Levent Baştürk yazdı | Marco Rubio’nun emperyal restorasyon manifestosu: Yeni Batı Yüzyılı
Son güncelleme: 20 Şubat 2026 -
Levent Baştürk yazdı | Marco Rubio’nun emperyal restorasyon manifestosu: Yeni Batı Yüzyılı
21 Şubat 2026 Cumartesi
2026 Münih Güvenlik Konferansı, – nispeten – kural temelli düzenin yerini açık bir emperyal arayışa bıraktığı tarihsel bir kırılma noktası olarak kayda geçecek. Konferans, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin normatif iddialarının sarsılmasına sahne oldu. Bu kırılmanın merkezinde, Venezuela başkanını devirip dünyanın en büyük petrol rezervlerinin kontrolünü ele geçiren, Küba’yı kuşatma altına alarak halkına büyük sıkıntılar yaşatan ve İran’a karşı askeri müdahale hazırlıklarında olan Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konuşması yer aldı. Konuşma ünlü gazeteci Mehdi Hasan’ın sözleriyle “fetih ve sömürgeciliğe bir aşk mektubu; Batı’nın toprak genişlemesinin gururlu bir savunması” mahiyetindeydi.
Rubio’nun çıkışı, diplomasi koridorlarında dışa vurulan son yılların – kelimenin tam manasıyla – en radikal emperyalist manifestosuydu. Avrupalılara alıcıya çıkardığı anlatıda uluslararası hukuk zayıflık, ham güç ise temel erdem olarak yerini almıştı. Ancak Rubio’nun söylemi, geçen yıl konferansa ABD adına katılan Başkan Yardımcısı JD Vance’in hırçın ve müttefiklerini suçlayan üslubundan taktik açıdan farklıydı. Vance, Avrupa’yı çürümüşlükle itham etmişti. Rubio daha teskin edici bir dil kullandı.
Rubio’nun konuşmasında sunulan vizyon, Batı’nın kendi değerleriyle ilişkisini radikal biçimde yeniden tanımlar: Evrenselliğin yerini kimlikçi hiyerarşi, ortaklığın yerini ise vassallık almaktadır. Rubio, geçmişe dair revizyonist bir okuma üzerinden bugünün güç politikasını inşa eder. Bu durum sadece Avrupa’nın stratejik konumunu değil, Küresel Güney ile olan tüm bağları da sarsmaktadır.
Sonuç olarak, Münih’te dile getirilen restorasyon söylemi bir yeniden yükseliş vaadi değildir. Aksine bu, Batı’nın – sahip olduğunu iddia ettiği – evrensel değerlerine veda ettiği yeni bir sömürgeci tahayyülün dışa vurumudur. Transatlantik ittifakın ve küresel siyasal düzenin geleceğini artık şu soru belirleyecektir: Hukuk mu, yoksa güç mü?
1945 sonrası düzene reddiye: “Sömürge karşıtlığı görünümündeki komünist plan”
Marco Rubio’nun tarihsel revizyonizmi, 1945 sonrası Birleşmiş Milletler düzenini bir zafer olarak görmez. Aksine, Batı medeniyetinin ölümcül gerileme döneminin başlangıcı olarak değerlendirir. Kolomb’dan 1945’e kadar süren 500 yıllık süreç; sömürgecilik dönemi soykırımları, yağmalar ve kölelik yok sayılarak Batı’nın dünyaya nizam verdiği bir altın çağ olarak kabul edilir. Bu vizyonda sömürgecilik, insanlık tarihinin en büyük medeniyetinin yayılması olarak kutsanır. Kurallara bağlı bir düzeni yadsıyan Rubio’nun vizyonu, Batı Medeniyeti’nin ihya edilmesi üzerine vurgu yapmaktadır. Bu sebeple ortak soy ve din bağına dayalı Avrupa-ABD ittifakı, küreselleşme, iptal kültürü ve göç tehdidine karşı bir imparatorluk gibi yeniden inşa edilmelidir.
