menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uyanık Tilki – Nafiz Şahin Yazdı

18 0
yesterday

Biz onları devlet yönetiyor zannederdik.

Servet yönetirlermiş…

Devletten ya da devletteki konumları sayesinde oluşturdukları serveti…

Siyasiler geçmişte fakirliği tarif ederken ne demişti: “Çalmasını, çırpmasını iyi beceremediğinden…”

Bugün geldiğimiz nokta tam olarak bu çarpık zihniyetin eseridir.

Manşetlere konu olan eski bakan kadın ve eşi o güruhun prototipi…

Zaten “Bırakınız yapsınlar, bırakınız çalsınlar” liberal ekonomi felsefesinin temel sloganıdır.

Yaparlar elbet, çalarlar elbet!

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz…”

“Bal tutan parmağını yalar.”

Bu sözlerin genel kabul gördüğü ülkede soymak haktır!

Halkım da hırsızlığı mubah görüyor. Ancak kendi hakkı yenirse, kendi cebinden çalınırsa ağlıyor. Tüm bu sözler varken hâlâ sülün Osman’a para yatırıyorsan susup içine atacaksın, böğüre böğüre ağlamayacaksın! Bu sözlerden birisini kabullenmişsen ağlamayacaksın!

Diyelim ki senin de eline soyma fırsatı geçti. Domuz değilsin ya yiyeceksin tabii… Bal tutabilirsen parmağını yalayacaksın tabii. O fırsatı yakalamış, yutmuş; sen de yakala, sen de yut!

Nereden, nasıl geldiğine hiç bakmaz; yalamadan yutarsın! Yeter ki seni de bir Deli Dumrul köprüsünün başına oturtsunlar…

Halkım, avanta alabilecek bir makama oturup da avanta almayana “keriz” diyor.

Cevaba gerek yok; zaten fırsat yakalarsan keriz olmadığını gösterirsin. Gelsin yatlar, katlar, yalılar…

“Nikel kübik mobilyalar

Duvarda yağlı boyalar

Biri açık, biri değil

Aşçı, uşak, hizmetçiler

Dolu mutfak, dolu kiler”

Elbette fırsat çıkarsa yiyeceksin! Ye ama şuna........

© Medya Siyaset