menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülener Kırnalı yazdı: Sıkışan Trump’ın içerideki seçim kumpasları

5 0
29.03.2026

Son güncelleme: 28 Mart 2026 -

Gülener Kırnalı yazdı: Sıkışan Trump’ın içerideki seçim kumpasları

ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı bir ayı geride bıraktı. Savaş ilerledikçe ve Trump yönetimi, İsrail’in güdümüyle girdiği bu savaştan istediği “zafer”i elde edemedikçe, devasa ölçekteki küresel ekonomik maliyetlerle birlikte savaş bütünüyle Trump’ın ayağına dolanmış durumda. 

Savaşın önümüzdeki günlerde ve haftalarda nereye evrileceği belirsizliğini korusa da, mevcut hâliyle Trump’a çıkardığı maliyetler hem dünya kamuoyu hem de ABD iç kamuoyu açısından son derece görünür bir hâl aldı. Keza, bu hafta açıklanan iki önemli anket de Trump açısından oldukça vahim bir tabloyu gözler önüne seriyor.

İran savaşına dair bütün haberlerimizi buradan okuyabilirsiniz.

Trump’ın anketlerde yaşadığı büyük şok

ABD siyaseti açısından en güvenilir ve en çok referans gösterilen periyodik anketlerden biri olan Reuters/Ipsos’un son verilerine göre Trump’ın onay oranı %36’ya gerileyerek ikinci başkanlık döneminin en düşük seviyesine indi. Benzer şekilde ABD halkının yalnızca %35’i İran’a yönelik saldırıları desteklerken, %61’i karşı çıkıyor.

Bu anketin belki de en çarpıcı bulgusu, İran savaşının küresel enerji piyasalarını alt üst etmesiyle birlikte yarattığı ekonomik sonuçların doğrudan kamuoyu algısına yansımış olması. Trump’ın ekonomiyi yönetme performansına verilen destek dramatik biçimde düşerek %29’a kadar gerilemiş ve bu oran iki başkanlık dönemi içindeki en düşük seviye.

Öte yandan Trump’a yakınlığıyla bilinen Fox News’in yayımladığı ankette de benzer bir tablo ortaya çıktı -ki sanırım bu veriler Trump’ın asabını daha da bozmuştur. Bu ankete göre seçmenlerin %64’ü Trump’ın İran savaşındaki performansını onaylamıyor, %58’i ise ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesine karşı çıkıyor. Savaşın gidişatına ilişkin olarak da seçmenlerin çoğunluğu (%52) işlerin kötüye gittiğini düşünüyor.

Bu verilerin ne anlama geldiğini ve kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump ve Cumhuriyetçiler açısından nasıl bir tablo ortaya koyduğunu, Toplum ve Siyaset’in bu haftaki bölümünde University of Washington’dan siyaset bilimci Dr. Aslı Cansunar ile ele aldık; izlemenizi öneririm.

Trump’ın bu ara seçimlere hayati bir önem atfettiğini biliyoruz. Zaten aylardır Venezuela operasyonundan İran savaşına uzanan dış politika hamlelerinin bu seçimlerle doğrudan bağlantılı olduğunu yazılarımda vurguluyorum. Nitekim Trump da ocak ayında Cumhuriyetçi Kongre üyelerine yaptığı bir konuşmada, “Kasım seçimlerine iyi çalışın, çünkü kaybedersek Demokratlar beni azleder” minvalinde dert yanmış ve açık bir uyarıda bulunmuştu.

Bu seçimleri bir tür hayat memat meselesi olarak gören Trump ve Trumpçılar, aylardır dünya gündeminin merkezine yerleşen hoyrat, sert ve şiddet dozu yüksek hamlelerin -ve herkesi yakan kocaman bir savaş başlatmanın- yanı sıra, Kasım seçimlerini kazanmak için yasal ve siyasal gücü zorlayarak seçimi kendi lehlerine çevirmeye yönelik bir dizi tartışmalı düzenlemeyi hayata geçirmek için yoğun bir çaba içinde. Şimdi gelin, Trump’ın ve onun çizgisindeki Cumhuriyetçi elitlerin kasım seçimleri ve sonrası için kurguladıkları “seçim mühendisliğine” bakalım.

SAVE Yasası: “Bu yasa geçerse Demokratlar yıllarca kazanamaz”

ABD’de son dönemde seçim mühendisliği (ya da isterseniz seçim kumpasları da diyebilirsiniz) tartışmalarının merkezine yerleşen düzenlemelerden biri de Safeguard American Voter Eligibility Act (Seçmen Uygunluğunu Güvence Altına Alma Yasası), kısa adıyla “SAVE Act”. Cumhuriyetçilerin öncülüğünde gündeme getirilen bu yasa tasarısı, kağıt üzerinde seçimlerin bütünlüğünü korumayı ve vatandaş olmayanların oy kullanmasını engellemeyi amaçlıyor gibi görünse de, içerdiği düzenlemeler itibarıyla seçmen erişimini ciddi biçimde daraltabilecek yeni bir Cumhuriyetçi stratejiyi çerçeveliyor. 

