MANİSA’DA HALK RÖPORTAJLARI
Yerel medyada halk röportajı izlemeyi çok seviyorum. Gerçek sorunların ortaya koyulduğunu bilmek ve izlemek , bu sorunları dile getirmek ve bu köşede yer vermenin çözüm aşamasında etkili olduğunu da düşünüyorum.
Neticede bir şehrin içerisinde yaşayan büyük bir aileyiz.
Bu şehrin içinde yaşayan biri olarak da bizler de benzer sorunlar yaşıyoruz.
Yapılan röportajlarda halk kendi taleplerini sıralarken en büyük sorunun otopark olduğunu düşünmesini endişe verici buluyorum.
Bir kimse de çıkıp demiyor ki, şehrin merkezi çarpık kentleşmeye kurban edildi. Binaları, pazar yerlerini, çarşıyı, bazı kamu hizmet noktalarını aynı eve sığdırmış gibiyiz. Şehir merkezi nefes almıyor kabul edelim. Hemen hemen tüm işimiz gücümüzü de çarşı, merkez kısmında olduğu için çözebiliyoruz. Dolayısı ile arabasını alan şehir merkezine koşuyor.
Yerel medya da yapılan bir halk röportajına geçen yaz orman yangınları sürerken denk gelip, Manisa’nın en büyük sorunu ne diye sorulduğunda , ormanları kirletip, yangın çıkmasına neden olunması demiştim. Süre kısıtlı olmasaydı anlatmaya devam ederdim. Şehzadeler Belediyesi Orman haftasında Spil’de temizlik yapmış, Tarzan Meydanında da çocuklarla birlikte bu proje kapsamında kutlama yapmıştı.
Oysa , o meydanda bulunan çocukluğumuzda bize çevre sevgisini aşılayan Ahmet Bedevi yani Tarzan’ın heykelini kaldırmışlardı. Ahmet Bedevi müthiş bir akıldır. Şehirde görünür olması gerekir.
Geçtiğimiz hafta yapılan bir sokak röportajında, biri “Manisa’da su çok pahalı” diyordu.
Onu dinleyince ilk yorumum kısıtlı geliri var ise zor geçiniyordur. Elbette haklıdır dedim. Ancak konuşmanın devamında 22 ton su kullandığını ve 1850 TL su parası ödediğini öğrendim. Hemen kısa bir hesap yaptım.
1 Ton = 1.000 Litre 22 Ton *1.000 = 22.000 Litre.
Bir damacana su 20 litre ediyor ise 22 ton su kaç damacana ediyordu acaba ? Cevabını size bıraktım.
Bazı hizmetler pahalı derken, sunduğumuz ispatlar gerçekçi olur ise inandırıcılık seviyemiz o derece etkili olur.
Hepimiz basit bir matematik ile bu yorumun gerçekçi bir temel taşımadığını görebiliyoruz. Hatta o videonun altına yapılan halk yorumları da bunu kanıtlar nitelikte. Yaşam kaynağımız suyu da israf etmeyelim.
Başka bir röportajda ise en önemli sorunun otopark olduğunu söylüyordu. Hatta evimi bile satıp taşınmayı düşünüyorum diyordu.
Şehir merkezinde oturup, aracı olan biri evini satmayı düşünüyor. Aslında aracı satıp benzin masrafından kendini kurtarsa daha kaliteli bir yaşam sürebilir miydi. Bu durumlar hep soru işareti. Tercih elbette halkındır.
Bu röportajın en sahici olanı da Muradiye’de ikamet eden kişinin şikayetiydi. Elektrik , altyapı ve su kesintisi yaşanıyor. Dükkanlarımızda bu nedenle rahat çalışamıyoruz diyordu. Haklıdır da pos cihazı, internet ve doğalgaz elektrik ile çalışıyor.
Neyse ki bu yaz Muradiye’nin çalışmaları başlayacak ve önümüzdeki yıl umarım bu sorunlar yerine yenileri konuşulacak.
Muradiye’deki alt yapı çalışmalarından beklentim büyük. Uzun zaman sonra ilk kez geçen ay Muradiye’ye gittim. Yine boş bulunan her yere bina yapılmış. Ancak alt yapısı tamamlandığında ve bozuk yollar asfalt olduğunda daha güzel bir alan olacağına eminim.Bu arada bilin diye yazalım, Muradiye için verilen sözler tutulmaz ise onu da dile getirmekten kaçınmayız.
Manisa’da bir çok sorun var. Her nedense kolay görüneni mi seçiyoruz. Mesela sanayi şu an sıkıntılı günler yaşıyor. Aşılacaktır elbette ama ya işsiz kalanlar?
Manisa, bir tarım kenti aynı zamanda ama tarıma dayalı bir okulu yok. Üstelik Ege’nin en verimli topraklarında...
Manisa’nın, çok güzel köyleri var . Ancak bir çoğu mahalle statüsü kazanıyor. Tarım alanlarına binalar yapılıyor mesela.
Manisa, tarihi ile dillere destan yapılara, müzelere sahip bir şehir. Kültür turizmi iyi bir gelir sağlayabilir, yeni okullar yapılabilir.
Bizlere, büyük resmi gösterecek, gerçek sorunu anlatacak büyük bir halk buluşma günü lazım. Çocuklarımıza daha güzel ve güvenli bir şehir nasıl bırakabiliriz bunu anlatalım.
