menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arınarak Büyümek ve İktidara Yürümek – Prof.Dr. Duran Bülbül&Melih Demirel

15 0
01.06.2026

Siyasetin en büyük sınavlarından biri, sonuçları hazmetme erdemidir. Demokrasi, yalnızca alkışlanan kararların değil, hoşumuza gitmeyen hükümlerin de kabul edilmesini gerektirir. Ne var ki son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi etrafında koparılan fırtınaya bakıldığında, bazı çevrelerin tam da bu temel demokratik ilkeyle ciddi bir sorun yaşadığı görülmektedir.

Mutlak butlan sürecinin ardından, Sayın  Kemal Kılıçdaroğlu’nun 38. Kurultay’da hile ve hırsızlıkla kaybettiği genel başkanlığın mahkeme kararıyla tescillenmiş olması, belirli çevrelerde büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Oysa aynı çevreler, geçmişte aynı davalar açıldığında ve mahkemeler çeşitli gerekçelerle dosyaları usulden reddettiğinde, “Adalet yerini buldu”, “Karar aksi çıkarsa bileklerimi keserim” diyerek hukuk adına nutuklar atıyorlardı. Bugün ise aynı kişiler, mahkemenin verdiği karar kendi siyasi hesaplarına uymayınca “Yere batsın böyle adalet”, “Bize komplo kuruluyor” söylemine sarılmış durumdalar.

Bu tutumun adı ilkesizliktir. Bu tavrın adı iki yüzlülüktür. Hukuku yalnızca işinize geldiğinde kutsayıp, işinize gelmediğinde itibarsızlaştırmaya çalışmak demokratik duruş değil, siyasi fırsatçılıktır. Adaleti alkışlarken de, eleştirirken de aynı ölçüye sahip olmayanların adalet talebi samimi değildir. Çünkü onların sorunu hukuk değil, hukukun ortaya çıkardığı sonuçtur.

Tam da bu nedenle yaşanan tartışmaların önemli bir kısmı hukuk zemininden çıkmış, psikolojik bir hazımsızlığın tezahürüne dönüşmüştür. Gerçeklerle yüzleşmek istemeyenler, gerçekle mücadele etmeye başlamıştır. Ancak tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de gerçekler bağıranların değil, haklı olanların yanında durmaktadır.

Nitekim geçtiğimiz cumartesi günü yaşananlar da bu ruh hâlinin dışavurumundan başka bir şey değildir. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Anıtkabir’de mozoleye yaklaşırken cebinden çıkardığı genel başkan bandını kaşla göz arasında iliştirmeye çalışması, siyasi özgüvenin değil, siyasi çaresizliğin görüntüsüdür. Cumhuriyet’in kurucusunun huzurunda yapılan bu aceleci ve telaşlı davranış, 2.5 yıla makamın ağırlığını taşımaktan uzak bir ruh hâlinin son  yansıması olarak hafızalara kazınmıştır. Atatürk’ün........

© Medya Siyaset