SAVE Act’in temel hedefi, federal seçimlerde oy kullanabilmek için vatandaşlığın resmî belgelerle kanıtlanmasını zorunlu hâle getirmek. Bu kapsamda seçmen kaydı sırasında pasaport ya da doğum belgesi gibi doğrudan vatandaşlık kanıtı sunulması gerekiyor; ehliyet gibi yaygın kullanılan belgeler ise artık yeterli sayılmıyor. Dahası, yalnızca ilk kayıt değil, adres değişikliği gibi rutin güncellemeler dahi yeniden belge sunma yükümlülüğü doğuruyor.

Mevcut sistemde seçmenler vatandaş olduklarını beyan ederek kaydolabiliyor ve yanlış beyanda bulunmak ciddi cezai yaptırımlara tabi. SAVE Act, bu sistemi fiilen ortadan kaldırarak süreci daha bürokratik, daha maliyetli ve dolayısıyla daha dışlayıcı hâle getirme niyetinde. Bu da özellikle düşük gelirli gruplar, azınlıklar, gençler, yaşlılar ve belge uyumsuzluğu yaşayan kadınlar açısından oy kullanmayı zorlaştırabilecek bir mekanizma yaratıyor. Dolayısıyla, her ne kadar iki partinin de seçmen kitlesini içeren geniş bir etki alanı olsa da bu düzenlemenin açık hedefi kuşkusuz, Demokrat Parti’nin yoksul ve kırılgan seçmen grupları ve bu grupların yoğun bir şekilde yaşadığı kritik büyük eyaletler.

SAVE Act’in siyasi serüveni de en az içeriği kadar dikkat çekici. Tasarı ilk olarak 2025 başında Kongre’ye sunuldu ve aynı yıl Temsilciler Meclisi’nden geçti; ancak Senato’da gerekli çoğunluğu sağlayamadığı için tıkandı. Buna rağmen geri çekilmedi ve 2026’da “SAVE America Act” adıyla yeniden gündeme getirildi. Bu süreklilik, Cumhuriyetçi Parti içinde sistematik biçimde sürdürülen bir seçim mühendisliği hattı olduğunu açıkça gösteriyor. Ancak burada kritik olan yalnızca yasanın geçip geçmeyeceği değil, Trump’ın bu tasarıyı nasıl konumlandırdığı. 

Son aylarda SAVE Act, Trump’ın en öncelikli siyasi hedeflerinden birine dönüşmüş durumda. Şubat ayında Kongre’ye açık çağrı yaparak yasanın derhal geçirilmesini istedi; İran savaşı sürecinde ise işi şantaja dönüştürerek “SAVE Act geçmeden hiçbir yasayı imzalamam” noktasına kadar taşıdı. Trump bu yasayı yalnızca teknik bir seçim düzenlemesi olarak değil, aynı zamanda bir “ulusal güvenlik meselesi” olarak çerçeveliyor ve İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bütçesiyle ilişkilendirerek siyasi pazarlık konusu haline getiriyor. Daha da önemlisi, Senato’daki “filibuster” kuralının kaldırılması çağrısında bulunuyor. Filibuster, Senato’da azınlığın yasaları bloke edebilmesini sağlayan ve çoğu düzenleme için 60 oy barajı yaratan kritik bir mekanizma. Trump’ın hedefi bu eşiği fiilen ortadan kaldırarak, basit çoğunlukla bu tür tartışmalı seçim yasalarını (ve daha bir dizi yasayı) Senato’dan geçirebilmek. 

Yani mesele yalnızca bir yasa değil; Trump’ın seçim kurallarını değiştirmek için önündeki kurumsal frenleri -Senato dengeleri, uzlaşma zorunluluğu ve azınlık hakları gibi mekanizmaları- aşma çabası. Nitekim bu ısrarının arkasındaki motivasyonu ise bir konuşmasında -tüm Trump açıklığıyla- şu şekilde ifade etti: “Bu yasa geçerse Demokratlar yıllarca kazanamaz.”

Yüksek Mahkeme’deki “postayla oy kullanma” tartışması

ABD’de seçim sisteminin kritik unsurlarından biri olan postayla oy kullanma, özellikle son yıllarda siyasi mücadelenin merkezine yerleşmiş durumda. Postayla oy kullanma sisteminin temel mantığı aslında oldukça basit: Seçmenler oy pusulalarını posta yoluyla gönderiyor ve birçok eyalette bu oylar, seçim gününe kadar postaya verilmiş olmaları şartıyla, seçim gününden sonra ulaşsalar bile geçerli sayılıyor. Bu uygulama özellikle yaşlılar, kırsal bölgelerde yaşayanlar, askerler ve öğrenciler için hayati bir erişim mekanizması.

