menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Mustafa Kemal ile Lawrence’ın savaşı

44 0
26.04.2026

Son güncelleme: 26 Nisan 2026 -

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Mustafa Kemal ile Lawrence’ın savaşı

Birinci Dünya Savaşı’nda Filistin bölgesinde Osmanlı ile savaşan İngilizlerin en büyük amacı bir an önce Kudüs’ü ele geçirmek ve büyük bir moral kazanmaktı. Osmanlı Ordusu’nun Filistin cephe hattı 1918 ortalarında Amman’dan başlıyor, Yafa şehrinin biraz kuzeyinden geçerek Akdeniz’e uzanıyordu. Yaklaşık 90 km’lik hattı adları “ordu” olsa da tümen büyüklüğündeki mevcutları 7000-8000 arasında değişen 3. Ordu tutuyordu.

Filistin’de konuşlu İngiliz Mısır Seferi Kuvveti’nin komutanı General Allenby Birüssebi ve Gazze’yi ele geçirdikten sonra, Kudüs’ü fethetmek için plan yaptı. Allenby Şeria ırmağının hemen doğu ve batısından aldatma saldırıları yapıp Türk tarafının dikkatini buraya çekmek, daha sonra da denize yakın dar bir hat üzerinden Türk hatlarını yarıp geçmeyi düşünüyordu. Bunun için Şeria ırmağı taraflarında yüzlerce tahta at maketi yaptırıldı. Sahte kamplar kuruldu. Karşı tarafa askeri hareketlilik hissi vermek için Kudüs’ten yüzlerce asker kamplara gidip geliyordu. Yeni gelen uçaklarla hava filosu genişletildi. Sayısı azalmış Osmanlı -Alman uçaklarına keşif imkânı ellerinden alınmış olduğu için, Allenby’nin bu hazırlıkları Yıldırım Orduları’nda İngilizlerin büyük saldırısının Şeria nehri tarafından olacağı düşüncesi oluşmuştu.

Osmanlı’ya bağlı olan Araplar, Şam’ın başındaki ünlü İttihatçı Cemal Paşa’nın zorla Türkleştirme çabalarına, aşağılamalarına, köpeklere Arap demesi gibi davranışlarına maruz kalmışlardı. Cemal Paşa bununla da yetinmemiş Şam’daki İslam âlimlerinin genç kızlarını konağına getirtmiş, alkol içmeye zorlamış, yüzlerce Arap aşiret liderlerini idam ettirmişti. Cemal Paşa’nın bu yüz kızartıcı olayları bütün Arap âlemine hızla yayılmış, “Osmanlı artık bozulmuş, İslami yoldan çıkmış, İngilizlerden daha gavur olmuş” propagandalarıyla Araplar, Osmanlıya düşman yapılmıştı.

Özellikle Hicaz’da Şerif Hüseyin söylenenlere inanarak, Lawrence’in tesirine kapılmış ve Osmanlı aleyhinde, İngilizlerin müttefiki olmuştu. Arapların çoğuna göre, İngilizler İslam’a daha saygılıydı.  

İngilizlerin ana saldırısından önce 16 Eylül’de şimdi Ürdün sınırları içerisinde bulunan Azrak’ta toplanan Şerif Hüseyin’in küçük oğlu Faysal komutasındaki Osmanlı’dan kaçan Arap subay ve askerler ve çeşitli bedevi kabilelerinden oluşan Arap Kuzey Ordusu birlikleri Dera’ya saldıracaktı.

Faysal’ın danışmanı “Arabistanlı Lawrence” Faysal ile Allenby arasında büyük saldırı öncesi mekik dokuyordu. Lawrence Bedevilere öncülük edecek, şimdiki Ürdün topraklarında konuşlu Osmanlı 4. Ordusu’nun gerilerine sızacak, demiryolu hatlarına sabotajlar düzenleyecekti. Saldırı öncesi Faysal’ın bölgedeki tüm Arap kabilelere çağrısı büyük yankı bulmuştu. Dürzi Nuri Şalan’ın aşireti başta olmak üzere, o döneme kadar Osmanlı tarafında görünen ya da tarafsız kalıp ikili oynayan aşiretlerin çoğu Faysal ve İngilizlerin tarafına geçmişti.

Gerçek “Arap İsyanı”nın 16 Eylül 1918’de Faysal’ın çağrısıyla başladığı söylenebilir. 4. Ordu Komutanı Mersinli Cemal Paşa saldırıdan önce Faysal’a gizlice aracı göndererek vazgeçirmeye çalışmıştı. Faysal ise Osmanlı İmparatorluğu ile Araplar arasındaki ilişkinin Bavyera-Prusya modelini örnek göstermiş, anlaşma kapısını açık bırakmış ancak Mersinli’nin tüm çabaları İstanbul’un zamanında cevap vermemesi yüzünden boşa gitmişti.

