İnançsızlık amaçsızlık getiriyor
Modern insan, tarihte belki de hiç olmadığı kadar fazla seçeneğe sahip. Teknoloji, hız ve sınırsız erişim imkânı, hayatı görünürde genişletiyor. Fakat bu genişleme, paradoksal biçimde iç dünyada bir daralmaya eşlik ediyor. Günümüz insanının en belirgin krizlerinden biri, yön duygusunu kaybetmesi. İnanç zayıfladıkça, yalnızca metafizik bir dayanak değil; aynı zamanda yaşamı anlamlandıran amaç duygusu da aşınıyor.
Burada inanç, dar anlamda yalnızca belirli bir dinî bağlılık değildir. İnanç, insanın kendisini aşan bir anlam ufkuna yönelmesidir. Kendisinden daha büyük bir şeye ait olma hissi, bireyin hayatına süreklilik ve derinlik kazandırır. Bu ufuk kaybolduğunda, hayat anlık hazların ve kısa vadeli hedeflerin toplamına indirgenir. Kariyer, tüketim ve görünür başarı, varoluşun merkezine yerleşir; fakat bunlar insanın anlam arayışını doyurmaya yetmez.
Amaçsızlık, çoğu zaman dışarıdan fark edilmez.........
