Görünmez duvarlar
İnsan dünyaya ön yargılarla gelmez.
Kimse doğduğu anda bir takımı, bir ideolojiyi, bir inancı, bir düşünceyi ya da bir yaşam biçimini savunarak doğmaz. Bunların hepsini zaman içinde öğreniriz.
Çocukluktan itibaren ailemiz, çevremiz, eğitimimiz ve yaşadıklarımız bize dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatır.
Ve biz farkında olmadan zihnimizde görünmez duvarlar örmeye başlarız. Bir süre sonra o duvarlar bizi koruyan sınırlar olmaktan çıkar, dünyaya baktığımız pencerelere dönüşür.
İnsanlar çoğu zaman kendilerini güvende hissetmek için duvar örer.
Kesin doğrulara inanmak, her şeyi siyah ve beyaz görmek insana güven verir. Oysa hayatın büyük bölümü gri tonlardan oluşur.
Bu yüzden birçok insan yeni bir bilgiyle karşılaştığında onu anlamaya çalışmak yerine önce reddetmeyi tercih eder. Çünkü bazen tek bir bilgi bile yıllardır inşa ettiği düşünce sistemini altüst edebilir.
Fanatiklik de çoğu zaman böyle başlar.
Fanatiklik sadece bir futbol takımını körü körüne desteklemek değildir. Bir fikre, bir lidere, bir partiye, bir dine, bir bilimsel görüşe ya da herhangi bir düşünceye sorgulamadan bağlanmaktır.
Amaç gerçeği bulmak değildir.........
