menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sözün Tesirini Nerede Kaybettik?

34 0
24.03.2026

Söz bitti… Köprüleri bir bir yıkıldı insanlığın. Kelimeler hezeyanların arasında mahsur kaldı ve sesler uğultulardan ibaret kaldı. Söz bitti… Hakikat duyulmaz oldu kalabalıkların içinde. Aklın ve kalbin rotası şaştı. Söz bitti… Kelamın kalbine doğru yürüyüşümüz yarım kaldı.

Söz, insana sunulmuş kadim imkânlardan birisidir. İnsan, eşyayı isimlendirerek dünyayı kurdu; hakikati ifade ederek varlığına temel oluşturdu. Çağlar, toplumlar ve medeniyetler kelimelerin üzerinde yükseldi… Söz; sesten ibaret değildi, söz bir istikametti. Söz, insanın içinden doğan ve yine insanın özüne varan bir yolculuktu. Hz. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi’sinde sözün bu hikmetli seyrini ne güzel tasvir eder:

“Bu dil denen et parçasından hikmet nehri ırmak gibi akmakta… Kulak denen deliklerden akıp, meyvesi akıl ve anlayış olan can bağına kadar gitmekte.”

Bir zamanlar insanın varlığını, inancını, değerlerini ve mefkuresini üzerine inşa ettiği söz şimdi bir hız ve hırsçağında tüketilebilen bir meta ve alınıp satılabilen bir nesne haline geldi. Gösterişli ve parlak; fakat derinliği yok. Yüksek perdeden, bangır bangır; fakat yüreğe dokunan bir tınısı yok. Dışı pazarlanacak kadar cazip, içi doldurulamayacak kadar boş… Artık söz çoğalsa da değeri azalıyor; ses yükselse de hakikat kısılıyor.

Bugün bizler kalabalıkların arasında iletişimden, sevgiden ve muhabbetten mahrumuz. Hepimiz bir şeyler anlatıyor ve konuşuyoruz fakat hiçbirimiz dinlemiyoruz. Sözlerimiz muhatabının kalbinde ve aklında makes bulmuyor ve henüz muhatabını bulmadan solmaya başlıyor. İnsanlarla aramızda çokça etkileşim var fakat iletişim yok, çokça ses ve söz var fakat sevgi, samimiyet ve muhabbet yok…

Halbuki söz, bizi terk etmedi, biz onu pervasızca harcadık ve tükettik. Kelimeleri, hakikatin sadık muhafızları olmaktan çıkardık, kalabalıkların önünde gösteri yapan cambazlara dönüştürdük. Söz alkışın esiri oldu ve hafifledi. Hafifledikçe de omuzlarımızdaki anlam yükünü taşıyamaz oldu. Belki sözün kendisi bitmedi ama derinliği, anlamı bitti. Sözün tesirini ve kadrini yitirdik. Peki, sözün tesirini nerede yitirdik? Gelin bu sorunun peşine düşerken, kendi içimizde cevapsız bıraktığımız yerlere de ayna tutalım…

1)Dilimiz tahribata uğradı

Dilin tahribata uğramasından en büyük zararı söz gördü. Sözün tahribata uğramasından ise ilim, irfan, düşünce, sanat ve ahlak nasibini aldı. Dil, eski ruhunu kaybederek köklerinden kopmuş bir ağaca döndü; suni ve taklide dayalı bir yapıya büründü.

Nitekim Cemil Meriç Bu Ülke’de bu hakikati şu çarpıcı ifadeyle dile getirir:........

© Maarifin Sesi