Cevat Düşün yazdı – Felsefe ve insan: Her sabah, her yenilgi, her pişmanlık bir başlangıçtır
Son güncelleme: 27 Mart 2026 -
Cevat Düşün yazdı – Felsefe ve insan: Her sabah, her yenilgi, her pişmanlık bir başlangıçtır
28 Mart 2026 Cumartesi
İnsan, tabiatı gereği merak eden, anlam arayan ve sorduğu sorularla kendi varlığını inşa eden bir varlıktır. Felsefe, bu arayışın en derin, en köklü ve en cesur hâlidir. Sokrates’in Agora’daki o sarsıcı “Kendini bil” daveti, aslında insanlığa kendi iç dünyasına dönüş davetidir. İnsan, felsefe sayesinde sadece fiziksel dünyada yer kaplayan bir nesne olmadığını, bilincin, sorgulamanın ve değer üretmenin bir öznesi olduğunu anlar. Felsefe, insanın hayata fırlatılmışlığına karşı hayatı anlamlandırma çabasıdır aynı zamanda. Descartes’ın şüphesi, insan aklının kendi varlığını kanıtlamak için attığı temellendirici bir adımdır. Bu, insanı alelade olandan ayırıp düşüncenin özgür alanına taşır.
Albert Camus’ün dediği gibi, hayatın anlamsızlığına rağmen felsefe, insanı bu anlamsızlık içinde bile yaşanmaya değer bir “anlam” yaratmaya zorlar. İnsan, düşündükçe özgürleşir, sorguladıkça kendi hakikatini bulur. İnsan, düşünmeye ve konuşmaya başladığı ilk günden bu yana kendisini anlamak için konuştu, düşündü ve yazdı. Her söz ve düşünce, varlığın karanlığına atılmış bir taş gibiydi. Fakat taş hiç dibe ulaşmadı maalesef. Sadece yankılandı, çoğaldı, biçim değiştirdi. Belki de insanın trajedisi tam burada duruyor: kendini tanıma çabasının hiç tamamlanamayacağı gerçeğinde…
Bugün dünya hızla dönerken insan kendi merkezinden uzaklaştı. Bilgi arttı ama anlam azaldı. İletişim ağları çoğaldı, ancak insanların birbirine dokunuşu ve diyaloğu neredeyse yok olmakla yüz yüze… İnsan, kendini tanıdığını sanıyor; oysa sadece kendi yanılsamasına bakıyor. Bu yanılsama, varlığın değil çağın kimliğini taşıyor bugün maalesef. İnsan artık “kimim” sorusuna değil, “nasılım” sorusuna cevap arıyor. Bu durum varlığı değil, görünürlüğü ve hastalıklı narsizmi ve hasedi besliyor. Fakat düşünmek hâlâ bir direniş biçimidir. Sessizce oturmak, kendi içinden geçip kendine ulaşmaya çalışmak… Bu çağın en devrimci eylemi budur belki de. Çünkü düşünmek, kendine yabancılaşan insanı yeniden fark ettirir. İnsan düşünerek yavaşlar; yavaşladıkça derinleşir, derinleştiğinde ise yüzeysel tüm kimlikler, süslenmiş tüm maskeler ve sahte yanılsamalar anlamını yitirir ve yerine öze dönüş yolculuğu başlar… Varoluş, sahip olmaktan değil, farkına varmaktan doğar. Bir insanın bilinci, elindeki nesnelerle değil, anlamını kavrayabildiği ilişkilerle genişler. Bu nedenle insanın görevi, biriktirmek değil, fark etmektir. Her fark ediş bir uyanıştır; her uyanış, bir sorumluluk, yeni anlamlar ve eylemlerdir. Kapitalist modernite çağı, insanı hızın ve hırsın esiri yaptı. Hız ve hırs yüzeyin biçimidir; derinliği yok eder. Düşünce zaman ister; ama çağ, hızlı ve hırslı olanı över günümüzde maalesef. Bu yüzden farkında olmadan insan, kendini sürekli varoluşsal anlam hikâyesinin dışındaki meşguliyetin içinde tüketiyor. Oysa amaçsız ve anlamsız meşguliyet, düşüncenin düşmanıdır. Yalnız kalabilme yetisi, insanın en temel erdemidir. Çünkü yalnızlık, insanın kendisiyle sahiciliğiyle yüzleştiren ve kendi içinden geçen bir aynadır. O aynada insan hakikatiyle karşılaşır — ve bu karşılaşma her zaman sarsıcıdır ne yazık ki… Bazen yaşarken de insan anavatanına, yani yalnızlığına seyahat etmelidir.
