Türkiye ne yönden ‘olumlu ayrışıyor’muş?
Savaş konjonktüründe döviz gelirleri düşerken, giderler artıyor. TCMB’nin altın swap işi bu tabloda gündeme geliyor. Dış borç stoku 520 milyar dolar. İçerden yapılmış dövizli borçlanmayı ve YİD’lere verilmiş döviz garantilerini koyun rakam 650 milyar dolara hareketleniyor. 1 liralık kur artışı 650 milyar dolar ilave yük demek. Dahası, kur artışının enflasyonu kışkırtacak, artıracak olması… “Enflasyonla mücadele ediyoruz, düşürüyoruz” derken beliren risk bu.
Haber şu: “TCMB, İran kaynaklı piyasa dalgalanmalarına karşı lirayı korumak için gerekirse altın rezervlerini de kullanacağı yeni önlemler hazırlıyor. Türkiye’nin elinde yaklaşık 135 milyar dolar değerinde altın rezervi bulunuyor. TCMB’nin potansiyel bir adım olarak Londra piyasasında altın-döviz swap işlemleri yapmayı değerlendiriyor.”
İsabetli. Olası bir kur şoku karşısında arka kapıdan 128 milyar dolar satmak gibi saçma sapan, şaibeli bir işe tevessül edilemeyecek olması iyi. Tedbir almak gerekli midir peki? Oraya geldik mi bilmiyorum ama tedbir almanın kötü olduğunu kim iddia edebilir? Yabancı çıkışı var. Birazdan ayrıntılarına bakarız. İhracat, turizm ve diğer hizmet faaliyetlerinden döviz girişi için “azalabilir”, en başta enerji ithalatı üzerinden de döviz ihtiyacı olağanüstü “artabilir” projeksiyonu varken tedbir almamak Türkiye’yi kritik eşiklere taşıyabilir. Bu tabloya bir de doların güçlenmesini, Fed faizleri konusunda indirim yönlü iyimser tahminler rafa kalkmasını, küresel ölçekte bir enflasyon dalgası ihtimali çerçevesinde faizlerin artabileceğini, savaş ortamında doların güvenli liman özelliğinin yeniden güçlenmesini ekleyelim. Öyleyse içerde kur baskısının artacağını tahmin etmek gerçekçi olur. Tedbirsizlik, bugün için tahmin olan şeyin gerçek bir riske dönüşmesi halinde ekonomiyi 2023 seçimler öncesi kritik tabloya taşıyabilir. Bu kez enerji alacaklarını erteleyecek, nükleer santral üzerinden döviz desteği sunacak bir Putin de yok. Durumu gözden geçirelim:
Ekonomi Gazetesi haberinde rakamlar veriliyor. “Merkez Bankası’nın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaştan etkilenen TL’yi savunmak için yaptığı yoğun döviz satışı rezervleri azalttı. 2 Mart’tan bu yana döviz satışı 33.7 milyar dolara yükselirken altın fiyatlarındaki düşüş de rezervlerde kayıp yarattı. Bürümcekçi Araştırma ve Danışmanlık Kurucusu Haluk Bürümcekçi, 23 Mart Pazartesi günü toplam rezervlerin 161.1 milyar dolara, net uluslararası rezerv (NUR) seviyesinin 41.6 milyar dolara gerilediğini, tüm swaplar hariç Net rezervlerin ise 19 Mart’a kıyasla 15.4 milyar dolar düşüşle 28 milyar dolara indiğini vurguladı.” Rezerv durumu bu. 19 Mart operasyonları sırasında 60 milyar dolara yakın azalmayı da hatırlayarak çok hızlı eriyebildiğini not edelim. (2025 sonu itibariyle rezervler 227 milyar dolardı. 30 Ocak’ta 2018 milyar dolardı!)
Yabancı çıkışı, kur baskılama çabası da rezervi eritiyor bir yandan. Savaşın ilk iki haftasında yabancı yatırımcının 4.6 milyar doları aşan satışına uğrayan devlet tahvillerinin yanı sıra hisse senedi piyasalarından net çıkışı 1 milyar doları geçti. Prof. Dr. Selva Demiralp’in verdiği rakama göre 28 Şubat sonrası 25 – 30 milyar dolar çıkış oldu.
Peki döviz yükümlülükleri açısından durumumuz nedir? Daha önce HMB tarafından........
