SORMAK GEREK
Bir kalem ve İki yüzlü bir kağıt.
Toplumu ve olayları Radar gibi izleyen Bir çift göz.
24 saat, Dış Dünya’yı dinleyen 2 kulak.
Derin gözlem ve duyumlar sonucu Kağıda Dökülen yorumlar.
Kim incinir? Kim darılır? Kim kaktüse sarılır? Vermediği selamdan Yüzlerin somurtmasından belli olur.
Elbette, Güzel yorumlar Beğeniler, emojinler Sosyal medyada İltifata tabi!
Yazma eyleminin içerisinde Övgüde var Sövgüde!
Oldu mu şimdi? Neden yazdın? Bizde seni bizden biri bilirdik. Sitemleri.
İki arada, bir derede! Yukarı yazsan, iktidar. Aşağıya yazsan muhalefet. Kimseyi memnun edemezsin.
5000 yıldır Yazıyor, çiziyor insanoğlu. Kil tabletlere, tasa, Mermere, Havaya, suya Kuma, kağıda. Hiçbir şey bulamazsa kafaya!
Kimi yazılar şurup gibi tatlı. Kimi İsot gibi acı.
İnsanoğlu yaptığı iyilikler ile Hizmetlerinin duyulmasını isterde, Yediği hurmaların yazılmasından pek Hoşlanmaz!
Yazar ve çizerlik. Bir kalemin insanın Basına bin dert açtığı meslektir.
Ne geldiyse basımıza, yazı yazmaktan geldi. Kimimiz Kursun yedi. Kimimiz bomba ile havaya uçuruldu.
Anan kadir gecesinde doğurduysa, En fazla, Issız bir kösede Virgül gibi kıvrılır, Soru işareti gibi yamultulursun!
Kontra yazı yazmak Arı kovanı ile dönen tekerleğe Çomak sokmak demektir. Mükafatı sopa ile patlamış kafa, göz!
Suya sabuna dokunmadan yazmak Varken, Fincancı katırlarını ürkütmek de nedir?
Bir kalemden balda akar, Kanda! Duymuşsunuzdur “kan damlayan kalem” Deyimini. Birde yağ damlayan kalemleri.
Okuyucuya sormak gerek. Yazarın kaleminden bal mı aksın? Yağ mı sızsın? Kan mı damlasın? Yoksa kalemler sussun mu?
