini feshetme ve silah bırakma şartıyla özel ve süreli bir yasa olacak. Bu çerçeve yasaya bağlı olarak TCK, CMK TMK, İnfaz Yasası, yerel yönetimler gibi yasalarda düzenlemeler yapılması söz konusu olacak. Bu düzenlemelerde nasıl bir içerik olması gerektiği komisyon aşamasında da konuşuldu. Bazı konularda partiler yakınlaştı, mesela İnfaz Yasası’nda eşitsizliklerin giderilmesi konusunda neredeyse bütün partiler hemfikir.”
Çözüm komisyonu ortak raporunda ne var, ne yok?
“Anayasa değişikliği tartışmaları kapalı kapılar arkasında olmaz”
Çözüm sürecinin anayasa değişikliğiyle Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünü açabileceği tartışmalarını da gündeme getirdiğinin hatırlatılması üzerine Oluç, AKP ile görüşmelerinde anayasa değişikliğinin hiç gündeme gelmediğini vurguladı:
“Bütün yasal düzenlemeler yapılsa Kürt sorunu çözülmüş olmuyor, biz bunu kimlik kültür sorunu olarak tarif ettik. Sorunun çözümü için bazı yasalarla birlikte, yerel demokrasi ile köklü düzenlemeler ve anayasal düzenleme gerekiyor. Orada da bir yurttaşlık tanımı ve anadilde eğitim yasaklarıyla ilgili bir tartışmanın olacağını biliyoruz. Kürt sorununun çözümü bizim için hep anayasal tartışma konusu oldu ama bugüne kadar AKP ile bunu tartışmadık. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var, iktidar ve muhalefet partileriyle birlikte böyle bir tartışma açılırsa önerilerimizi kamuoyuna açarız. Anayasa tartışmasının kapalı kapılar ardında yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.”
DEM Parti’den “süreci taçlandıracak” anayasal değişiklik, Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu, yerinden edilenlere tazminat önerileri
Anayasa değişikliği gündeme gelirse sistem tartışması da yapacaklarını belirten Oluç “Parlamenter sistem Türkiye’de hiçbir zaman tüm kesimleri kucaklamadı ancak cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü konularında mutlaka tartışılması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015 seçimlerinden önce hafızalara kazınan “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışının hatırlatılması üzerine Oluç “Selahattin başkan da parlamenter sistemi savunmadı, bu otokrasiye karşı........
