ABD Ortadoğu’yu Kaybediyor mu?
İran–ABD gerilimi başladığından beri bu köşede birkaç yazı kaleme aldık.
“Füze değil bir rejim vuruldu” dedik.
“ABD şemsiyesi mi, Türk–Pakistan–Suudi güvenlik hattı mı?” diye sorduk.
“2026 İran, 2036 Türkiye mi?” ihtimalini tartıştık.
“Füze tutmadı, sırada Azerbaycan mı?” sorusunu gündeme getirdik.
O günlerde bu sorular bazılarına fazla iddialı gelmiş olabilir.
Ancak bugün sahaya baktığımızda tablo giderek netleşiyor.
İran’a karşı başlatılan askeri baskı hızlı bir sonuç üretmedi.
Aksine savaş uzadıkça yalnızca cepheler değil, bölgesel dengeler de değişmeye başladı.
Ortaya çıkan tablo şu soruyu daha yüksek sesle sorduruyor:
ABD Ortadoğu’yu kaybediyor mu?
Plan hızlı bir çöküştü
Washington’daki plan aslında karmaşık değildi.
İran ağır bir askeri baskı altına alınacak, komuta zinciri kırılacak ve ekonomik-siyasi baskı büyütülecekti.
Sonunda rejimin içeriden çökeceği düşünülüyordu.
Ortadoğu’da daha önce defalarca uygulanan bir yöntemdi.
Irak’ta denendi. Libya’da denendi. Suriye’de denendi.
Ancak İran’da beklenen hızlı çöküş gerçekleşmedi.
Ama İran ayakta kaldı
Çünkü İran savaşı klasik bir askeri zafer üzerinden okumuyor.
İran’ın stratejisi farklıdır.
Savaşı kazanmak değil, ayakta kalmak.
Ortadoğu’nun jeopolitiğinde bazen ayakta kalmak bile büyük bir sonucu beraberinde getirir.
Savaş uzadıkça maliyet büyür, cephe genişler ve uluslararası baskı artar.
Bu nedenle savaş uzadıkça yalnızca İran değil bütün denklem değişmeye başlar.
Körfez artık şu........
