menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemal Can yazdı: Şimdi de İran’a saldırdılar

53 0
01.03.2026

Dünya  Hafta Sonu Yazıları

Son güncelleme: 1 Mart 2026 -

Kemal Can yazdı: Şimdi de İran’a saldırdılar

Aylardır beklenen gerçekleşti, İsrail ve ABD, İran’a saldırdı. Saldırıların ilk dalgasında İsrail’in “siyasi hedeflere”, ABD’nin ise “askeri hedeflere” yöneldiği görüldü. Uzunca bir süre devam eden belirsizliğin ardından, Hamaney ve bazı üst düzey İranlı yetkililerin bu saldırılarda öldürüldüğü açıklandı. Trump, İran rejimini sona erdirmeyi hedeflediklerini söyledi ve İranlıları fırsatı kullanmaya çağırdı. Yine beklendiği gibi İran da başta İsrail olmak üzere ABD üslerinin bulunduğu Bahreyn, BAE, Katar, Ürdün ve Suudi Arabistan (hatta Erbil) gibi noktaları da kapsayan misillemeler yaptı. Avrupa, ilk verdiği reaksiyonda “taraflara itidal” tavsiye ederken, İran’ın verdiği karşılıkları şiddetle kınamayı seçti. (İspanya hariç). İngiltere ve Körfez ülkeleri olayın fiilen içinde. Saldırıda hava sahasını kullanılan Şam yönetimi, sesizliğini İran misillemesini kınamak için bozdu. Erdoğan, İsrail kışkırtmasına bağladığı ABD saldırısını “esefle karşıladı” ama İran’ın cevabını “kabul edilemez” diye niteledi.

Henüz bilgiler çok taze, gelen haberler -uzun zamandır olduğu gibi- çoğunlukla tek taraflı, propaganda amaçlı veya fazlasıyla manipülatif. Mevcut bilgiler veya görünümler, alanda olup bitenleri, muhtemel gidişatı ve bunun aktörlerin pozisyonlarını nasıl değiştireceğini kestirmeye yetmiyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ekonomik sonuçları ve Körfez ülkelerinin vurulmasıyla tırmanan bölgesel çatışma riski çok sık dile getiriliyor ama kimse gelişmelerin yönü ve süresi için öngörü yapamıyor. Belki de Irak’ta ve Suriye’de gördüğümüz gibi sürecin çok kısa sürmesi zaten planlanmıyor olabilir, belki de son dönemin -önceden ayarlanmış- aşırı hızlı savaşlarından birini izliyoruz. Yalnız bırakılmışlık veya hızlı cevap kapasitesindeki zaafiyete rağmen İran’a saldırının -devlet başkanının kaçırılmasını hemen unutuveren- Venezuela gibi sonuçlanması pek kolay değil. Zamana yayılmış ya da kontrolü zorlaşmış bir sürecin yıpratıcı olacağına da şüphe yok. Ayrıca işin askeri kısmı ile siyasi etkileri farklı rotalar ve takvimler izleyebilir.

İlk görüntüler, erken refleksler

Saldırgan tarafın motivasyonu konusunda, senelerdir devam eden dizayn faaliyetleri ve aylardır gayet kaba biçimde dile gelmiş niyetler hiç yokmuş gibi, gizemli bir perde arkasından bahsediliyor. “Netanyahu kışkırtmış”, en yaygını. Trump’a kasetle şantaj yapıldığını söyleyenler bile var. İsrail böyle yapmaz mı? Yapar elbette. Ancak diğer aktörlerin hızla pozisyon almalarına bakınca, sıkıntılı bir oldubittiye ikna olmak biraz zor. Avrupa’nın -kendi sahasında (Münih’te) yediği küstahça ayara rağmen- sektirmeden hizaya gelmesi önemli bir işaret. İran’ın verdiği cevap karşısında kalabalık bir ekibin hemen “bunu kabul edemeyiz” korosu oluşturması, böyle bir kumpas ihtimaline hiç ihtiyat mesafesi bırakılmaması şüphe uyandırıyor. Birkaç gün önce Afganistan’a saldıran Pakistan’ın hemen “Suudi Arabistan’ın arkasındayım” demesi, Hürmüz Boğazı ve çatışmayı bölgeye yayma kartlarının fazla erken kullanılması gibi unsurlar dikkat çekici. Fakat bu son hamle için ister böyle kumpaslar kurulmuş, ister zamanlamayı istihbarat belirlemiş olsun; aylardır Trump’ın sürüklediği, yıllardır ABD’nin yürüttüğü sürekliliği görmemek imkansız. Bu sürekliliğin, “mükemmel büyük bir komplonun” kanıtı sayılması da gerekmiyor.