Umut, sevgi ve öze dönüş
Büyük filozofların ve ölümsüzleşen peygamberlerin bütün hikâyelerinde inziva, yani yalnızlık hikâyeleri vardır. İlk Mezopotamya bilgesi Şuruppak’tan Zerdüşt’e, Krişna’dan Buda’ya, Musa’dan İsa’ya, Hazreti Muhammed’den El Kindi’ye, Mevlâna’ya ve Nesimî’den Pir Sultan Abdal’a kadar bütün peygamberlerin ve bilginlerin hikâyelerinde yalnızlık ve inziva süreçlerine denk gelmek mümkündür. Bu örnekler yalnızca Doğu kaynaklı yaşanmış hikâyelerdir. Benzer deneyimler Batı’da da yaşanmıştır. Daha Sokrates, Hypatia, Bruno ve Galileo hikâyelerini listeye eklemiş değilim. Kimileri dağlarda, kimileri ormanlarda ve mağaralarda bu süreçleri yaşamıştır. İnziva, Alevilerin tanımıyla insanın kendini dara çekme sürecidir. Kötülüklerini yargılama ve infaz etme eylemidir. Nefsiyle ve içindeki yabani taraflarla mücadele etme hâlidir. Bu süreçler ızdıraplı ve kimi zaman akıl sınırlarını zorlayan deneyimlerdir. Hakikatin parçası olmanın bir bedeli vardır. Bu yollara girip tökezleyen ve tamamen çıldıranlar da olmuştur. Nietzsche’nin Alp Dağları’nın bir parçası olan Sils Maria eteklerindeki inzivası da onun çıldırmasına ve kliniğe kapatılmasına neden olmuştur. Nietzsche’nin deyimiyle “baca temizliği” evreleri her zaman zordur. Kirden ve kötülüklerden arınmak elbette kolay değildir.
Günlük hayatımızda karşımıza, kendilerini yeryüzü tanrıları gören ancak yeryüzü şeytanlarına dönüşen kişiler çıkabiliyor. Bunlar bazen siyasetçi kılığında, bazen de şeyh, âlim, gazeteci, profesör, yazar, patron, sosyal medya fenomeni, cemaat ve tarikat lideri, bazen de suç örgütü lideri ya da farklı meslek gruplarından patolojik narsistler olabiliyor. Her ne kadar güçlü olmasalar da hayatlarımızı etkileyecek bir etkiye sahip olabiliyorlar maalesef. Zaman zaman bu güruhların örgütlü kötülüklerine karşı pes edebiliyor ve teslim olabiliyoruz. Onlar güçlerini kötülükten alıyor ama geri kalanlar güçlerini hakikatten alıyor. Bu yüzden onların örgütlü kötülüklerine karşı cesur ve kararlı bir şekilde mücadele etmek ve yüzleşmek önemlidir. Unutmayalım; cesaret bulaşıcıdır…
Hakikat, konforla bağdaşmaz. İnsan, hakikati öğrendikçe banal konforunu kaybeder; ama varoluşsal öyküsünün anlamını bulur. Kendi kıymetli hayatını yukarıda belirttiğim kimselerin insafına terk etmemiş olur… Bu yüzden felsefe, sadece bir düşünme etkinliği değil, aynı zamanda bir cesarettir. Cesaret, hakikatin sunduğu belirsizliğe tahammül edebilme gücüdür ve kötülere ve kötülüklere karşı mücadele etmek için kararlı duruştur. Umut, bu noktada bir duygudan ziyade bir tür bilinçle tezahür etmesi mümkündür. Kör bir iyimserlik değil, dünyada yaşanan kötülüklere rağmen anlamı koruma duruşudur. Umut, bilgece bir direniştir. Çünkü insan, anlamsızlığın ortasında bile anlam üretme yetisine sahiptir. Homo sapiens düşünür, ama asıl insan anlam kurandır. Sevgi, bu