Allenby’nin asıl amacı süvarilerle Osmanlı Ordusu’nun süratle geri hatlarına geçmek, Nasırıye’deki Yıldırım Orduları karargâhını ele geçirmek, demiryolu ana ulaşım hatlarını kesmek, aynı zamanda ordular arası haberleşmeyi engellemekti. Bu nedenle sahil tarafını tutan Cevat Paşa yönetimindeki 8. Ordu’nun 8000 Tüfek, 120 topuna karşı 54.000 piyade askerinin 35.000’nini, ayrıca 9000 süvari, 400 topluk büyük bir gücü yığmıştı. Kuzeyden Güneye Nasıra, Afula, Sebastiye ve Mesudiye’nin ele geçirilmesi ilk hedefti. Piyade tümenleri batıdan doğuya Türk birliklerini sürerken süvariler kuzeyden Şeria vadisine olan geri çekilme hatlarını tutacaktı. Bu hedef elde edildikten sonra Türk kuvvetleri kuşatılacaktı.

Mustafa Kemal yine 7. Ordu’da

Bir gün sonra cephe hattının ortalarında İngiliz 20. Kolordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın 7. Ordusunun cephesine iki gün süren saldırılarda bulundu. Mustafa Kemal Paşa, daha önce istifa ederek İstanbul’a gitmişti. Ancak Osmanlı padişahı onu tutuyordu. Kısa bir süre Genel Karargâh’ta görev aldıktan sonra, veliaht Vahdettin Efendi’nin maiyetinde Alman Umumî Karargâhını ve Alman Cephelerini ziyaret etmek üzere Almanya seyahatine iştirak etmişti. 15 Aralık 1917-4 Ocak 1918 arasını kapsayan bu seyahat esnasında Alman askeri çevrelerinde incelemeler yaparak, Alman İmparatoru II. Wilhelm ve devrin tanınmış komutanlarıyla görüşmüştü. 20 gün süren Almanya seyahatinden İstanbul’a döndükten bir süre sonra böbrek rahatsızlığı nedeniyle Viyana ve Karlsbad’a giderek tedavî gördükten sonra General Falkenhein’in yerine Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na getirilmiş olan General Liman von Sanders’in emrindeki 7. Ordu’ya Ağustos 1918’de tekrar komutan olmuştu.

İngiliz 20. Kolordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın 7. Ordusunun cephesine iki gün süren saldırılarda bulununca Yıldırım Orduları karargâhı artık büyük İngiliz saldırısının sol yanından geleceğine ikna olmuştu. Bu sırada beklenmedik bir gelişme olmuş, 16 Eylül 1918’de Hintli Müslüman bir çavuş kaçarak Türk hatlarına sığınmıştı. Hintli Müslüman sorgulamasında uzun zamandır beklenen İngiliz saldırısını 19 Eylül sabahı başlayacağını söylüyordu. Üstelik saldırı Yıldırım Orduları’nın beklediğinin aksine, Şeria nehri tarafından değil sahil tarafından olacaktı. Cevat Paşa Nasıra’daki genel karargâha bunu bildirdi ama bunu İngilizlerin yeni bir aldatması olacağını değerlendiren Liman Paşa inanmadı. Liman Paşa düşmanın Şeria nehri vadisinden saldırarak Türk Ordusu’nu ikiye ayırmayı planladığını düşünüyordu. Bir yıl önceki Birüssebi saldırısı öncesi yaşanan çanta hilesi nedeniyle, bu bilgiyi yanıltıcı bulmuştu. Ne var ki Hintli Çavuş’un verdiği bilgiler doğruydu.

Megiddo – Armageddon savaşı

Yabancı tarihçilerin Osmanlı Yıldırım Orduları Karargâhı’nın bulunduğu Nasıra’ya yakın, Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında Kıyamet Savaşı’nın gerçekleşeceğine inanılan Megiddo tepesine atfen “Megiddo Savaşı” ya da “Armageddon-Mahşer Günü Savaşı” olarak adlandırdığı saldırı 19 Eylül 1918’de başladı ve o gün Türk askeri tarihinin en kara günlerinden birisi yaşadı.

Saat 04.30 sıralarında kısa bir bombardımandan sonra Allenby, takviyeli bir kolordu ile deniz tarafından 8. Ordu’nun tuttuğu 20 km’lik bir hattan saldırıya geçti. Saat 07.00 sıralarında cephe yarıldı, üstüne üstlük Afule’deki Yıldırım Orduları karargâhının haberleşme istasyonu hava bombardımanıyla tahrip edildi. Nasıra’daki Liman von Sanders Paşa’nın tüm ordularla bağlantısı kesilmişti. Nasıra’daki Yıldırım Orduları Grubu karargâhı sağ yanının imha olduğunu sol yanının açıkta kaldığını öğleye doğru öğrendiğinde iş işten geçmişti.

