menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Nurcular 12 Eylül paşalarını nasıl etkiledi?

12 1
25.01.2026

Kenan Evren 12 Eylül darbesinden sonra Van’da yaptığı ilk mitingde beklemediği kadar büyük bir kalabalık görünce şaşırmış, artık her şehirde miting yapmaya başlamıştı. Evren konuşmalarında dinden, İslam’dan, Kur’an’dan, kendisinin de hoca çocuğu olduğundan bahsediyor, ayetler, hadisler okuyordu. Bu da bazı tarikat ve cemaatler başta olmak üzere, muhafazakâr kesimin çoğunu memnun etmişti.

Cemaat ve tarikatlarda 12 Eylül’e darbe olduğu için karşı olanlar vardı, ama çoğunluk zamanla “korkulacak bir darbe değilmiş” anlayışına gelmişti. Dönemin en büyük Nurcu grubu Yeni Asya cemaati de bu konuda ikiye bölünmüş gibiydi.

Gerçi Erbakan’ın parti kurması nedeniyle gazetenin Demirel’i savunup Erbakan’ı sürekli eleştirmesi, Kutlular’ın Demirel’in adamı gibi hareket etmesi, Anadolu’daki Nurcu tabanın bir kısmını bazı ağabeyler önderliğinde bu yapıdan ayrı hizmet anlayışını tercih etmesine yol açmış, cemaatte ayrılıklar oluşmaya başlamıştı.

1977 seçimlerinde bazı Nurcuların Demirel’in mitinglerine katılarak “Nurlu Demirel” pankartları taşıması rahatsızlık veriyordu ve Said Nursi’nin has talebeleri saff-ı evveller, Mustafa Sungur, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayram, Abdülkadir Badıllı, Hüsrev Altınbaşak, Mehmet Feyzioğlu, Said Özdemir gibi önemli isimler Yeni Asya gazetesinden ve o cemaatten uzak duruyorlardı.

Kutlular ekibi, bu tarzın Zübeyri tavır olduğunu söylerken, ağabeyler “Bizim işimiz Risale okutmak, tanıtmak, siyaset çığırtkanlığı yapmak değil” diyorlardı. Erzurumlu Mehmet Kırkıncı Hoca ve o dönemde sadece Fethullah Hoca diye anılan Fethullah Gülen grupları da aynı düşüncelere sahip olmaya başlamıştı.

Yeni Asya Üç Mehmetlerin (M. Kutlular, M. Fırıncı, M. Birinci) kontrolündeyken, diğerleri dershane açmak, mahallelerinde dershane yurt inşa etmeyi tercih ediyordu.

Bu gelişmeler Yeni Asya ekibi için kaygı vericiydi. Çünkü bütün cemaat yardımlarının, maddiyatın, desteğin merkeze yapılması gerekirken, herkes kendi bölgesinde imkânlarını kullanıyor, merkeze yardım etmek bir yana, gazeteyle, İstanbul’la, merkezle bağı zayıflıyor, gazete ve yayınevi güç durumda kalıyordu.

Kutlular, bu işe ön ayak olan iş adamı Orhan İnanöz’e karşı çıkınca, meydana gelen gerilim iki tarafın gruplaşmasına yol açtı. Bahçelievler grubu da denilen Orhan İnanöz ekibine, Abdülvahid Mutkan, Ahmet Şahin, Osman Demirci ve bazı Nur müdebbirleri de dâhil olunca, Yeni Asya’dan bir kopma daha meydana gelmişti.

Mehmet Kırkıncı, hepsiyle irtibatı olan ve sözü geçen isimdi. Kırkıncı Hoca ve hep yanında olan eski AP milletvekili Osman Demirci sakallı olan nadir Nurculardandı. Nurcular genelde sakalsız olmayı tercih ederken Mehmet Kırkıncı o koca sakalıyla, her mecliste itibar gören ve etkili olan bir isimdi. Fethullah Gülen’i cemaate o kazandırmıştı. Demirel ile çok yakın görüştüğü ve Demirel’in de ona hürmet gösterdiği biriyken, son zamanlarda Demirel’i samimi bulmamaya başlamıştı. Onun bu tavrına ve Bahçelievler ekibine yakın duruşundan rahatsız olan ve yayımlanması için gönderdiği yeni kitaplarını basmama kararı alan Yeni Asya’ya karşı da artık mesafeliydi.

