menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

9’uncu yılında Cumhurbaşkanlığı sisteminin bir öyküsü var mı?

27 0
19.04.2026

Ülkeler için bazı tarihler bir milattır. Aynı zamanda bu tarihler birer kırılma notasıdır. Cumhuriyet tarihimizin 103 yılına hiçbir ülkenin tanıklık edemeyeceği kadar “milat” sığdırdık. 1950 seçimleri, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri muhtıra ve darbeleri birer milat ve aynı zamanda da kırılma noktalarıdır. Kendilerinin anlattığı gibi AKP’nin tek başına iktidara geldiği tarih 2002 milat değildir.

Cumhurbaşkanlığı sisteminin kabul edildiği 16 Nisan 2017 referandumu ise bir milattır ve aynı zamanda bir kırılma noktasıdır.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her zamanki gibi bu cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasının yaşandığı günü sessizce geçiştirdi. Oysa “her şeyin çok iyi” olduğu bu sistem, en azından birkaç cümleyle hatırlanmayı hak ediyordu. Sessizliğe yatırılarak unutturulmaya çalışıldığına göre, burada işler yolunda gitmiyor demektir. Gitseydi, “algı yaratma ve yönetme” konusunda çok yetenekli olan AKP kadroları bunun üzerinde de tepinirlerdi. En azından İletişim Başkanlığı “Cumhurbaşkanlığı sisteminin 9’uncu yılında” diye büyük bir kampanya başlatarak başarı öykülerini anlatırdı. Anlatamıyorlar çünkü başarıyı bırakın, anlatacak öyküleri yok.

(Burada Mustafa Kemal Atatürk’ün 10’uncu yıl nutkunu hatırlamak yararlı olur.)

Unutmamak lazım: Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş referandumu, demokrasi ve hukuk açısından sakattır. En temel mesele, OHAL koşullarında, devleti elinde bulunduran siyasi yapının da taraf olduğu bir referandumun yapılmasıdır. Referandumun oylaması sürerken, yasanın açık hükmüne karşın, mühürsüz zarflardaki oyların geçerli sayılmasına YSK karar verdi. Ama vermemeliydi, çünkü veremezdi. Bunun için TBMM’de yasanın değiştirilmesi gerekirdi. Bu 2 temel mesele referandumun sakatlığını ortaya koymaya yeterlidir.

Referandumdaki kabul oylarına göre, her 2 seçmenden sadece birinin onay verdiği bir sistem olması da sıkıntılıdır. Böyle hayati bir sistem değişikliğine seçmenin yarısının onay vermemesi önemlidir.

(TBMM’de anayasa değişikliği için 3’te 2 çoğunluk aranıyor. Bu sayı bulunamadığı için referanduma gidilmişti. Bunun bir mantığı olmalıydı ve referandumda da bu çoğunluk aranmalıydı.)

Kaldı ki 1 Kasım 2015 seçimlerinde MHP ve AKP’nin toplam oyu yüzde 60 iken bu referandumda yüzde 50’ye gerilemiştir. Bu 2 partinin seçmeninin de yüzde 20’si sisteme hayır demiştir. Bunlar çok önemli verilerdir.

(2 yıl önce Erdoğan’ın karşısına aday çıkaran MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin büyük bir dönüş ile hem başkanlık sistemine hem de Erdoğan’a destek vermesi de yapılanın çok da sağlıklı olmadığının en önemli göstergelerindendir.)

Sistem sistemsizlik oldu

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra güçler ayrılığı tamamen ortadan kalktı. Yasama ve yargı devlet hiyerarşisi içinde bürokratik yapılar halinde yürütmeye, yani tek........

© Kısa Dalga