Tom Barrack : Sözleri, Dil Sürçmesi mi Yoksa Sahibinin Sesi mi?
ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ve Epstein’ın “İş Ortağı” olarak bilinen, Lübnan kökenli ABD vatandaşı 79 yaşındaki Tom Barrack, Mayıs 2025’de önce ABD’nin “Ankara’ya Büyükelçisi” ve “Suriye Özel Temsilcisi” olarak atandı. Büyükelçilik geçmişi olmayan, bu zatın bu görevlerine kısa bir süre önce de “Irak, özellikle de Kuzey Irak, Özel Temsilciliği“ eklendi. Kaynamaya başlamadan önce tenceredeki soğuk suya atılıp, yavaş yavaş haşlamanmaya başlayıp yaşamını yitiren kurbağa örneğinde olduğu gibi, adım adım “Ortadoğu Bölge Valiliği” konumuna getirilmiş bu zatın yerleşik evrensel diplomasi gelenekleri ile uymayan, sanki “Sömürge Valisi”ymiş gibi verdiği demeçleri kamuoyunda geniş tepkiye neden olmuştur. Bunlardan ikisi oldukça dikkat çekici ve son derece önemlidir:
Bunlardan ilki, 24 Eylülde “2025 Concordia Zirvesi” kapsamında “Diplomasi Sesleri: Amerika’nın Dünyadaki Rolünü Şekillendirmek” adlı panelde yaptığı konuşmada söylediği sözleridir:
“[Erdoğan] 71 yaşına geldi. [Türkiye] bir demokrasi ama otoriter gibi. Başkan Trump dahice bir şekilde “çözüm olarak ona meşruiyet vermeliyim” dedi. Şu an bu oluyor. Bence bunun sonucunda büyük değişiklikler göreceksiniz.”
İkincisi ise, kısa bir süre önce “Antalya Diplomasi Forumu”nda söyledikleridir:
“Orta Doğu’da işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu. Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen, insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu”.
Haddini aşan bu sözler ile, laik, üniter, hukuka dayalı parlamenter demokrasiyi içselleştirmiş Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yılı aşkın Cumhuriyet ve Demokrasi geleneği ve deneyimi yok sayılmıştır. Daha da öte, ülkemiz otokrat Ortadoğu rejimleri ile aynı kefeye konulmuş, 100 yıl önce “Atatürk’ün Aydınlanma Devrimleri” ile geride bıraktığımız “monarşi ya da meşruti monarşi modelini uygun gördüğü” buyurulmuştur! Bir diplomatın haddini aşan bu sözleri, Türk kamuoyunda geniş tepki çekmiş, infiale neden olmuştur. Bu pervasız sözlerin, özellikle Milli Egemenliğimizi temsil eden ve Ulusal Kurtuluş Savaşımızı meşruiyet zemini üzerinde........
