“İran’a özgürlük” söyleminin ardındaki enerji ve güç denklemi
İsrail’in İran’a yönelik askeri motivasyonlarını anlamak için stratejik bir deha olmaya gerek yok; tablo gayet net.
Ancak Trump yönetiminin İran’ı yeniden hedef tahtasına oturtma iştahı, göründüğünden çok daha katmanlı ve “reelpolitik” bir zemine oturuyor. Şunu en baştan, altını kalın çizgilerle çizerek belirtelim: Bu hamlelerin ne İran halkının demokratik talepleriyle ne de o meşhur “özgürlük” vaatleriyle uzaktan yakından bir ilgisi var. Karşımızda duran mesele, tamamen jeopolitik kodların yeniden yazılması ve küresel enerji mimarisinin restorasyonu meselesidir.
Sistemin dışındaki dev
Birinci ve belki de en hayati başlık: Enerji.
İran, bugün dünyanın en büyük ikinci doğal gaz rezervine ve devasa petrol yataklarına sahip. Yıllardır uygulanan yaptırım rejimi, bu devasa hidrokarbon kapasitesini küresel sistemin, özellikle de Batı pazarlarının dışında tutmayı başardı. Ancak bugün gelinen noktada, İran’ın sisteme kontrollü bir şekilde entegre edilmesi, sadece bir ticari tercih değil, küresel enerji haritasını kökten değiştirecek stratejik bir zorunluluk olarak masada duruyor. İran sahalarının Batı sermayesine ve teknolojisine açılması, Tahran’ı sadece bir ihracatçı yapmaz; onu küresel sistemin vazgeçilmez bir paydaşı haline getirerek jeopolitik dengeleri altüst eder.
Çin ve Rusya denklemi
İkinci kritik halka ise Pekin........
