menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emeklinin 20 bin liralık sefalet ücreti ve “müsait zaman”

10 1
01.02.2026

5 Ocak 2026 günü TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayı için SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin maaşlarına yüzde 12,19, memur emeklilerine de yüzde 18,60 oranında zam yapılmıştı. Öte yandan memur emeklilerinin taban aylıklarına ise 1.000 lira ilave edilmişti.

İktidar tarafından 2019 yılından itibaren en düşük emekli maaşı düzenlemesinin, açıklanan zam oranına ek olarak kanun teklifleriyle tespiti öne çıkarılınca yine bu yönteme başvuruldu. Bu yıl en düşük emekli maaşı tespiti ve diğer emekli gruplarına yapılan düşük zamlarla ilgili tartışmalar geçmiş yıllara göre daha da arttı ve ülke gündeminde ilk sıralara yerleşti. Emeklilerin maaşlarına yapılan düşük zamlar; emeklilerin, emekli sendikalarının ve ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere bazı siyasi parti temsilcileri tarafından tepkiyle karşılandı.

Emekli sendikaları da Tüm Emeklilerin Sendikası, TÜİK’in enflasyon verilerini açıklamasından önce, 2 Ocak’ta ülke genelinde örgütlü olduğu 51 noktada alanlara çıkarak eylem yapmış, emeklilerin taleplerini ve beklentilerini kamuoyuna duyurmuştu.

Emekliyi tamamen sefalete mahkûm eden düşük zamların netleşmesi üzerine, CHP’li bir grup milletvekili buna tepki olarak TBMM’yi terk etmeyip Meclis’te oturma eylemi başlattı. CHP’li milletvekillerinin emekli hakları lehine Meclis’te başlattıkları bu eylem, kamuoyunda etkili oldu. Yazılı ve görsel basının bir kısmı, bu eyleme ve daha önce görmezden gelinen emeklilerin sorunlarına yeterli olmasa da yer vermeye başladı. Yandaş basın ise ülkenin mevcut ekonomik durumundan ve kaynak yetersizliklerinden bahsederek yapılan eleştirileri veya yükselen tepkileri yumuşatmaya çalıştı. İleride, koşullar uygun olduğunda bu durumun düzeltileceği algısını öne çıkardı.

CHP’li bir grup milletvekilinin emekli maaşlarının adil bir şekilde artırılması için TBMM Genel Kurulu’nu terk etmeyerek oturma/nöbet eylemi başlatması üzerine başta Tüm Emeklilerin Sendikası olmak üzere; DİSK’e bağlı Devrimci Emekliler Sendikası (Dev Emekli-Sen) ve Birleşik Emekliler Sendikası (B.E.S.) alanlara çıkarak basın açıklamaları ve sonrasında da oturma eylemleri gerçekleştirdiler. Gür bir sesle hem taleplerini dile getirdiler hem de Meclis’teki eyleme destek verdiler. Tüm Emeklilerin Sendikası, üyeleriyle birlikte süreç içinde yağan yağmura, kara ve soğuk havaya rağmen Türkiye’nin 40-50 noktasında yasa teklifinin kabul edildiği güne kadar her gün belli saatlerde sokağa, meydanlara çıktılar. “Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz”, “sahte yüzdelik zamlara hayır”, “tüm emeklilere 20 bin lira artış yapılsın”, “emeklilikte intibak yasası derhal çıkarılsın”, “emekliler en dipte eşitlenmeye değil, insanca yaşamaya layıktır” sloganlarının yazıldığı pankart ve dövizler taşıdılar. Yaklaşık 300 emekli TBMM’ye giderek CHP’nin eylem yapan milletvekillerine destek ziyaretinde bulundular.

AKP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Özlem Zengin, en düşük emekli maaşına ilişkin, “En kısa zamanda Türkiye’nin şartları en müsait olduğunda bu ücretler tekrar bir kez daha gözden geçirilecektir.” ifadesi ile emeklilerin tepkisini çekti. Tüm Emeklilerin Sendikası Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) 22.01.2026 tarihli yazılı metninde şu ifadelere yer verildi:

“İktidar sözcülerinin ‘şartlar müsait olunca düzelteceğiz’ türünden açıklamaları, emeklilerin içinde bulunduğu ağır yoksulluk koşullarını görmezden gelen, toplumsal gerçeklikle bağdaşmayan ve sorumluluktan kaçan bir siyasal tutumun ifadesidir. Oysa emeklilerin ‘müsait zaman’ denilerek ötelenmeye, oyalanmaya ve belirsiz vaatlerle bekletilmeye ne tahammülü ne de zamanı vardır.

Çünkü emeklilik bir lütuf değil, bir ömür boyunca verilen emeğin karşılığıdır. Bu nedenle emeklilerin insanca yaşam talebi ertelenebilir bir ‘sosyal destek’ başlığı değil; doğrudan bir hak ve adalet meselesidir.”

Dile getirilen “en müsait şartlar” seçim şartlarıdır. Emekliyi seçimlere kadar sefalet ücreti ile yaşamaya mahkûm et, sonra da seçimlerin yapılmasına kısa bir süre kala (2023 seçimleri öncesinde yapıldığı gibi) emekli maaşlarına bir miktar seyyanen zam yap, gerekli oyu al ve bir dönem daha iktidarı sürdür anlayış ve stratejisi hâlâ devam etmektedir.

En temel ihtiyaçlarını satın almayarak kısan, pazarda filesini canının istediği gibi dolduramayan, çay ve yemek fiyatları yüksek diye kahvehane ve lokantaya giremeyen, yüksek fatura gelir diye kombisini yakmayıp salonda battaniyeye sarılıp üşüyerek oturan, çalışan televizyonun ışığı ile odasını aydınlatan, eczaneden aldığı ilacın katkı parasını dahi ödeyemeyen ve bayramdan bayrama da olsa torunlarına harçlık veremeyen bir emeklinin sorunlarının çözümü için aciliyet gerekmiyor mu? Emekli için artık bıçak kemikte. Yaşa bağlı kronik hastalıklar ve stres gibi sağlık sorunları giderek büyüyor. Ekonomik çözümü bir başka bahara ertelemek, emeklinin yaşadığı kabusu devam ettirmek demektir.

Türkiye’de emekliler, onurlu ve insanca yaşayabilecekleri bir maaş talebini gündeme getirdiklerinde özellikle ekonomiden sorumlu yöneticiler, “kaynak yok” gerekçesini ileri sürmektedirler. Resmî raporlara ve bütçe tablolarına bakıldığında sorun kaynak yokluğu değil, asıl kaynağın hangi sınıfsal kesimlerin lehine dağıtıldığı ile ilgilidir. Bugünkü faiz harcamaları, birçok sosyal harcama kalemini geride bırakmıştır.

Bu ödenen faizler, yalnızca iç borçlanmaya değil, küresel tefecilere aktarılmaktadır. Merkez Bankası ve Hazine verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması, bütçeye milyarlarca liralık büyük bir yük bindirmiştir. Ödemeler, çok zengin mevduat sahipleri, finans kuruluşları ve uluslararası sermaye çevrelerine aktarılmıştır. Kaynak yoksa 2026 yılı faiz ödemelerine nasıl oluyor da 2,7 trilyon lira........

© Kısa Dalga