Bu bakış açısına göre Küresel Güney’in bağımsızlık mücadeleleri, tanrısız komünist devrimlerden ve Batı’yı daraltmayı hedefleyen Sovyet planlarından ibarettir. Cezayir’den Hindistan’a uzanan sömürge karşıtı direnişler, Batı’nın kutsal mirasına vurulmuş darbeler olarak yaftalanır. Bu söylem, geçmişin günahlarından arınma çağrısıyla 21. yüzyıl emperyal müdahalelerine kendince “ahlaki” zemin hazırlarken, – Filistin örneğinde en net bir biçimde gördüğümüz gibi – güncel özgürlük arayışlarını da gayrimeşru ve barbar ilan eder.
Siyaset bilimci ve aktivist Alex Callinicos’un vurguladığı üzere, ABD yönetimi on yıllar sonra ilk kez bu kadar pervasızca bir beyaz üstünlükçü ideolojiyi savunmakta ve halkların egemenlik hakkını bir komünist plan suçlamasıyla yok saymaktadır.
“Medeniyet” maskesi altında kimlik politikası ve Hristiyan mirası
Rubio’nun Münih konuşmasının temel noktalarından biri, Batı medeniyetini rasyonel ya da seküler değerler üzerinden değil, bir kutsal miras ve Hristiyan kökenler çerçevesinde tanımlamış olmasıdır. Amerika’yı de bu bağlamda Avrupa’nın çocuğu ilan ederek iki kıta arasındaki bağı etnik ve dini bir manevi birlik zeminine taşımaktadır. Beethoven ve Mozart’tan Beatles’a, Köln Katedrali’nden Sistine Şapeli’ne uzanan semboller, çoğul bir kültürel miras olarak görülmez. Aksine bunlar sınır çizen bir kimlik siyasetinin araçlarına dönüşür. Burada Batı dışı dünyayı alt konuma yerleştiren hiyerarşik bir düzen tasavvuru söz konusudur.
Bu vizyonu, Brahma Chellaney medeniyet restorasyonu maskesi altında beyaz üstünlükçü ve nativist/yerlici temaların yeniden paketlenmesi olarak eleştirir. Küresel hiyerarşiyi hukuk yerine kimliğin üzerinden kurgulayan bu çerçeve, Küresel Güney’i dışlamayı ve sömürgeci geçmişe duyulan özlemi meşrulaştırmayı amaçlar.
Monroe Doktrini’nin “arka bahçe” olarak gördüğü Latin Amerika’nın dışlanması da bu seçiciliği pekiştiriyor. Sömürgecilerin torunu retoriğiyle sömürge karşıtı hareketleri barbarlık diye kodlayan bu çizgi, Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” tezinin sertleştirilmiş bir versiyonuna yaslanıyor; restorasyon ise beyaz Avrupa-Atlantik merkezli bir dünya hiyerarşisinin yeniden tesisi anlamına geliyor.
Soyut uluslararası hukukun reddi ve güç politikasına övgü
Rubio’nun vizyonunda uluslararası hukuk, artık uyulması gereken kurallar bütünü olarak kabul edilmez. O, sadece barbarların arkasına saklandığı soyutlamalardan ibarettir. Birleşmiş Milletler ise Gazze, Ukrayna ve Venezuela gibi krizlerde tamamen etkisiz kalmış bir organizasyon olmaktan öte gidememiştir. Dolayısıyla Rubio’nun zihin dünyasında çözüm diplomatların süslü kelimelerinden ziyade Amerikan askeri gücünün çıplak gerçekliğinde yatar. Buradan yola çıkarak Rubio, Münih’te İran’daki nükleer tesislere Amerikan B2 bombardıman uçakları tarafından atılan 14 hassas bombayı ve Venezuela devlet başkanı Maduro’nun özel kuvvetler operasyonuyla sözde adalete teslim edilmesini birer başarı öyküsü olarak sunmaktan çekinmeyecektir.
