Aynı Şehirde Bin Dil Tek Yalnızlık
Aynı Şehirde Bin Dil Tek Yalnızlık
Hadi bugün hep birlikte biraz memleketimizden bahsedelim. Sonra da bizden bahsederiz. Memleketimiz dahil her yerde var olan; insandan…
Sabahın erken saatlerinde Mardin’in sokaklarında yürüyen biri şunu fark eder: Bu şehir uyanmadan önce bile doludur. Taş duvarlar geceyi hâlâ üzerinde taşır. Dar sokaklardan henüz insan sesi yükselmez ama şehir sessiz değildir. Sanki her köşe, her kapı, her pencere kendi içinde konuşuyordur.
Bu sadece bir sessizlik değil; birikmiş bir şeydir. Yüzyılların bıraktığı bir iz gibi. Bu şehir, öyle bir günde kurulmadı. Artuklular geldi, iz bıraktı. Ardından başka devletler, başka insanlar… Ama kimse bu şehri baştan yazmadı. Herkes kendi cümlesini ekledi. Bu yüzden Mardin’de tarih düz bir çizgi değildir. Üst üste binmiş katmanlar gibidir. Bir sokaktan geçerken sadece bugünden geçmezsin. Aynı anda birkaç zamandan yürürsün.
Mardin’e “çok kültürlü şehir” derler. Biz Mardinliler de bunu bilir, böyle anılmaktan gurur duyarız.
Farklı dillerin, farklı inançların, farklı hayatların bir arada yaşadığı yer.
Ama bu tanımın sakladığı bir gerçek var: Bir arada yaşamak, birbirine........