Tam da bu nedenle postayla oy kullanma uzun süredir Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin hedefinde. 2020’den bu yana sistematik biçimde “hileye açık” olduğu iddiası dillendirilse de, bu iddiayı destekleyen güçlü bir veri bulunmuyor. Buna rağmen bu söylem, zamanla hukuki müdahalelerin zeminini oluşturdu. Bu noktada kritik aktör ABD Yüksek Mahkemesi. Hukuki tartışmanın da merkezinde yukarıda bahsettiğimiz “grace period” uygulaması var: Yani oy pusulası seçim gününden sonra ulaşsa bile, zamanında postaya verildiyse sayılması. Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi bu uygulamayı hedef alıyor ve iptali için baskı kuruyor. İstedikleri de oyların yalnızca postaya verilmiş olması değil, seçim gününden önce seçim yetkililerine ulaşmış olması. Yani zamansal bir ek kısıtlama yaratarak spesifik bir seçmen grubunun oylarını geçersiz kılmak. Eğer Yüksek Mahkeme bu yönde karar verirse, zamanında gönderilmiş yüz binlerce oyun geçersiz sayılması söz konusu olabilir. Analistlere göre yine bu durum en çok marjinalize edilmiş toplulukları, yaşlıları, kırsal seçmenleri, askerleri ve öğrencileri etkileme potansiyeline sahip. Üstelik Demokrat seçmenlerin postayla oy kullanma eğiliminin daha yüksek olduğu düşünüldüğünde, bu tür bir müdahale doğrudan siyasi sonuç üretme potansiyeli taşıyor.

Bu tabloyu daha kritik hâle getiren ise ABD Yüksek Mahkemesi’nin mevcut ideolojik dengesi: Muhafazakâr yargıçlar açık çoğunluğa sahip. Dolayısıyla mesele yalnızca teknik bir seçim prosedürü değil, seçim kurallarının yargı eliyle yeniden yazılması anlamına gelecek.

Kadim seçim mühendisliği aracı yeniden sahnede: Gerrymandering

ABD siyasetinin en eski ve en etkili araçlarından biri olan “gerrymandering”, 2026 ara seçimleri öncesinde yeniden merkezî bir mücadele alanına dönüşmüş durumda. Seçim bölgelerinin iktidar partisinin lehine olacak şekilde yeniden çizilmesi anlamına gelen bu yöntem, özellikle Cumhuriyetçiler tarafından son dönemde daha agresif biçimde kullanılıyor.

Son iki yıl içinde birçok eyalette bu süreç doğrudan hukuki krizlere yol açtı. Alabama ve Louisiana eyaletlerinde federal mahkemeler, çizilen haritaların siyah seçmenlerin temsil gücünü sistematik biçimde zayıflattığı ve Seçmen Hakları Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle yeniden çizilmesine hükmetti. Benzer tartışmalar Georgia ve Ohio gibi eyaletlerde de devam ediyor. Bu kararlar, Cumhuriyetçilerin çizdiği haritaların yalnızca teknik değil, aynı zamanda açık biçimde siyasi ve demografik mühendislik içerdiğini ortaya koyuyor.

En dikkat çekici örneklerden biri ise Teksas Eyaleti. Texas’ta Cumhuriyetçilerin 2021’de çizdiği seçim haritaları hâlâ yoğun bir hukuki ve siyasi tartışmanın merkezinde. Eyaletteki nüfus artışının neredeyse tamamı Latin ve siyah seçmenlerden gelmesine rağmen, yeni haritalar bu grupların temsilini artırmadı. Bu nedenle Adalet Bakanlığı ve çeşitli sivil toplum örgütleri haritaların Seçmen Hakları Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmış durumda. Süreç hâlâ devam ederken, Trump ve Cumhuriyetçiler bu haritaları savunmayı sürdürüyor. Hatta Trump’ın da açık desteğini alan Cumhuriyetçi yönetim, eyalette Cumhuriyetçilere ek sandalye kazandıracak yeni bir haritayı zorlamaya devam ediyor. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda 2025 boyunca ve 2026’nın geçtiğimiz aylarında bu harita girişimleri ciddi siyasi krizlere yol açtı ve Demokrat vekiller süreci bloke etmek için eyaleti terk ederek oylamayı düşürmeye çalıştı. 