Kısaca, Münih’te Rubio resmen orman kanunlarına geri dönüşü hiçbir hukuki gerekçe arkasına saklanmadan ilan etti. Rubio’nun ortaya koyduğu vizyona göre, eğer bir kurallar dizisi Amerikan çıkarlarına hizmet etmiyorsa, onların bir hükmü yoktur. İran’a yönelik hava saldırıları ve Venezuela’daki kaçırma operasyonu, uluslararası hukukun egemenlik ve dokunulmazlık ilkelerinin Trump yönetimi nezdinde artık bir hükmünün kalmadığının ilanıdır.
Trump’ın sözde Barış Planı ve tüzüğünde Gazze kelimesinin bir kez bile geçmediği sözde Barış Kurulu, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkını açıkça reddetmektedir. Rubio, muarızlarına karşı hukukun arkasına saklanmayacağını duyururken düşman ve/veya müttefik ayırt etmeksizin herkesi tehdit eden bir güç tiranlığı vizyonu sunar. Rubio ve içinde yer aldığı yönetim artık B2 bombardıman uçaklarının diplomasinin gerektiğinde devreye girmesinde bir sakınca görmeyecektir.
Yeni doğu Hindistan şirketi mi? Küresel güneyde pazar ve kaynak savaşı
Ekonomik düzlemde Rubio, Avrupa’ya Küresel Güney’in pazar payı için ortak bir mücadele teklif etti. Rubio kritik mineraller ve tedarik zincirleri üzerindeki kontrol arzusunu saklamıyor. Bu bağlamda onun için Küresel Güney eşit bir ortak olmaktan ziyade yağmalanacak bir kaynak deposu işlevini taşıyor. Rubio’nun vizyonunda bu coğrafya, sadece bir “pazar payı mücadelesi” ve “kritik mineraller üzerinde kontrol” alanı olmaktan öte gitmiyor.
Bu teklif, akıllara haliyle 18. yüzyılın meşhur ve acımasız Doğu Hindistan Şirketi’ni getirmekte. William Dalrymple’ın tarif ettiği, sociopath Robert Clive tarafından yönetilen ve tüm Hindistan’ı yağmalayan o kontrolsüz özel şirket yapısı, Rubio’nun özel sektör odaklı yeni emperyalizminde yeniden hayat buluyor. Trump yönetiminin kurduğu ve müttefiklerine dayattığı Barış Kurulu gibi yapılar, devletler arası diplomasinin yerini aile işletmesi mantığının aldığını gösteriyor.
Rubio’nun emperyal vizyonu, Küresel Güney ülkeleri için stratejik özerklik arayışını artık bir tercih olmaktan çıkarmakta ve bir hayatta kalma meselesi haline getirmektedir. Bu bağlamda Rubio’nun vizyonunda uluslararası hukukun “soyut kavramlar” olarak nitelendirilip devre dışı bırakılmasının egemen devletlerin kaynaklarına erişimde zorbalığa kapı aralayan mahiyeti de gözden kaçmamalıdır.
Hindistanlı yazar ve yorumcu Sanjaya Baru, Rubio’nun bu projesini “tarih öncesinden kalma” bir saçmalık olarak nitelemekte ve Hindistan gibi yükselen güçlerin bu çağ dışı sömürgeci vizyona boyun eğmeyeceğini vurgulamaktadır. Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ise benzer şekilde, Afrika ülkelerinin kendi şartlarında iş yapması gerektiğini hatırlatarak bu sömürgeci dile karşı uyarıda bulunmuştur.
Rubio’nun teklifi, Küresel Güney için bir ortaklık değil, teknolojik ve ekonomik bir bağımlılık tuzağıdır. Bu yeni doktrin, mevcut uluslararası kurumların ve hukuki normların tasfiyesini kaçınılmaz kılmaktadır.
