menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye üzerinde patlayan “NATO’nun attığı füze parçaları”

39 0
14.03.2026

Orta Doğu’da silahların susmadığı, füzelerin havada uçuştuğu şu günlerde, Batı başkentlerinden yükselen “savaşın maliyeti” nakaratlarını ihtiyatla karşılamak gerekiyor.

ABD iç siyasetinde, özellikle Trump cephesinde yankılanan “çok masraflı bir iş” söylemi, aslında meselenin özünü perdeleyen bir illüzyondan ibaret. Zira kapitalist sistemin doğasında savaş, bir “gider kalemi” değil; aksine stokların eritildiği, fabrikaların gece vardiyalarına geçtiği ve savunma sanayi devleri için yeni fırsat pencerelerinin açıldığı devasa bir “yatırım” hamlesidir. Lindsey Graham gibi isimlerin “bu işten çok para kazanacağız” itirafları, aslında bu kanlı yatırımın kâr realizasyonu aşamasına geçildiğinin ilanıdır.

Savaşın magazini ve reel politiğin çifte standardı

Bugün ana akım medyada füzelerin menzili, İran füzelerini yakalama oranları veya bölge liderlerinin nerede saklandığına dair yürütülen tartışmalar, ne yazık ki meselenin “magazin” tarafına hapsolmuş durumda. Analistler savaşın teknik detaylarını “renklendirmeye” çalışırken, kurallara dayalı sistemin iflasını ve Birleşmiş Milletler hukukunun hiçe sayılmasını sadece birer “meze” olarak kullanıyor.

Burada karşımıza çıkan en çarpıcı tablo, Batı’nın sergilediği kristal netliğindeki çifte standarttır. Ukrayna söz konusu olduğunda “egemenlik” ve “uluslararası hukuk” naraları atan Avrupa, bugün İsrail’in saldırganlığı karşısında (İspanya gibi istisnalar hariç) derin bir........

© Medya Günlüğü