İran tarafına bakınca da kafa karıştırıcı iddialar söz konusu. En önemli meselelerden biri, başta Hamaney olmak üzere İran üst düzey yetkililerinin akibetinin uzun saatler boyunca belirsiz kalması. Bu durum, gayet normal bir enformasyon savaşına bağlanabileceği gibi; saldırının yakın hedefi, İran’ın cevap ve direnme kapasitesi hakkında farklı yorumlara ve elbette tahminlere de neden oluyor. Çünkü lider öldüğü için rejim hemen çözülmeyecek olabilir ama artık süreklilik arzeden bu kayıplar ve arkasındaki zaafiyet işleri hayli zorlaştırıyor. Zira “sokaklarda sevinç gösterileri” haberleri hemen dolaşıma girdi. Önceden hazırlanmış bir çözülme ya da işbirliği iddiaları bile var.

Bir başka mesele İran’ın Körfez ülkelerini hedef alarak çatışmaları bölgeye yayma hamlesini erkene alması. Bazıları bunu “intihar hamlesi” olarak yorumluyor, (sanki başlangıç noktasıymış gibi gösterip “geri zekalılık” diye yorumlayan profesörler çıkıyor) bazıları ise arabulucuları hızlandırma arzusuna bağlıyor. İran’ın -sürekli “daha aslı başlamadı” dediği- direnci veya cevabının dozu konusunda da birbirinden epey ayrışan yorumlar yapılıyor. “Direniş ekseni” romantizminin de işi zor artık.

Taraf seçmek çok kolay

İnsanlığın bulduğu en ahlak dışı ve yıkıcı eylem olan savaş söz konusu olduğunda, taraf ve tavır belirlemek aslında gayet kolay. Türkiye, 90’ların başından itibaren (1. Körfez Savaşı) bölgedeki farklı ülkelerde savaşın yarattığı yıkımı seyretti, bazı sonuçlarıyla doğrudan yüz yüze geldi. Uydurulan gerekçeler, daha söylenirken yalan olduğu bilinen iddiaların arkasındaki dolapları, bu ülke insanı seyirci koltuklarından değil kulisten izledi. Bugün anti emperyalizm şampiyonluğuna kalkanların “tezkerelerini” gördü. Ayrıca bu topraklarda -aslında her yerde-, bütün savaşların ve hatta oluşturulan geçici “statükoların”, emperyalizmin en açık saçık hesaplarıyla biçimlendiği, bu coğrafya halkları için tecrübeyle edinilmiş bilgi. Ancak bütün bu hakikatlere rağmen, son otuz-otuz beş yıldır bölgede yaşanan bütün çatışmaların ve savaş ihtimallerinin, kimi zaman “fırsat”, kimi zaman “tarihi mecburiyet” gibi gerekçelere bağlanarak politikleştirilmesine şahit olduk. “Bir koyup üç almaktan” bahseden, muhtemel imar ihalelerini maden bulunmuş gibi duyuran, hiç durmadan tarihi sorumluluk veya düşmanlıklardan söz açan, uluslararası alanı “ilke değil çıkar belirler” ya da “güvenlik önceliklerimiz böyle gerektiriyor” diyenler hiç eksilmedi.

Daha çok kısa bir süre önce Suriye’de olup bitenlerde iç politika hatlarının sınırı geçince nasıl başkalaştığını, dışarıda yaşananların içeriye nasıl çarpıtılarak taşınabildiğini çarpıcı örneklerle gördük.  Kimler kimlere madalya takmaya kalktı, kimler kimleri yolda bıraktı ve kimler olup biteni kendi tarafına ve başkasına farklı anlattı? Şimdi de İran konusunda bazıları genel geçer, “ne şiş yansın ne kebap” tarzı açıklamalar yaparak durumu idare etmeye çalışacak. Bazıları keskin tavırları büyük bir gürültüyle söyleyip, başkalarını en ağır ifadelerle suçlayacak. Bazıları en sunturlu küfürleri “siyaseten” söyleyerek gemisini yine aynı rotada tutacak. Kimileri en orta yolcu formülleri keşfedecek, kimileri asla “ama ya da fakat” kabul etmeyecek. Ancak siyasi aktörler ve onların sonuç alıcı pragmatizmine meftun taraftarları için; davranışlarına gerekçe üretmek, ateşin düştüğü yerdeki etkisi ya da ahlaki-ilkesel tutarlılıktan hep çok daha önemli olacak. Savaş sürerken ve sona erdikten sonra ibretlik sahneler göreceğiz.     

Fay hatları nereden geçer?