Son kertede Münih’te ortaya konan restorasyon vizyonu, ilk aşamada Batı’nın dış dünyaya nasıl hükmetmek istediğini ortaya koyuyor. Ancak bununla yetinmeyerek kendi iç hiyerarşisini de yeniden kurgulamakta. Hukukun yerine gücün, evrenselliğin yerine kimlikçi bir sadakat rejiminin ikame edilmesi, transatlantik ilişkileri eşit ortaklık zemininden uzaklaştıracağı ve Avrupa’yı daha belirgin bir bağımlılık eksenine sürükleyeceği açıktır. Bu bağlamda emperyal restorasyon söylemi, Küresel Güney kadar Avrupa için de yeni bir statü tanımı anlamına gelir: Ortak mı, yoksa vassal mı?
Tam da bu nedenle tartışılması gereken mesele artık yalnızca Rubio’nun vizyonunun küresel düzende yaratacağı kırılmalardan ibaret değildir. Bu vizyonun; Avrupa’nın siyasal özerkliği, güvenlik mimarisi ve kimlik siyaseti üzerindeki dönüştürücü etkileri üzerine durmak gerekmektedir. Münih’te alkışlanan şey bir strateji değilse, bir rol teklifidir. Avrupa’nın önündeki asıl soru da burada düğümlenmektedir: Güç merkezli yeni düzende bağımsız bir aktör olarak mı konumlanacak, yoksa kendisine biçilen jeopolitik işlevi mi içselleştirecektir.
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Levent Baştürk / Diğer yazıları
Levent Baştürk yazdı: Epstein vakası, elit dokunulmazlığı ve liberal demokrasinin krizi
Levent Baştürk yazdı | Servet, güç, istihbarat ve dokunulmazlık: Jeffrey Epstein dosyasının anatomisi
Levent Baştürk yazdı | Ahmed eş-Şara: Cihattan devletleşmeye
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Haftanın diğer yazıları
Selim Kuneralp yazdı | Türk-Yunan sorunları: Uluslararası hukuk ne diyor?
Cevat Düşün yazdı: Takiyettin Mengüşoğlu ve insan felsefesi
Burak Cop yazdı: Avrupa deplasmanında kaz gibi yolunmak
Önder Özden yazdı: Hatanın kırılgan imkânı
Cevat Düşün yazdı: Yapay zeka atom bombasından daha mı tehlikeli?
Taner Akçam yazdı | MHP raporu ve Cumhuriyetin kurucu kodları
Kemal Can yazdı: Aksiyon müfettişliği
Tarık Çelenk yazdı: Niçin kategorik düşünüyoruz?
Gülener Kırnalı yazdı | Transatlantik ittifak ve Avrupa’nın geleceği masada: Münih’te neler konuşuldu?
Haftanın en popüler içerikleri
Ruşen Çakır yazdı | Mahir Çayan haklıydı: Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde
Tutuklu gazeteci Enver Aysever hakkında 3 yıla kadar hapis talebi
Gazeteci Alican Uludağ tutuklandı
Çözüm komisyonu ortak raporunda ne var, ne yok?
AKP’ye yakın Türkiye gazetesi duyurdu: LGBTİ+’lara hapis cezası geliyor
Aynı Yağmur Altında dizisinin yapım şirketi “domuz eti” sahnesini savundu: “Bağlamından koparılan tartışmalar inancımızı…
Ruşen Çakır yorumladı: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?
Çocuklara sosyal medya yasağı Türkiye’de nasıl uygulanacak?
Alican Uludağ’ın savunmasının tam metni: “Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın”
Orhan Veli Kanık’ın doğduğu ev satışa çıkarıldı
Medyascope'un günlük e-bülteni
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Medyascope'u destekle
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni
İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.
İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.
İşlenen Kişisel Verileriniz
İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:
İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi
Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi
Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi
Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi
Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,
Organizasyon ve etkinlik yönetimi
Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,
Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,
Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,
Sair tüm yasal yükümlülükler.
Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği
Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.
İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.
Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.
Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.
Kişisel Verilerin Saklama Süresi
Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
Kişisel Verilerinizin Güvenliği
Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.
Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları
Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.
6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:
• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.
Hak ve Talepleriniz İçin İletişim
Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.
“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.
Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.
Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.
Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.
Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.
