menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Modern Çağın Hastalığı Doyumsuzluk

15 0
14.07.2026

Günlerin büyük son hızla akıp gittiği, eşyanın insanı esir aldığı, vitrinlerin ve ekranların bitmek bilmeyen bir iştahla üzerimize çullandığı zor bir asrın içinden geçiyoruz. Her köşe başında daha fazlasına, daha yenisine sahip olmamız gerektiği isteniyor. Kulaklarımıza. İhtiyaç ile ihtirasın, muhtaç olmak ile müptela olmanın birbirine karıştığı bu zor zamanda, en çok zedelenen ve hırpalanan şüphesiz ki kalbimiz oluyor. Dünyaya ne için gönderildiğini unutan, yaratılış gayesinin ulviliğinden uzaklaşıp maddenin esaretine kapılan insanoğlu, dipsiz bir kuyuyu doldurmaya çalışır gibi biriktirdikçe biriktirmeye çabalıyor. Oysa biriktirdiğimiz her madde, bizi ahiretin o hafif ve duru ikliminden biraz daha uzaklaştırıp aldatıcı dünyaya mahkûm ediyor.

Tasavvuf ehli zatların her fırsatta dile getirdiği gibi, dünya bir gölgeliktir; gölgeyi yakalamaya çalışan rüzgârı kovalamış olur. Kalbimizi fani olanın esaretinden kurtarmanın, ruhumuza o özlenen sükûneti ve rehaveti bahşetmenin yegâne yolu ise kadim bir şifada gizlidir: Kanaat. Kanaat; sadece eldekiyle yetinmek demek değil, Yüce Mevlâ’nın bizim için takdir ettiğine gönül hoşluğuyla razı olmak, başkasının avucundakine haset nazarıyla bakmamaktır.

Modern insan, istikbal kaygısı ve rızık endişesi adı altında kalbini amansız bir korkuya maalesef teslim ediyor. Gelecek korkusuyla endişeye düşüyoruz, bu durum aslında Rezzâk olan Rabbimize olan tevekkülümüzün zayıflığının bir tezahürüdür. Halbuki rızkı veren, kulunu darda bırakmayacak olan O’dur. Rabbimiz bu hakikati açık ve net bir şekilde şöyle beyan buyurmuştur:

“Yeryüzündeki her canlının rızkını Allâh üstlenmiştir…”(Hûd, 6)

Mülkün yegâne sahibi rızka kefil olmuşken, insanın bir hırs uğruna hem dünyasını hem de ebedi hayatını tehlikeye atması ne büyük bir gaflettir. Rabbimiz, yarattığı her nefesin rızkını hazır kılmıştır:

“Orada hem sizin için hem de rızıkları size âit olmayanlar için geçim vâsıtaları lütfettik.”(el-Hicr, 20)

Rabbimizin bu teminatına rağmen, modern zamanların cazibeli tuzaklarına düşen kalbimiz sürekli bir doyumsuzluk halinde. Gökyüzündeki kuşlara, dağdaki kurda kuşa rızkını taşıyamadığı halde ihsanda bulunan Kudret, bizi hiç sahipsiz bırakır mı? Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:

“Nice canlı var ki rızıklarını kendileri taşıyamaz. Ama onları da sizi de rızıklandıran Allâh’tır. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”(el-Ankebût, 60)

Öyleyse mümine yakışan, rızkı kula kulluk ederek veya harama el uzatarak aramak değil, doğrudan o sonsuz........

© Maraş Gündem