Bu saldırının ne kadar süreceği, ne kadar yayılacağı, hangi sonuçları doğuracağı ve elbette Türkiye’yi nasıl etkileyeceği tartışmaları devam edecek. Daha şimdiden -hatta epey önceden- senaryolar ve hazırlanılan pozisyonlarla ilgili zemin yaratma, meşruiyet uydurma faaliyetleri başladı bile. Çünkü İran meselesi, sadece bölgede tamamen değişen ve yeniden biçimlenecek uluslararası dengelerle sınırlı değil. Hem tarafların özellikleri hem de bu olayın Türkiye’nin siyasal-toplumsal gerilim hatlarıyla kesişmesi dolayısıyla çok daha katmanlı bir mesele. Mesela Kürtlerin ve diğer etnik grupların yeni durumda nasıl pozisyon alacakları, nasıl bir role soyunacakları (ya da itilecekleri), tıpkı Irak ve Suriye’de olduğu gibi önemli bir başlık. İran rejiminin ideolojik karakteri, bölge ve İslam dünyası için öngörülen yeni tasarımın mezhepsel dinamikleri de öyle. Bu başlıkların Türkiye’nin stratejik tercihleri yanında iç politik mücadeleye değen gayet güçlü tarafları var. Bu yüzden, ilk reaksiyonlarda bile  saldıran ve saldırıya uğrayan gibi gayet açık tercih öne çıkmıyor, siyasi ve ahlaki mutabakatlar kolay oluşmuyor.  

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, pek çok uluslararası meselede olduğu gibi iktidar muhalefet hattında da net blok tavırlardan ziyade, hem iktidar hem muhalefeti ortak kesen başka kırıklara neden olacak gibi görünüyor. Milliyetçilik perspektifi, mezhepsel hassasiyetler, ekonomik çıkarlar hatta -ne alakası var denilecek olsa bile- ittifak hesapları gibi pek çok faktör ve bunlara bağlı gayet sorunlu öncelikler, tıpkı Suriye’de olduğu gibi İran meselesinde de etkili. Hatta bu konuda anketler hemen devreye girdi. Tarikat şeyhleri açıklamalar yapmaya başladı. Astrologlardan görüş alanlar, spor yorumcusuna savaş düzeni soranlar oldu. Bir saldırı olasılığı yüzünden İncirlik’ten canlı yayın soruşturma nedeni sayıldı, yine gazetecileri gözaltına aldılar. Yayın kuruluşları “milli yayıncılık” bildirileri çıkardı. Böyle zamanlar siyasi veya ahlaki kavramların rastgele ve keyfi kullanımına da tavan yaptırıyor. Anti emperyalizm iddiasının bile herkes için aynı şeyi ifade etmediği, kullanım yeri ve biçimi itibarıyla içerik değiştirdiği hatta sadece başkasını suçlamak için kullanıldığını görüyoruz. Durmadan ahlaktan bahseden namussuzları ya da kendine yetecek kadar olmayan akıllarını dağıtanları görüyoruz.

Hamaney’i CIA buldu, İsrail öldürdü: New York Times, İran saldırısının perde arkasını yazdı

Ruşen Çakır yazdı: İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu

Gülener Kırnalı yazdı | Patlayan savaş ve önümüzdeki 5 kritik soru: Bundan sonra ne olabilir?

Hamaney İran-ABD İran-İsrail

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Kemal Can / Diğer yazıları

Kemal Can yazdı: CHP’nin ablukaya cevabı

Kemal Can yazdı: Aksiyon müfettişliği

Kemal Can yazdı: Bitmeyen CHP ablukası

Kemal Can yazdı: Hatanın bedeli payından fazla

Kemal Can yazdı: Suriye’de olanın adını koymak

Kemal Can yazdı: “Halep oradaysa arşın burada”

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Gülener Kırnalı yazdı | Patlayan savaş ve önümüzdeki 5 kritik soru: Bundan sonra ne olabilir?

Berrin Sönmez yazdı: Savaş gündeminde barışın hayali ve imkânı

Faik Öcal yazdı | Yaşar Kemal ile “Yolda” olmak: Çocuk ve emek

Recep Karagöz yazdı: Kutsal devlet, hesap vermeyen iktidar demektedir

Aslı Tunç yazdı | Sirāt: Çölde mistik bir yolculuk

Yener Orkunoğlu yazdı: Ulus ve devlet arasındaki diyalektik çatışma

Gökhan Bacık yazdı | Bir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?”

İsmail Fatih Ceylan yazdı: 28 Şubat’ta Erbakan ve Fethullah Gülen

Tarık Çelenk yazdı: Bir 28 Şubat yazısı

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı | Bir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?”

Ukrayna‑Rusya savaşının 5 dönüm noktası

Ruşen Çakır yazdı: İranlı spiker Hamaney ile birlikte rejimin de öldüğünü tüm dünyaya duyurmuş oldu

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü

Cihan Ataş yazdı | Romantizmin sisinde bir saplantı hikâyesi: Uğultulu Tepeler neden hâlâ büyülüyor?

CIA ve MI6 işgali aylar önceden öğrendi, ancak savaş yine de durdurulamadı

Devlet Bahçeli: “Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?”

Devrimden, gücünün en zayıf noktasına: İran’ın dini lideri Ali Hamaney kimdir?

Transatlantik: Trump’ın kongre konuşması | İran konusunda belirsizlik sürüyor | Gazze’de son durum

Ruşen Çakır yorumluyor | Tanıdığım Graham Fuller

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope