Uyuşturucuyla mücadelede akıl, adalet ve insan odaklı yaklaşım…
Uyuşturucu bağımlılığının Kıbrıs Türk toplumu için giderek büyüyen ciddi bir tehdit olduğunu en az 15-20 yıldır yazıyorum. Yazmaya da devam edeceğim.
Girne açıklarında yaşanan deniz faciasından kısa süre önce de konuyu yeniden gündeme getirmiştim. Başbakanlık Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonunun düzenlediği etkinliğe katılan tek gazeteciydim.
Bugün yine uyuşturucuyla mücadele konusunda bir sempozyum var.
On iki günden beri sağ bacağımda, yürümemi ciddi biçimde engelleyen bir sağlık sorunu yaşıyorum. Bu nedenle çalıştaya katılamıyorum. Sağlığım elverseydi orada olacak, söz alma olanağı bulduğumda düşüncelerimi açıkça paylaşacaktım.
Uyuşturucuyla mücadelede, yalnızca cezalandırıcı değil, koruyucu sağlık politikalarına benzeyen önleyici bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Her konuda aynı yöntemi uygulayamazsınız.
Yükseköğretimi bir yönüyle turizmle ilişkilendirebilirim. Ancak konu uyuşturucu olduğunda turisti, turizmi ayrı bir yere koymak gerektiğine inananlardanım.
Dünyanın pek çok ülkesinde uyuşturucu kullanan ile uyuşturucu satan aynı kefeye konulmaz. Çünkü biri çoğu zaman tedaviye ve desteğe ihtiyaç duyan bağımlıdır; diğeri ise insanların bağımlılığından para kazanan satıcıdır.
Yıllar önce Frankfurt’taydım. Kent merkezindeki bir otelde kalıyordum. Akşam karanlığı bastığında büyük mağazaların girişlerindeki korunaklı boşluklar, evsizlerin geceyi........
