menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yasaklamakla olmuyor

5 0
27.02.2026

Eski kuşaklar için “dışarı çık” bir temenniden çok, zorunluluktu. Akşam ezanına kadar sokakta oynar, dizimiz kanadığında eve dönmeyi hatırlardık. Şimdi ise birçok evde en sık kurulan cümle, ‘Şu telefonu bırak artık’ oldu.Dijital çağın çocukları bambaşka bir dünyanın içine doğdu. Onlar için ekran bir araç değil, hayatın ta kendisi. Ödev orada, oyun orada, arkadaş orada. Hatta bazen aile sohbetinden kaçış da orada. Bu tabloyu yalnızca yasaklarla ya da sitemle açıklamak kolay ama çözmek o kadar basit değil.Anne babalar iki uç arasında sıkışmış durumda. Bir yanda “geri kalmasın” kaygısı, diğer yanda “bağımlı olmasın” korkusu. Çocuğunun teknolojiye hâkim olmasını istiyor ancak teknolojiye teslim olmasından da endişe ediyor. Asıl mesele belki de cihazın kendisi değil; o cihazla kurulan ilişkinin niteliğidir.Ekran tamamen zararlı demek gerçekçi olmaz. Doğru kullanıldığında öğrenme imkânı veriyor, yabancı dil geliştiriyor, farklı kültürlerle temas sağlıyor. Ama sınırsız ve denetimsiz kullanım; dikkat dağınıklığından uyku problemlerine, sosyal iletişim zorluklarından akademik düşüşe kadar birçok soruna kapı açıyor.Burada en kritik nokta, örnek olabilmek. Elinde sürekli telefon olan bir ebeveynin, çocuğuna “ekranı bırak” demesi pek karşılık bulmaz. Çocuk söyleneni değil, gördüğünü yapıyor. Davranışları örnek alıyorlar. Ailece belirlenen ekran saatleri, ortak kitap okuma zamanları ya da beraber yapılan basit yürüyüşler bile dengeyi değiştirebiliyor.Belki de yeniden “sıkılmaya” izin vermeliyiz çocuklara. Çünkü yaratıcılık çoğu zaman boşlukta filizlenir. Sürekli uyarana maruz kalan bir zihin, kendi hayal gücüne alan açmakta zorlanır. Her anı doldurmak yerine, biraz boş bırakmak bazen en büyük iyiliktir.Teknoloji hayatımızdan çıkmayacak. Ama onun hayatımızın neresinde duracağına biz karar verebiliriz. Çocuklarımızın ekranla değil, hayatla bağ kurabildiği bir dengeyi yakalamak yasaklarla olmaz. Bilinç, sınır ve birlikte geçirilen zamanla mümkün olur.


© Konya'nın Sesi