menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Devlet kimdur?”

28 196
15.02.2026

Rize Çamlıhemşin’de yaylaları talan edecek yol projesine karşı çıkan Havva Bekar, tam da böyle sorgulamıştı 11 yıl önce devleti.

Bu sorunun ardından olması gereken devleti de “Devlet bizuz” diyerek anlatmıştı.

Anayasa’ya göre memleketin ormanını, suyunu, toprağını koruması gereken devlete karşı, bunları korumaya çalışan bir halkın çaresiz mücadelesine tanıklık yapıyoruz yıllardır. Devletin niyeti de buradaki önceliği de halkın çıkarları değil, sermaye.

Politikalarının önüne devleti koyan siyasi yapılar, iktidarda ya da muhalefette nerede olurlarsa olsunlar, politik olarak bir hiçtirler. Politikasızlıklarının arkasına saklandıkları bir paravandır devlet. Siyaseten sıkıştıkları anda devreye sokulan “joker” ya da tehlike anında basılacak “butondur” devlet bu siyasi yapılar için. Devletin etkisini arttırmak için de hep güvenlik kaygısı üzerinden bir sahiplenme hatta “itaat” talep ederler. Hep de o alanda tutarlar, tutmak isterler.

Devlet soyut bir kavramdır, içinde “devlet” adına görev yapanlarla somut hale gelir. Modern devletler vatandaşlarının hoşnutsuzluğundan da sorumludurlar. Varlık nedenleri sadece vatandaşa sağladıkları “güvenlik” ya da “varlıkları” ile sınırlı değildir, onları mutlu da etmek zorundadırlar. Vatandaşın mutluluğu da isteklerinin, ihtiyaçlarının en azından belli bir hayat standardında karşılanmasıyla gerçekleşir.

Bireylerin önüne itiraz edilmesini önlemek niyetiyle kutsal olarak etiketlenerek konulan devlet, yüksek enflasyondan da gelir dağılımındaki adaletsizlikten de alım gücünün düşmesinden de sorumludur. Niteliksiz eğitim, ulaşımı zor sağlık hizmetleri de devletin sorumluluk alanındadır. Vatandaşlarını bu imkanları sağlayan devlet yine de kutsal olmaz, sadece “iyi” bir devlet olur.

Son dönemde partililerinin kafasını en çok karıştıran siyasetin adı MHP’dir. MHP, siyasetsiz bir parti kimliğindedir. Bu dün için de tartışılabilir. Bu eksikliğini de hep “devlet” kavramını kutsal hale getirerek, arkasına saklanarak gidermeye çalışmıştır. 12 Eylül darbesinde yaşadıkları şok da sahibi olduklarını ve korumaya çalıştıklarını sandıkları “devletin” aslında sahiplerinin başkaları olduğunu anlamaları nedeniyledir. Devletten daha çok “memleket” derdi olan Ülkücülerin ayrışması da MHP siyasetinde böyle başlamıştır.

(MHP çizgisine itirazın en temel noktası, ne kadar devlete bağlanırsa bağlansın, “önder Öcalan” kadar mevcut Milli Eğitim Bakanı ile yeni atanan İçişleri Bakanı’nın referansları olmalıdır.........

© Kısa Dalga