anlamda insanın kendini aşma biçimidir. Bilgi bize dünyayı açıklar; sevgi, dünyayı mümkün kılar. Birini anlamak, onun acısını kendi bilincine taşımaktır. Sevgi, empatiyi geçer; varlığın sınırlarını esnetir. Ve insan, bir başkasını anladığında kendini keşfeder. Etik, bu keşfin toplumsal biçimidir. Bir insanın vicdanı evrensel bir seslenişe sahip olduğunda ahlâk doğar. Gerçek etik, yasa korkusuyla değil, anlam bilinciyle yaşanır. Yani insan, “doğru olanı” yaptığı için değil, “anlamlı olanı” gördüğü için eyleme geçmelidir. Fakat kapitalist modernite çağı, anlamı faydayla karıştırdı. Maddi verimlilik, insanın Tanrı’sı hâline geldi. Artık “doğru” değil, “işe yarar” olan kutsandı. Oysa her yararlı olan iyi değildir; her üretken olan değerli değildir. Bütün trajediler, yararlılığın anlamın önüne geçmesinden doğar. Bu nedenle çağımıza karşı en büyük itiraz öze dönüştür. Diğer milyonlarca canlıdan farklı olan özelliğimiz, yani düşünmeye yönelmek ve düşünceleri çoğaltmak… Bir insan yeniden düşünebildiğinde, yeniden hissedebilir. Yeniden hissettiğinde, yeniden sevebilir. Ve yeniden sevdiğinde, yeniden insan olur. İnsan, sadece var olan bir canlı değildir; varlığı anlamlandıran bir bilinçtir. Bu fark, onun bütün evrendeki ayrıcalığını belirler. Ama aynı zamanda yükünü de. Çünkü bilmek, sorumluluk doğurur. Her bilen, bildiğinin hesabını vermekle yükümlüdür. Bu gizli yasa, insanın ontolojik mesuliyetidir. Yine de insan kusurludur — fakat bu kusur bir eksiklik değil, yaratıcı bir potansiyeldir. Kusursuzluk durağandır; kusur, ilerlemenin kaynağıdır. İnsan, kırıldıkça derinleşir, yanıldıkça bilgeleşir. Bu yüzden varoluş, bir “tamlık” değil, bir “oluş” sürecidir. İnsanlık, henüz tamamlanmamış bir cümledir. Her kuşak, o cümleye bir kelime ekler. Kimileri onu eksiltir, kimileri derinleştirir. Ama cümle sürmektedir. Yazılmaya devam ediyoruz. Yalnızlık, çağımızın laneti olarak değil, bilincin sınavı olarak görülmelidir. Bir insan yalnızken yıkılmaz — kendini bulduğu ölçüde yeniden kurulur. Çünkü anlam, ancak sessizlikte belirir. Gürültüde çok ses vardır ama hakikat yoktur. Hakikat, en sade olanda gizlidir. Ben bu yazıyı bir çağrı olarak değil, bir hatırlatma olarak yazıyorum. Unuttuklarımızı hatırlamak için. Düşünmeyi, yavaşlamayı, duymayı, sevmeyi hatırlamak için. İnsan, doğanın bir parçasıdır ama ondan üstün değildir. İnsanın merkeziyeti, yalnızca bilincindedir; bu bilinç onu sorumlu kılar. Bir ağaçtan, bir hayvandan, bir nehirden üstün değiliz. Ancak onları anlamaya mecburuz. Çünkü anlamak, varlığın ortak dilini kurmaktır. Bu yüzden yazım, bir çağrı değil, bir öneridir: Hızdan anlamlılığa, tüketimden farkındalığa, gürültüden sessiz düşünmeye doğru bir geçiş önerisi. Sartre’nin dediği gibi: “İnsan olmak, yeniden başlamanın bilincinde olmaktır.” Her sabah, her yenilgi, her pişmanlık bir başlangıçtır.