Erzurum’da eşkıya tipli insanların, Samandağ Alevilerinin ve Suriye Nusayrilerinin ortalıkta göründüğü, Kırkıncı Hoca cemaatinin ileri gelenlerini öldürecekleri söyleniyor, bir tedirginlik yaşanıyordu. Gerçekten de takip edenler olduğu anlaşılınca garnizon komutanından yardım istenmesi gündeme geldi. Daha önce polis ve jandarmadan muzdarip olan Erzurum cemaati, şimdi askerden yardım isteyecekti. Nurcular tarihinde bir ilkti bu.

Mehmet Kırkıncı Hoca’nın kardeşi Musa Kırkıncı ile Ahmet Polat garnizona gidip komutana durumu anlattılar. Garnizon komutanı Nurcu bir cemaatin kendilerine gelmesine şaşırsa da, onları çok iyi karşılamış, yer göstermiş ve onlara koruma tahsis etmişti.

Bu gelişmelerden kısa bir süre sonra 12 Eylül darbesi gerçekleşti.

İstanbul merkezli Yeni Asya 12 Eylül’ü öfkeyle karşılarken, Erzurum grubu sevinçle karşıladı. Selimiye yurdunda anarşistlerin takipleri ve tacizleri yüzünden huzursuz gece geçiren Kırkıncı Hoca, sabah namazına hazırlanırken aldı darbe haberini. Vahdet, “Müjde Hocam ihtilal oldu” diye verdi haberi.

Osman Demirci Hoca:

“Nasıl bir ihtilal?” diye sordu.

“Nasıl olursa olsun. En kötü ihtilal şartları bile bu hâlden iyidir” diye karşılık verdi Kırkıncı Hoca.

Radyodan “Arş ileri!” marşını duyunca, çalan marştan “Güzel bir ihtilal” olduğu kanaatine vardılar. Konuşmaya başlayan Evren’in sözlerinden, darbenin sola ve anarşiye yönelik olduğu hükmü verdiklerinde iyice rahatladılar.

Yeni Asya grubu darbeye karşı tavır alırken, diğer Nurcular Kırkıncı Hoca’nın önderliğinde karşı tarafta yer almıştı. Daha önceden gelen kırgınlıklar, artık ayrı saflarda yer almaya yönelik bir ayrışmaya dönüşmüştü.

Kırkıncı Hoca ortaya koyduğu tavrı anlatabilmek için geziye çıkmaya karar verdi ve yanına birkaç talebesini alarak yola koyuldu. Kars, Ardahan, Ağrı, Iğdır Kırkıncı Hoca’nın yanında bir tavır sergiliyordu. Bayburt, Gümüşhane ve çevresindeki iller de benzer tavır içindeydi. O yüzden Rize’ye yöneldi.

“İhtilal memleketin hayrına olmuştur,” dedi Risale dersinden sonra. “Bu ihtilal yapılışıyla değilse de, netice itibarıyla faydalı olacaktır. Daha önce bir sel gelmiş tarlamızı taşlarla doldurmuştu. Şimdi bir sel daha geldi, o taşları sürükleyip götürdü. Yani tarlamız temizlendi. Açıkça desteklemeseniz bile, aleyhinde bulunmayın. Bu hizmetimizi onların hışmından kurtaracak.”

Trabzon’a geçtiğinde, ihtilalcilerin Bediüzzaman’ın müjdelediği ordu olduğunu söyledi. Giresun, Ordu, Samsun, Ankara, Bolu, Düzce, İzmit gezilerinden sonra İstanbul’a geldi.

Ali Demirel’in evinde yapılacak hususi bir istişarede müzakere edileceğini duyunca o toplantıya katıldı. Bahçelievler ekibi diye anılan Orhan İnanöz, Osman Demirci, Abdülvahid Mutkan, Ahmet Şahin Hoca gibi Kırkıncı’yı destekleyen ekip de vardı. İstanbul ekibinin yanı sıra, Sungur, Hüsnü ve Bayram gibi........

© Medyascope