menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Truman Show’da yaşayan 2 ülke

55 0
13.03.2026

Yaklaşık 3 haftalık bir Avustralya ve Yeni Zelanda gezisinden kısmen imrenme, kısmen de soru işaretleri ile döndüm.

Düzenli şehirler, yüksek yaşam standardı, sokakta sizi tanımayan insanların güler yüzle selam vermesi, gerçek olamayacağını düşündüğünüz güzellikte bir doğa, özellikle banliyölerde kusursuz çimleri ve beyaz çitleri ile tek katlı evler, tehlikesiz, güvenli sokaklar ve refah.

Bunları deneyimlerken kendinizi bir an başrolünü Jim Carrey’nin oynadığı, Peter Weir’in yönettiği “The Truman Show” filminde hissediyorsunuz. O filmde Truman’ın yaşadığı Seahaven kasabası (manşet fotoğrafı) dış dünyadan tamamen izole edilmiş, düzen, güvenlik ve uyumun kontrollü biçimde yaşatıldığı ideal bir küçük kasaba toplumudur; sokakları temiz, komşuluk ilişkileri sıcak ve günlük yaşam öngörülebilir bir ritme sahiptir. Herkes belirli sosyal rolleri yerine getirir ve toplumsal düzenin sürmesi için davranışlar görünmez kurallar tarafından yönlendirilir. Bu nedenle Seahaven, bireysel belirsizliklerin en aza indirildiği, çatışmanın neredeyse hiç görünmediği ve toplumsal uyumun sürekli yeniden üretildiği kapalı ve aşırı düzenli bir topluluk modelidir.

Filmde bir reality show’un temel mekânı olan kasabayı hava durumundan gündelik olaylara kadar her ayrıntıyı yapımcı Christof yönetir. Christof kendisini bir tür koruyucu ve düzen kurucu olarak görür. Truman’ın güvenli, öngörülebilir ve tehlikelerden arındırılmış bir yaşam sürmesini sağladığını savunur, ancak bunu yaparken bireyin özgürlüğü üzerinde tam bir denetim kurar. Bu nedenle karakter, sosyal düzen ile bireysel özgürlük arasındaki gerilimi temsil eden, düzeni korumak için gerçekliği şekillendiren otoriter bir  figür olarak yorumlanır.

Yukarıda bahsettiğim yapı, kamu yönetimi ve siyasette alanında “paternalizm” (babacılık) olarak adlandırılır. Latince” pater” yani “baba” kelimesinden türemiştir. Devletin bireylerin kendi iyiliği için onların bazı davranışlarını sınırlaması veya yönlendirmesi gerektiğini savunan yaklaşımdır. Bu anlayışta devlet, toplum karşısında bir tür “koruyucu ebeveyn” gibi görülür; bireylerin zarar görmesini önlemek, sağlıklarını, güvenliklerini veya refahlarını korumak amacıyla belirli kararları onların yerine alabilir.

“Paternalizm” uygulamalarda yumuşak ya da sert skalasında farklı şekillerde tezahür edebilir. Veya bir alanda daha sertken başka bir alanda daha yumuşak uygulanabilir. Avustralya ve Yeni Zelanda özelinde birkaç örnekle bu daha iyi anlaşılabilir.

Avustralya sigara konusunda çok koruyucudur. Dünyada sigaranın en pahalı olduğu ilkelerden biridir, en ucuz marka 20 Amerikan doları civarındadır, elektronik sigara ya da nikotin poşetleri gibi diğer tütün ürünlerinin ülkeye girmesi yasaktır. Turist olarak eğer doktor reçetesi ile bunlar size bir tedavinin parçası olarak verilmişse gezinizde reçeteyle........

© Medya Günlüğü