Yukarıda haset konusuna değinmişim, ancak üzerinde fazla durmadım. Haset oldukça önemli bir konu bence. Merhum gazeteci Sevim Gözay’ın 7-8 yıl önce Medyascope’ta İlker Küçükparlak ile yaptığı son derece dolu dolu ve etkileyici programda İlker Küçükparlak şöyle bir tespitte bulunmuştu: “Haset en fazla haset edeni yakar.” Bu tespit kesinlikle isabetliydi. O programı bulup izlemenizi öneririm. Sevgili Sevim Gözay’ı bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyorum. Medyascope’ta uzun süre önemli konuklarla önemli konuları tartıştılar. Önemli bir medya emekçisi olarak, kısa ömrüne medya dünyasında unutulmaz ve değerli katkılarda bulundu. Bu yazıyı sevgili Sevim Gözay’a ithaf ediyorum.
felsefe ve filozoflar
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Cevat Düşün / Diğer yazıları
Cevat Düşün yazdı | Direnişin ve baharın kadim bayramı: Newroz pîroz be!
Cevat Düşün yazdı: Dişil adalet ve eril hukuk
Cevat Düşün yazdı | Pax Americana’dan yaratıcı kaosa: Edward Noel, Henry Kissinger ve Tom Barrack’ın Kürt istismarı
Cevat Düşün yazdı: Laiklik ne değildir?
Cevat Düşün yazdı | Türklerin en Kürdü, Kürtlerin en Türk’ü: Yaşar Kemal
Cevat Düşün yazdı: Orji patlamaları ve haz şiddeti
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Haftanın diğer yazıları
Selim Kuneralp yazdı: Ortadoğu’da büyük değişim
Önder Özden yazdı: Gürlek’in tapuları ve tarafsızlığın
Behçet Darğın yazdı: Hermann Hesse ve eğitimin çarkları
Burak Karataş yazdı: Sergüzeşt-i Zorti
İslam Özkan yazdı: Bildiğimiz Ortadoğu’nun sonu mu?
Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?
Doğu Ergil yazdı: Neden okumuyoruz, ne kaybediyoruz?
Recep Karagöz yazdı | CHP ve Kürt meselesi: Cesaret edemeyen siyasetin hikâyesi
Suat Kınıklıoğlu yazdı: İsrail’in yaklaşan sıkıntısı
Haftanın en popüler içerikleri
Kemal Can yazdı: Muhalefetin geniş imkânları
Tarık Çelenk yazdı: İlber Ortaylı’nın ardından
Gazeteci İsmail Arı tutuklandı
Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan 14 kişi emniyete götürüldü
“Psikolojim bozuldu”: İBB dosyası itirafçılarından Ümit Polat duruşmalara katılmamak için dilekçe verdi
İktidara yakın Emre Erciş İBB davasında tanık oldu
Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti: Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan dahil 7 kişi tutuklandı
Mehmet Tatlı yazdı: Kürt basınında DEM Parti’ye eleştirilerin dozu artıyor
Başsavcılıktan mahkemeye Murat Kapki yazısı: Dilekçenin örneğini “ivedi” olarak istedi
Hakan Şahin yazdı: Adana’da çok uluslu NATO kolordusunun kurulması ne anlama geliyor?
Medyascope'un günlük e-bülteni
Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.
Medyascope'u destekle
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.
Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni
İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.
İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.
İşlenen Kişisel Verileriniz
İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:
İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi
Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi
Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi
Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi
Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,
Organizasyon ve etkinlik yönetimi
Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,
Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,
Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,
Sair tüm yasal yükümlülükler.
Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği
Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.
İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.
Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.
Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.
Kişisel Verilerin Saklama Süresi
Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
Kişisel Verilerinizin Güvenliği
Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.
Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları
Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.
6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:
• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.
Hak ve Talepleriniz İçin İletişim
Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.
“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.
Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.
Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.
Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.
Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.
Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.
