menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ütopyaya Karşı Acı Gerçekler – Melih Demirel Yazdı

34 0
02.03.2026

‘’Nesini söyleyim canım efendim? Gayri düzen tutmaz telimiz bizim. Arzuhal eylesem deftere sığmaz, omuzdan kesilmiş kolumuz bizim…’’ – Aşık Serdari

Türkiye’de muhalif kesimin bir türlü bitmeyen gaflet uykusuna acı ile tanıklık ediyor;. Her hadiseden sonra “ders aldık” denilişinii  her hayal kırıklığının  ardından  “bu kez değişiyoruz” nidaları yükselişini yine yaka silkerek not ediyoruz. Ama günün sonunda görüyoruz ki;  ne değişen bir zihniyet var ne de memleketi okuyabilen bir akıl. Umut tacirliği, neredeyse bir meslek haline gelmiş durumda. Gariban taban, alın teriyle yaşayan insanlar; ellerine ata emaneti bayraklarını alıp kendini aklamak zorunda olanların peşinde, koca bir hiç uğruna  meydan meydan dolaştırılıyor. Onların gözlerindeki inancı görüyorum ve üzülüyorum. Çünkü o inanç, basiretsiz bir yönetim anlayışının omuzlarına yüklenmiş durumda. Ve bu anlayış için o yükün hiç bir anlam ve önemi yok. Çünkü o yük omuzlarında değil, kameralar kapanıp mikrofonlar sustunca apaçık meydanlarda kalıyor…

Peki… Bir dediği bir dediğini tutmayanların, dün söylediğini bugün inkâr edenlerin arkasında kat edilen yolların hesabını kim verecek? Memleketi okuyamayan, sosyolojiyi ıskalayan, strateji yerine hamaseti koyan bir anlayışla hangi iktidar hayal ediliyor? Diyor ve  Ütopya başka, devlet yönetmek başka şeydir. Devlet ciddiyet ister, devamlılık ister, kadro ister, akıl ister. Cevabından başka bir kanıya varamıyorum…

Zatın birisi kendine bir hikaye yazmak istedi ama büyük ıskaladı!

Yahu Allah aşkına, sayın Erdoğan’ın hapis yatması ile Ekrem Bey’in hapis yatmasını bir tutana sadece acırım; Allah akıl sağlığı versin derim. Her olay kendi şartları içinde değerlendirilir. Tarihsel bağlamı, yargı süreci, siyasi konjonktürü farklıdır.........

© Medya Siyaset