İlme Adanmış Bir Baş: Mahmut Karakaş
O, ilim deryasında yüzen sessiz bir gemi, yürürken ayak sesleri bile duyulmayan, konuşurken kelimeleri incitmeyen, göğüs kafesinde kalbi her dem mazlumlar için atan, halim , selim , tevazu ve edep timsali bir beşer.
Kalem onun elinde hayat veren bir neşter . Onun dudaklarından dökülen kelamlar her sadra şifa. O, bir melek sima !Babasının çalıştırdığı değirmenler’de küçükken seyrettiği; akarsuyun çarkını döndürdüğü o devasa karataşların arasından dökülen unların izlerini taşır gönlünde . O, ekmek fırınlarında pişen nimetlerden daha çok; ilim fırınlarında pişen yüce alimlerin dimağlarından neşet eden ve insanlığa şifalar dağıtan antik eserlere aşıktır .O, Urfa’nın tüm kabristanlarında başı açık , başı sarıklı, fesli ve kavuklu mezar taşlarıyla saatlerce konuşandır . Onun gözünde mezar taşları her toplumun tapu senetleridir. Zira mezar taşları insanlığı toprağa bağlayan en çözülmez bağdır. O, dikili taşlarda yazılanları günlerce okuyarak sabırla kayıt altına alandır.O, Urfa’nın , Soğmatar’ından Çarmelik’ine , Birecik’inden Halfeti’ye , Siverek’inden Viranşehir’e ve Harran’ından da diğer tarihi yerlerine kadar tahrip edilmiş sütunların, dikilitaşların, mabetlerin ve antik binalarının duvarlarında, kapılarının üzerinde yazılı kitabeleri ısrarcı bir gayretle; bizzat sırtlandığı merdivenlerin üstünde günlerce merceklerle okuyandır.Ankara İlahiyat Fakültesinin kantininde : ‘ Dadaşın Çay Ocağı’nda ciğerlerine çektiği sarma sigaralarının dumanıyla ; Dadaşın da gönlünün ateşiyle demlendiği taze çaylarını yudumlayıp parlayan gözleriyle ufku delen üç kafadar Urfalı Mahmut’lardan biri ; Mahmut Kaplan, biri Mahmut Dörtbudak ve diğeri ise, Mahmut Karakaş’tır !Bunlardan bir Mahmut siyasetçi, bir Mahmut Hattat ve diğer Mahmut da namdar bir yazar olmuştur.O, Mahmut Karakaş öyle naif öyle naif ki, Urfa’nın o yakıcı yaz güneşinde bile üşür ! Onu ancak kendine getirecek şey ise, eskimez şiirimizin yüce şairlerinden birinin elyazma Divan’dır . O, nazik mi nazik, sempatik Urfa beyefendisidir .O, uzun bedenin üstünde ilimle dolu bir baş taşır. Başında ki siyah saçları düzgün kesilmiş, pes sesleri bile duyacak kadar hassas iki kulak ve kemerli bir burnunun altında hakkı haykırmaya anık iki dudak!Beyaz bir ten, açık ve geniş bir alın, siyah uyumlu kaşlar bu kaşlarının altında fıldır fıldır dönen çakır gözler; arşivlerin küflü raflarında okuyucusunu bekleyen nadide elyazma kufi , rika, celli ve siyakat ile yazılmış ecdattan kalma eserleri yıllarca üşenmeden, sabırla , dikkatla ve metanetle ilme hizmet etmiş alimleri onların nadide eserlerini arayan müdekkik araştırmacı bir yazardır. ilme adanmış bu baş : Dostum Mahmut Karakaş’tır.Mahmut Karakaş, seksen yıllık ömrünün yarısından fazlasını; ilim yolunda feda eden bir kitap aşığıdır . O, bir kitap dervişidir. Mahmut Karakaş , iflah olmaz ‘kitabi tarikatı’na mensuptur bencileyin. Mahmut Karakaş iyi huylu bir muallim ve de iyi bir aile babasıdır. Mahmut Karakaş , dost canlısı , mükrim ve tam da bir sır küpüdür. Yanında adam kes , onunla mezara gider. O, bizim aramızda tam bir güvenlik........