Sandıktan korkutmak: Ceberrut ICE polisini sandıklarda görevlendirme niyeti

ABD’de son aylarda ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi) operasyonlarının yarattığı sert güvenlik atmosferi hâlâ tazeyken, Cumhuriyetçiler şimdi bu yaklaşımı seçim sürecine taşımayı tartışıyor. Trumpçıların gündeme getirdiği öneriyse ICE görevlilerinin sandık çevresinde bulunması. Gerekçe ise tanıdık: “Vatandaş olmayanların oy kullanmasını engellemek.”

Ancak New York Times’ın verileri bu iddianın son derece zayıf olduğunu gösteriyor. Son 40 yılda ABD’de vatandaş olmayanların oy kullandığı vakalar %0.0001’in bile altında. Yani ortada yaygın bir sorun yokken, buna yönelik sert bir “güvenlik çözümü” öneriliyor. Hatta daha doğrusu seçim mahalini silahlı polislerin gölgesinde sert ve tedirgin bir atmosfere sokmak. 

Nitekim buradaki asıl mesele bu polis baskısının yaratacağı caydırıcı etki. Oy hakkı olan birçok seçmen—özellikle Latin kökenli seçmenler, göçmen kökenliler ve karma statülü aileler—sandık çevresinde ICE varlığını doğrudan bir tehdit olarak algılayabilir. Bu da hukuken var olan oy hakkının fiilen kullanılmaması anlamına gelir. Hatta Türkiye’de de defalarca tartıştığımız gibi, özgür ve adil seçimlerin en temel koşulu olan seçmenin bağımsız ve baskıdan uzak biçimde oy kullanabilme hürriyetine doğrudan halel getirecek bir uygulama.

Tüm bunları üst üste koyduğumuzda, bizim için hiç de yabancı olmayan türlü otoriter uygulamaların; anayasanın ve yasaların siyasi iktidar eliyle eğilip bükülmesinin, seçimi kazanmak adına hiçbir kural ve sınır tanımama duruşunun ve bu minvaldeki çok kesif ve hoyrat örneklerin, dışarıda dünyayı alt üst etmekten geri durmayan Trump ve şürekası tarafından tüm sertliği ve tazyikiyle ortaya koyulduğunu acı bir şekilde görüyoruz. Tüm bunları koltuğu ve egosu uğruna gözünü kırpmadan yapan Trump, kasım seçimlerine kalan sekiz aylık sürede daha neler yapar? Ve hepimizi bıktırdığı kadar korkutan şu soruyla bitireyim: Bu sınır tanımazlık daha nereye kadar gidecek?

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Gülener Kırnalı / Diğer yazıları

Gülener Kırnalı yazdı | Trump’ın büyüyen İran açmazı: ABD geri adımda mı?

Gülener Kırnalı yazdı: Savaşın 15 gününde değişenler ve değişmeyenler

Gülener Kırnalı yazdı | Patlayan savaş ve önümüzdeki 5 kritik soru: Bundan sonra ne olabilir?

Gülener Kırnalı yazdı: Mutluluk “GSYH” ile ölçülür mü?

Gülener Kırnalı yazdı | Transatlantik ittifak ve Avrupa’nın geleceği masada: Münih’te neler konuşuldu?

Gülener Kırnalı yazdı | Odadaki fil: Üç sıcak başlıkta konuşulmayan dev Rusya

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Gürkan Çakıroğlu yazdı: İmralı’dan Hürmüz’e yakın çağın sonu

Müge İplikçi yazdı: Çay vakti

Doğancan Özsel & Armağan Öztürk yazdı: CHP gündemin neresinde?

Taner Akçam yazdı: Oğuzhan Müftüoğlu vesilesiyle Türk solu 

Berrin Sönmez yazdı: Dilan Karaman için soruşturma neden hâlâ başlamadı?

Recep Karagöz yazdı: Belirsizlik çağında oy vermek

Alişer Delek yazdı: Büyük resme bakarken…

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Şule Yüksel Şenler nasıl meşhur oldu?

Aslı Tunç yazdı: İstanbul sinema şölenine hazır

Haftanın en popüler içerikleri

Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan 14 kişi emniyete götürüldü

Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?

“Psikolojim bozuldu”: İBB dosyası itirafçılarından Ümit Polat duruşmalara katılmamak için dilekçe verdi

İktidara yakın Emre Erciş İBB davasında tanık oldu

Gazeteci İsmail Arı tutuklandı

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti: Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan dahil 7 kişi tutuklandı

Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor

Başsavcılıktan mahkemeye Murat Kapki yazısı: Dilekçenin örneğini “ivedi” olarak istedi

Behlül Özkan ile söyleşi: Trump Hürmüz Boğazı konusunda niçin çark etti?

Mahfi Eğilmez yazdı: Savaş sırasında altın niçin değer kaybediyor?

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope