menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

20 TEMMUZ: BARIŞ, KÖTÜLÜĞE KÖTÜLÜK DİYEBİLMEKTEN GEÇER!

27 0
20.07.2026

Bir önceki yazımda, Federasyon-Kıbrıslılık dünyası ile Rum-Yunan ikilisi ve uluslararası destekçilerine karşı KKTC ve Türkiye ortaklığının verdiği mücadele dünyası arasındaki maneviyat farklarını ele almıştım. Gerçekten biri Venüs ise diğeri Mars’tır. Söz konusu olan iki farklı gezegendir. Ben bu gezegenler arasında gidip gelmeyi ve yolculuk yapmayı Kıbrıs Türk toplumu açısından çok faydalı buluyorum.

Şunu da söyleyeyim: Bunu yapabilmek her yiğidin harcı değildir! İnsanın hem kafası çatlayıp patlar hem de midesi bulanır. Elbette bu geçişleri daha çok sırf para ve mevki kazanmak için yapanlara da rastlarız. Ancak onların ezberciliği, saldırganlığı veya şakşakçılığı hemen göze batar. Bu işi çıkar için yaptıkları, istemeseler de bir şekilde belli olur.

Ben Federasyon karşıtı değilim. Hatta Tufan Erhürman veya Mehmet Ali Talat çizgisinde, çok fazla “Kıbrıslılık” dünyasına girmeden federasyonu rasyonel bir siyasi çıkar olarak savunanlardan da ciddi bir farkım yok. Ancak neden Kıbrıslılığı inkâr etmememe rağmen “Kıbrıslılık” dünyasında kalmadım?

Neden, örneğin “Benim yurdum ikiye bölünmüş ortasından” şiirinde yansıtılan ruh dünyasına çok ama çok uzağım?

Neşe Yaşın’ı ne kadar çok sevsem de ve bu toplumda ona yapılan ötekileştirmeye ne kadar çok kızsam, öfkelensem de bu dünyaya ait olmayı reddetmem, kendimce etik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Zaten hiçbir zaman bu dünyaya ait olmamıştım. Ancak yaptığım zaman yolculuğunda ve tarihin akışı içinde (2000-2024) yaşayarak öğrendiklerimin neden bu anlayışa taban tabana zıt olduğunu kibarca ifade etmeyi artık daha uygun buluyorum. Yazdığım bu yazıları da mutlak ideolojik gerçeklik olarak değil, tarihin akışı içinden tarihsel bir gerçeklik bakış açısıyla yazıyorum.

Fatma Azgın’ın anlattığı olayda “Makarios öldü” anonsu, Yunan darbesiyle yapıldı ve Kıbrıs yitirildi. 1974 öncesi Kıbrıs’ı yitiren insanları da kınayacak hâlim yok. Travmatik olaylara her insan farklı bakıyor ve farklı anlamlar yüklüyor. O dönemde Baf’ta ve adanın güney kesiminde çocukluk anıları olan insanların oraya dair hissettikleri özlem veya bağlılığı da yadırgayacak hâlim yok. Bu çok insani bir şeydir.

Ancak Kıbrıslı Türklerin Makarios tarafından azınlığa düşürüldüğü bütün bir Kıbrıs’ın yitirilmesi beni açıkçası hiç bozmaz. Çünkü Makarios, Kıbrıslı Türklere kötülük yapmış birisidir. Bu sadece Makarios’a ve Rum milliyetçilerine özgü bir şey değildir........

© Kıbrıs Postası