Süpürge Otu
Sosyal medyanın bol renkli ve cafcaflı dünyasının telefon ekranları aracılığıyla iç içe geçtiğimiz günümüz dünyasında; anlık akışkan ve bol renkli sanal aleminde gezinmek, içimizdeki derinlik duygusunu çalıyor farkında olmaksızın.
Birçok şeyi geçtim, artık her şeyin hızlı ve hemen şiarıyla yenilip tüketildiği zamanların uslu koyunları olduğumuz ise ayrı bir gerçek.
Karın tokluğunu giderse de göz ve gönül tokluğuna derman olmayan fasd food tarzı besleniyor ruhumuz, sanal dünyanın reel olmayan gerçekliğinde.
İşte o zaman sığınmak istiyorum kitapların açılıp kapanan sayfaları arasına,
İşte o zaman kaybolmak istiyorum kağıt sayfaların derinlikli hışırtıları arasında,
İşte o zaman mutlu oluyorum, gelgeç olmayan somutlukların elle tutulur zeminine nakış misali işlenen satırlarının huzuruna…
Kitapların somut bir o kadar sıcak ve her daim elinin altında olan, on yıllar geçse de çizdiğin satırların söylemleri arasına sızılan hafıza kayıtlarına baktığımda, kendi gerçekliğimle yüzleşiyorum insan olma sıfatımla.
Onun içindir ki kitap okumalarımda şöyle kallavi ve bol sayfalı romanlar benim için hem yoğunlaşma hem de derinleşme açısından tercih edilendir.
Yazar tercihlerimde ise kadın yazarların farklı bir yeri vardır.
Bir Elif Şafak, bir Azra Kohen, Bir Alev Alatlı, bir Ayn Rand, bir İnci Aral, bir Ursula K. Leguin; empati yetenekleri, olayları süzüş ve kaleme dökmede ki ustalıklarıyla, büyülemişlerdir........