Cephenin çöktüğünden iki saat sonra haberdar olan Liman von Sanders Paşa, eldeki son ihtiyatları da kullanmıştı. İngiliz ve Hint piyade birlikleri hemen sağa çark edip Nablus’a doğru ilerlerken General Henry Chauvel’in süvari tümenleri açılan gedikten süratle içeri daldılar. Süvari tümenlerinin görevi Nasıra, Nablus ve Esdrelon ovasının kuzey çıkışlarından ilerleyip Nasıra’daki Yıldırım Orduları genel karargâhını basmak, Bisan’a da ilerleyip Şeria nehrine giden yolları tutmaktı.

20 Eylül 1918 sabaha karşı General Kelly komutasındaki İngiliz süvari kolu Yıldırım Orduları karargâhının bulunduğu Nasıra’ya girdiler. Hedef Liman Paşa’yı bizzat ele geçirmekti. Ancak Liman Paşa ve etrafındaki birlikler ilk İngiliz saldırını püskürttü. Liman Paşa maiyeti öğlen Nasıra’dan Taberiye’ye doğru ayrıldı. İngiliz süvarilerinin ilk anda Liman Paşa’yı yakalayamamasında karargâh binalarını karıştırıp zaman kaybetmelerine ve Sanders’in elden kaçırılmasına Allenby çok sinirlenmiş, komutanlarını azarlamış, General Kelly’i görevden almıştı.

Oysa Allenby’nin saldırısından en çok etkilenen 8. Ordu’nun neredeyse % 90’ı imha olmuş, binlerce kişi esir düşmüştü. İngiliz ve Hint birlikleri 7. Ordu’nun geri hatlarını tehdit ediyorlardı. İngiliz süvari kolordusu Türk ordularının kuzeye giden tüm yollarını kesmişti. Nasıra’da baskına uğrayan genel karargâhtan haber alınamıyordu. Geç kalınması durumunda sağ yanı ve kuzey tarafı açık kalmış 7. Ordu’nun da aynı akibete uğraması kaçınılmazdı. Mustafa Kemal 20 Eylül saat 13.45 geri çekilme emrini vermiş, aynı günün akşamı geri çekilme işlemi başlamıştı.

“Bu İngilizler bize cigara da içirtmeyecekler”

İngiliz süvarileri Şeria nehrinin en önemli geçiş noktalarını tuttukları için 7. Ordu karargâhının, Ali Fuat Paşa ve İsmet Paşa komutasında kolorduların hedefi Vadi Fara yoluyla Şeria nehrine ulaşmaktı. 4. Ordu’nun yardım için gönderdiği 3. Süvari tümeni Bisan geçidini tutmakta geç kalmıştı.

Birinci Dünya Savaşı’nın en ağır hava bombardımanlarından biri bir nevi “mahşer” vadisine dönen Vadi Fara’ya yapılacaktı. Mustafa Kemal, hava bombardımanları sırasında “Yahu bu herifler bize cigara da içirtmeyecekler” diyordu. Yol üzerindeki aşiretler genellikle düşmanca tutumla yiyecek içecek konusunda çekingen davranırken Evun’da Aşiret şeyhi Şeyh Mahmud geri çekilen 7. Ordu’ya büyük yardımda bulundu.

Şeria nehrinin öte tarafına geçilmek zorundaydı. 25 Eylül öğle vakti son kalan 7. ordu birlikleri de İngiliz süvarileri ve Bedevilerin saldırısına uğrasalar da 50-60 metre genişliğinde suları delice akan Şeria nehrinden karşı kıyıya geçmeyi çok zor da olsa başardılar. Manzara korkunçtu. Piyade silâhlarının kurşunları ve düşen top mermileriyle kumlar havalanıyordu. Süvarisiz atlar, eşekler, ürkmüş develer etrafta başıboş bir şekilde koşuşturup duruyorlar, onların arasında askerler bir siper bulmak için can havliyle sağa sola koşuyor, bir kısmı vurulup düşüyordu.

Kayıplar vererek Nablus civarından çekilen ve Şeria nehrini güçlükle geçen Mustafa Kemal Paşa’nın maiyeti, yine ağır kayıplar veren Mersinli Cemal Paşa’nın 4. Ordu karargâhı ve ordusu neredeyse imha edilmiş Cevat Paşa 26 Eylül’de Dera’da buluştular. Cephenin çökmesinden sonraki ilk kriz toplantısıydı bu. Mustafa Kemal Paşa Mersinli Cemal Paşa’ya birliklerin tamamen dağıldığını, iki ayrı ordu halinde kalma yerine, ikisinden birinin komutası altında birleştirilmesini önerdi. Cevat Paşa’nın elde kalan tek sağlam birliği Von Oppen yönetimindeki Asya Kolu’nu Liman von Sanders Şam’a çağırdığı için 8. Ordu’nun herhangi bir katkısı olamazdı. Mustafa Kemal Paşa’nın önerisi Mersinli Cemal Paşa tarafından kabul edilmedi.

Dera–Şam yolu son derece zor şartlarda düzensiz bir şekilde geri çekilmeye çalışan Türk birlikleriyle........

© Medyascope