menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İSLAM DÜŞMANLARININ İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

11 0
thursday

Kur’an-ı Kerim’in Tevbe Suresi’nde yer alan bu ayet, İslam düşmanlarının karakterini ve müminlere karşı besledikleri dinmeyen öfkeyi açıkça ortaya koymaktadır:
"Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık bağlarını ne de antlaşma yükümlülüğünü gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor..." (Tevbe, 8)
Bu ayette zikredilen hükümlerin geçerli olduğu saha neresidir? Bu emirler sadece o dönemin Arap Yarımadası’na mı mahsustur, yoksa tüm zamanları kapsayan evrensel bir hakikati mi temsil etmektedir?
Şüphesiz bu ayetler, ilk etapta İslam ordusu ile müşrikler arasında cereyan eden somut olaylar üzerine nazil olmuştur. Ancak ayetlerin nihai şümulü sadece o dönemle sınırlı değildir. Müslümanlar, tarih boyunca müşriklerin ve mülhitlerin (inançsızların) kendilerine karşı takındıkları tavrı analiz etmek zorundadır. Bu analiz yapıldığında görülecektir ki; güç dengesi müşriklerin lehine değiştiğinde, verilen sözler ve yapılan antlaşmalar onlar için birer kâğıt parçasından ibaret kalmaktadır.
İslam, sadece Hz. Muhammed (sav) ile başlamamış; O’nu Risalet’iyle Risalet mühürlenmiştir. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (SAV) kadar tüm peygamberlerin karşısında duran şirkin mutlak tavrı, her zaman Allah’ın dinini yok etme çabası olmuştur. Kur’an’ın tasvir ettiği bu "istikrarlı ihanet", beşer tarihi boyunca istisnasız bir şekilde devam etmiştir.
Müşrik Moğollar, İslam dünyasına saldırdıklarında dönemin ilim merkezleri olan Buhara ve Semerkant’ı yerle bir ettiler. Hiçbir yıkım yapmayacaklarına dair söz........

© Mardin Life