CARİYE VE KÖLE
CARİYE VE KÖLE. Değerli kardeşler ilk önce bunu iyi bilmemiz gerekir;İslam’dini (Cariyelik ve Köleliği getirmemiş)Bil hasa onu kaldırmak için bazı yöntemlere gitmiştir.Ama şu şekil sorular sorula bilir? Madem İslam evrensel ve ahlaki bir dindir, neden köleliği ve cariyeliği tek bir ayetle anında yasaklamadı da böyle insani tartışmalara açık bir alan bıraktı?"Bu soruya daha derinden, mantıksal ve felsefi düzlemde yanıt vermek gerekirse, argümanlar şu 3 ana eksende toplanır:1. Toplumsal Realite ve Ekonomik Dönüşüm (Sistemik Zorunluluk)Bir kuralın veya dinin "ideal" olması yetmez; "uygulanabilir" de olması gerekir.Kölelik Bir Din Mantığı Değil, Dünya Düzeniydi: 7. yüzyılda kölelik/cariyelik sadece bir "kötü alışkanlık" değil; bugünkü bankacılık, sanayi, tarım ve iş gücü piyasasının ta kendisiydi. Bütün medeniyetler (Roma, Pers, Çin, Hindistan, Doğu ve Batı) tüm ekonomilerini bu sistem üzerine kurmuştu.Yapay Bir Yasak Felaket Getirirdi: Eğer İslam o gün tek bir emirle köleliği tamamen yasaklasaydı; ne kalacak yeri, ne mesleği, ne de sosyo-ekonomik güvencesi olan milyonlarca insan bir anda sokağa atılmış olacaktı. Bu da kitlesel açlığa, yağmacılığa ve toplumsal bir çöküşe yol açardı.Süreç Yönetimi: Tıpkı içkinin kademeli olarak yasaklanması gibi, İslam köleliği giriş yollarını tıkayarak ve çıkış yollarını (azat etmeyi) ibadet sayarak zamana yayılan bir stratejiyle sönümlendirmeyi seçmiştir.2. Savaş Hukuku ve Mütekabiliyet (Karşılıklılık) EsasıGörseldeki "savaş esiri" vurgusu doğrudan o dönemin uluslararası savaş hukukuyla ilgilidir. İslam'da cariyelerin konumu nedir?Soru detayı - Kur'an'da "kişi istediği kadar cariyelerle evlenebilir" diye bir ibare var mı ve varsa hikmeti nedir?- Yani normalde en fazla dört kadın alabilirken, niye istediği kadar cariye alabiliyor; cariyeler de kadın değil mi?- Cariyelik ve kölelik hakkında bilgi verebilir misiniz?- Kişi cariyesi ile eşi gibi cinsi münasebette bulunabilir mi?- Birden fazla cariye edinmek caiz midir? CevapDeğerli kardeşlerim:Allah'a kul ve köle olmanın dışında, her insan hür olarak yaratılmıştır. Hürriyet, insanın vazgeçilmez bir hakkı, ayrılmaz bir hususiyetidir. Bununla beraber, insanın, insan olma itibariyle haysiyet ve şerefinden gelen bir hürriyet hakkı, hemen hemen tarihin bütün devirlerinde elinden alınmıştır. Çeşitli harp ve baskınlar neticesinde insanlar hürriyetlerinden mahrum edilmiş, bir mal gibi alınıp satılır hale getirilmiştir. Bilhassa Roma hukuku ve Yunan felsefesi, köleliği zarurî bir ihtiyaç haline getirmiş, insanları bir eşya gibi pazara dökmüştür.Diğer taraftan her millet, düşmanının kuvvetini azaltmak, nüfusunu eksiltmek ve kendi kuvvetini artırmak için esirlik müessesesini yaşatmayı zaruret hâlinde görmüştür. Devletler arasındaki savaş konjöktürü gereği kölelik devam ettiği için İslamiyet bunu yasaklamamıştır. Ancak düşman gücü tehdidi ortadan kalkınca bu insanların özgürleşmesi için teşvikte bulunulmuş, kölelerin de insanca yaşamasına dair hükümler konulmuştur. Şahıslardan kaynaklı olumsuzluklar bir kenara bırakılırsa köle hukuku ile ilgili insalcıl yaklaşım İslamiyet tarafından tesis edilmiştir.İslâmiyet'ten önce Araplar arasında da kölelik bütün şiddet ve dehşetiyle devam ediyordu. Kabileler arasındaki çarpışmalar ve yağmalamalar aralıksız olarak sürüyordu. Düşman taraftan esir olarak alınan kadın, erkek ve çocuklar kölelileştiriliyordu. Cahiliye Arapların nazarında kölelik hayvanlıktan aşağı telâkki ediliyordu. Bunun için onları insanlık dışı işlerde çalıştırıyorlar, her türlü zulüm ve işkenceyi reva görüyorlardı. Bazen onları aç susuz bırakarak ölüme terk ediyorlar, bazen de öldürüyorlardı. Kadınları cariye olarak kullanıyorlardı. Öyle ki âdeta cariyelik teşvik edilen bir şey haline gelmişti. Sırf bunun için başka kavimlere baskınlar düzenliyorlar, erkekleri öldürerek kadınlarını esir alıyorlardı.İşte İslâmiyet böyle bir zamanda zuhur etti. O devirde insanlığın yarası olan böyle bir meseleyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, o zamanki durum zaten buna müsait de değildi. Esaret müessesesinin kaldırılması henüz yeni kurulmakta olan İslâm devleti için birtakım güçlükler getirebilirdi. Şöyle ki:Her hususta olduğu gibi dinimizin cihad anlayışı diğer milletlerin savaş anlayışından farklıdır. Dinimizin cihat gayesi, zulmetmek, kan dökmek, kuru kuruya beldeler fethetmek değil, Cenab-ı Hakk'ın ismini duyurmak, İslama yöneltilen hücumları önlemek, insanlara dünya ve âhiret saadeti temin etmektir. Bu sebeple düşman da olsa savaşa fiilen iştirak etmedikçe, kadınları, çocukları ve ihtiyarları öldürmek Peygamberimiz (asm) tarafından yasaklanmıştır.1........
