İşten durdurmalar başlıyor...
Asgari ücret artırıldı, çalışanların maaşları arttı...
Asgari ücret ödeyemeyen kesim de yok değil...
Bir çoğu çalışanlarıyla pazarlık yapıyor!
Ya eski maaş ve yatırımlar...
Ya da maaş artışı ama yatırım yok!
Bir seçenek daha var;
Maaşa zam ama işe de son!
Devletin ve çalışanının böyle bir sorunu yok...
Maaşların ödenmesi için artık her ay başı borçlanma gelenek haline geldi!
Devlet artık özel bankalardan borç alıp maaşları bir şekilde ödüyor...
Ödüyor da nereye kadar!
İşin uzmanları Haziran ayını gösteriyor...
Eğer borçlanmayla maaş ödemeye devam ederlerse Haziran ayında dananın kuyruğu kopar!
Hazine tıkanır kalır...
Dünyanın sonu gibi bir şey!
Tanırmış bir iş insanı mesaj göndermiş...
Yanında yüzlerce çalışanı var!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına soruyor;
Çalışanların sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarını eksiksiz ve düzenli olarak bakanlık destek veriyormuş...
Destek ansızın kesilmiş!
Tabi ki verilen ve sonradan kesilen destek sadece bakanlığın sorunu değil...
Tamamen hükümet meselesi!
Sahi bu destek niye kesildi bir bilen çıkıp ortaya açıklasın...
İş insanı arkadaş açık ve net konuşuyor...
Bu destek devam etmezse durumlar vahim!
İşten durdurmalar an meselesi...
Hemen tüm iş dünyası bu konuda alternatifsiz hale gelecek!
İşten durdurmalar da kaçınılmaz olacak...
Burada binlerce çalışandan bahsediyoruz!
Yığınla insanın işsiz güçsüz kalması ne demek bilir misiniz?
Ekonomiye çok büyük darbe...
Ardından sosyal patlamalar!
Onu için devlet desteği hayati değer taşımaktadır...
Destek devam etmezse vay halimize!
Biz de bir sektör var ki ne verseniz memnun olmuyor...
En çok kazanan sektör!
Artık 7/24 çalışmaya başladı bir çoğu...
Kumarhanelerden bahsediyoruz!
Hükümete ateş püskürüyorlar...
Güney Kıbrıs bu sektöre büyük destek olurken bizim devlet köstek oluyor diye sitem ediyorlar!
Şımarıklığın daniskasıdır bu...
Doyamadılar bir türlü!
Ülkede kumar bağımlığı o kadar artı ki...
Casinolar oto park yerlerini bile iptal edip içlerini makine ile doldurdular!
Şikayet ediyorlar ama bir tane bile kapısına kilit vuran yok...
Çünkü ülkede belki de en fazla kazanan sektör haline geldiler!
Daha ne istiyorlar anlamadık gitti...
“Tahammül sınırımız kalmadı...”
Akkent sokak Yenikent'te oturuyorum.
Geçen yıldan beridir sokağımızdaki 4 adet sokak lambası yanmıyor.KıbTek arızayı arayıp kayıt açtırdım.Periyodik olarak da arayıp kaydı yeniletiyorum.
Almadığım hizmetin sokak lambalarının parasını da her ay aksatmadan ödüyorum.Bu gün oldu halen sorunumuzu çözmediler.Her aradığımda sıra ile yapıyorlar,Sıra size de gelecek gibi ifadelerle kaydı yeniliyorlar.Geçen bunca sürede sıra gelmemesini anlayabilmiş değilim.İlgisizlik,vicdansızlık ve beceriksizlik olduğunu düşünmekteyim.Eve geldiğimde veya çöp atmaya çıktığımda zifiri karanlıkla karşılaşmak fenama gidiyor.İlgisizliklerine daha çok içerliyorum.
Böylesi bir sorunu bile çözemeyen Kıb-Tek ten daha büyük sorunları çözmesini bekleyebilir miyim?
Lefkoşa Bölge amirliğini aradım telefon boşa çaldı kimseye ulaşamadım.Artık tahammül sınırımın tükendiğini hissettiğim için bir de sizinle paylaşmak istedim.Belki siz mesajınızla benim ulaşamadığım yere ulaşarak bir katkıda bulunursunuz ve sorunumuz çözülmüş olur.
Acil durum planınız var mı?
“Bizdeki “kriz anı devlet modeli” şöyle:
Kriz çıkar, toplantı yapılır, “çalışmalar başlatıldı” denir… Ya sonra… Başımıza bir felaket gelmemişse, bir sonraki krize kadar unutulur gider…
İran’daki savaşın ‘bölgesel dengeleri etkilediğini’ hala söyleyip duruyor hükümetimiz. Bu bir analiz değil, olsa olsa zayıf bir haber başlığı olabilir sadece…
Sürekli güvenlik ve ekonomi konusundaki tek cümlelik stratejinizi ise: ‘Türkiye var.’ diye vurgulayıp duruyorsunuz.
Peki Türkiye aynı anda birden fazla krizle meşgulse nedir B planınız?
Devlet dediğin, ihtimal hesabı yapar, temenni hesabı değil.
Çok basit sorular var cevabı beklenen. Ve olması gereken de bu soruların cevaplarının şimdi değil, çok önceden de biliyor olması…
KKTC için somut risk analiziniz nerede?
Enerji stoğumuz kaç günlük?
Acil durum planınız nerededir?
Rakamla konuşabiliyor musunuz, datalarınız hazır mı?
Jeopolitik kriz karşısında refleks değil, plan görmek istiyor vatandaş. Petrol artarsa elektrik ne olacak? Döviz yükselirse ithalat nasıl korunacak? Sosyal destek mekanizması dediğiniz şey nedir? Acil durum enerji planı var mı? Göç senaryosu için koordinasyon mekanizması nasıl ve hangi senaryolarla çalışacak? Tedarik zinciri kırılırsa alternatif rotanız ne olacak? Elektrik üretim maliyet projeksiyonunuz var mı?
Asla unutmayın ki Jeopolitik krizlerde kimse kimseyle romantik dayanışma yapmaz, yapamaz...
Her devlet önce kendi iç dengesini koruyacaktır. Ama bizim bu yapımızla ne mümkün! Tek ümidimiz Türkiye’nin aynı anda birden fazla krizle meşgul olmayıp bize de yetiyor olabilmesi…
Yangın çıkmış, biz hala hortum arıyoruz. Ne diyelim; gerçekten bulabileceğinize inansak su lastiğine bile razı olacağız ama bu vizyon ile ne mümkün!”
