menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük Şeytan ve içimizdeki hainler.

11 0
02.03.2026

Büyük Şeytan ve içimizdeki hainler.

Muhammed Zahir Yıldız

"Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul! Halk içinde bozgunluk yapan haindir oğul!"

Anadolu irfanının bu kadim uyarısı, bugün küresel siyasetin laboratuvarında adeta bir deneyin sonucu gibi önümüzde duruyor. Yaşadığımız çağ, dışarıdan gelen top ve tüfek sesinden ziyade, içeriden sızan ve toplumsal direncimizi felç eden bir "sessiz istila" dönemi. İran’daki velayet makamının hedef alınması, sadece bir suikast ya da askeri operasyon olarak okunamaz. Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve onun bölgeye yayılmış "küresel taşeronlarının" yürüttüğü, yüksek teknoloji ile düşük ahlakın birleştiği bir yıkım projesidir.

Bu tablo, ne sadece ABD’nin teknik üstünlüğü ne de İsrail’in saldırganlığıyla izah edilebilir. Asıl trajedi, küresel güçlerin İslam coğrafyasında "satın alabilecekleri" ruhları devşirmiş olmasıdır. İnsanoğlu vahiy terbiyesinden uzaklaştıkça, kibrin ve hırsın esiri oluyor; inancını, namusunu ve vatanını satabiliyor.

Bu yozlaşma, tesadüfi bir süreç değil. Sosyal medya henüz hayatımıza girmeden çok önce, emperyalist istihbarat servisleri "sosyal araştırma" kılıfıyla coğrafyamızı haritalandırıyordu. Yıllar önce bir televizyon programında Ali Bulaç, bu süreci tam isabetle "beyaz casusluk" olarak tanımlamıştı. Bulaç, bu şirketlerin masum sosyolojik araştırmalar yapmadığını, aksine gelecekteki bir küresel istilaya hazırlık olarak veriler topladığını vurguladığında, stüdyodaki o günün "aydınları" tarafından bağnazlıkla itham edilmişti. Bugün gördüğümüz manzara, o gün Bulaç'ın işaret ettiği "içeriden fethedilme" stratejisinin acı verici ispatıdır.

Bugün İran’ın başına gelenlerle Venezuela’da Maduro döneminde yaşatılan krizler, aynı emperyalist senaryonun farklı sahneleridir. Bir ülkeyi doğrudan işgal etmeden önce, o ülkenin iç bünyesini çürütmek, ekonomik istikrarsızlık oluşturarak toplumsal bir "hain" sınıfı oluşturmak ve nihayetinde yönetimi küresel sermayeye peşkeş çekecek kuklaları başa geçirmek... İşte strateji budur.

Condoleezza Rice’ın, "Türkiye dahil 22 ülkenin sınırları değişecek" sözü, bir kehanet değil, bir yol haritasıydı. Bugün bu haritanın hayata geçirilmesi için Yahudi teopolitiğinin yayılmacı ajandası ile enerji kaynaklarını sömürme hırsı birleşmiş durumda.

Bu karanlık tablo karşısında duruşumuzu belirlerken, İslam dünyasının zihin dünyasından beslenmemiz şart. Sezai Karakoç, Diriliş nesline hitaben yazdığı satırlarda, Batı karşısında pasif kalmanın değil, medeniyetin özüne dönerek kendi "yeniden doğuşumuzu" gerçekleştirmemiz gerektiğini hatırlatır. Karakoç'a göre:

"Bütün dünya küfre batmış olsa bile, tek bir kişi kalsa bile, o kişi, yine de, kendi içindeki hakikati ve inancı diri tutmak zorundadır. Çünkü asıl istila, zihnin işgalidir."

Bugün, o "zihinsel işgalin" sonuçlarını yaşıyoruz. İslam coğrafyasını, yine kendi içinden çıkan işbirlikçiler eliyle kuşatmaya çalışan bu iradeye karşı, merhum Aliya İzzetbegović'in o meşhur tesbitini hatırlamak zorundayız:

"Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir."

Bizler, düşmanın teknik gücünden korktuğumuz kadar, onun ahlaki çürümesine benzemekten, onun gibi "satın alınabilir" insanlar olmaktan korkmalıyız. Hainlik, bir milletin şuurunu, tarihini ve inancını, küresel efendilerin çıkarları uğruna pazarlık masasına koymaktır.

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Eğer bugün birbirimize yaptığımız haksızlıkları, içimizdeki adalet boşluğunu ve "beyaz casusluk" faaliyetlerine gösterdiğimiz gafleti tamir etmezsek, dışarıdan gelen her darbe bizde daha derin yaralar açacaktır.

Rabbim, bu coğrafyaya, tarihin bu kritik kavşağında feraset, şuur ve zalimlerden bütünüyle beri olma liyakati versin. Unutulmamalıdır ki, dışarıdaki düşmanın gücü, içerideki çatlağın derinliği kadardır. Eğer biz o çatlağı inanç, sadakat ve liyakatle kapatmazsak, kilit tutmayan kapıdan içeri sızanlar sadece bizim topraklarımızı değil, bizim geleceğimizi de çalmaya devam edeceklerdir.


© Mardin Life