menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’un Kuzey Ormanlarına yeşil aklama

25 0
08.04.2026

İstanbul’un Kuzey Ormanları, kentsel büyümenin ve bu yöndeki yapısal baskının doğal bir sınırı olma görevi görüyor. Bu doğal eşik karakterinin yanı sıra, ekolojik olarak da İstanbul için kritik bir öneme sahip. Beklenen İstanbul depremi açısından da İstanbul’u besleyen hayati bir kaynak niteliğinde. Aslında tam da bu özelliği ve sağlam zemin yapısı nedeniyle İstanbul’un kuzeyi, ekonomik rant açısından iştah kabartan bir yükselişe sahne oluyor.

Geçtiğimiz günlerde, önce bir dizi uluslararası mimarlık web sayfasında lansmanına başlanan, ardından da Türkiye’de birkaç mecrada paylaşılan İon Riva projesi, ekolojik yıkımın nasıl bir yeşil yıkama olarak sunulduğunu ve ardındaki şaşırtıcı olmayan ekonomik ilişkileri göstermesi açısından oldukça önemli.

Kuzey ormanlarının kıyısında hem denize kıyısı olan hem de Ömerli’yi besleyen Riva Deresi’nin içinden geçtiği Beykoz ilçesinin Riva Mahallesi, kısmen balıkçılık kısmen de hayvancılık ve tarımla geçinen, çoğu İç Karadeniz’den gelmiş bir nüfusun yaşadığı, planlı büyümemiş ama belli bir ölçekte kalabilmiş bir kasaba niteliğinde. Dar gelirli İstanbulluların, yaz aylarında günü birlik deniz tatili yapabildikleri ender noktalardan biri. 1990’lı yılların sonuyla birlikte ormanlık alanların özelleştirilmesi ve verilen imar izinleri ile yoğun bir yapılaşmaya sahne olmaya başlayan Riva, doğal karakterinin tersine, “çılgın kalabalıktan uzak, deprem ve pandemi gibi krizlere karşı korunaklı” yaşamak isteyen üst gelir grubuna yönelik bir çekim merkezi haline getirildi. “AntRiva”, “Riva Konakları”, “Düşler Vadisi”, “Kidstown” gibi isimlerle, güvenlikli lüks müstakil konut sitelerinin hızla çoğaldığı bu inşaat faaliyeti, yıkım pahasına yapılaşmanın en acımasız örneklerini sunuyor. Bölgenin hemen girişine yapılan Türkiye Futbol Federasyonu Milli Takımlar Kampı ve deniz kıyısına acımasızca inşa edilen Milli Takım Oteli de son beş yılda gerçekleşen agresif yapılaşmanın bir parçası. Hayvancılık ve tarımın ön planda olduğu bölge karakterinin geçim kaynağı da artık Milli Takım Kampı ve güvenlikli sitelere yönelik hizmet sektörüne kaymış durumda.

Halihazırda, son 5-10 yılda gerçekleşen bu hızlı yapılaşmanın son örneği olan İon Riva projesi, bu kez, ardındaki doğal yıkımı gizlemek için özel olarak üretilmiş bir söylemle çıktı sahneye. Toplam 84 hektarlık orman ve sit alanında yaklaşık 3 bin kişilik nüfusa hitap edecek lüks bir yerleşim öngören proje, “doğa ile bütünleşen peyzaj” gibi kavramlarla sunuluyor. Web sitesinden, projenin, mart ayında, lüks inşaat projelerinin pazarlandığı uluslararası bir emlak fuarı olan MIPIM’de, uluslararası pazara sunulduğunu öğreniyoruz. Yine web sitesinde projenin başlangıç motivasyonu (!) şu şekilde üretilmiş:

“Ruhsuz bir yer, bir yer midir? :Ion, yerlerin anlam kazanmasının, toprak ve topluluk, kültür ve günlük yaşam arasındaki ilişkilerle mümkün olduğuna inanan insanları bir araya getiriyor. Ion, bu ilişkilerin güçlendirildiği ve uzun vadeli yaşamın tasarım kadar........

© marksist.org