menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rum-Yunan devletleşme kurnazlığı ve Mavi Vatan bekası

8 0
23.02.2026

   Denizci Sermayesi ve Devletleşme Süreci: Osmanlı Devleti içerisinde azınlık statüsünde bulunan Rum ve Yunan toplumları nasıl devlet sahibi oldular? Bu sorunun cevabı, milliyetçilik akımlarından ziyade denizcilik faaliyetlerinde ve bu sayede elde edilen hızlı zenginleşmede gizlidir. Günümüzde dahi Rum ve Yunan denizcilik şirketleri, dünyadaki en büyük deniz işletmeleri arasında yer almaktadır. Bu başarının kökleri, İtalya ve Fransa’daki denizcilerin kısa zamanda zenginleşerek sosyal değişimleri tetiklediği süreci Rum ve Yunan toplumlarının dikkatle analiz etmesine dayanmaktadır. Rum ve Yunan denizciler, Osmanlı içerisinde tıpkı İtalyan ve Fransız denizciler gibi yıllarca deniz aşırı ticaret yaparak zenginliklerine zenginlik katmışlardır. Özellikle Rusların, Osmanlı içerisindeki Ortodoksların hâmisi olmasıyla birlikte bu süreç zirveye ulaşmıştır.

Denizlerdeki tarihi kurnazlık: Çifte pasaport imtiyazı: Bu dönemde deniz aşırı ticaret yapan Rum ve Yunan denizcileri Batılı rakiplerinden ayıran en önemli stratejik imtiyaz, tarihte ilk defa denizlerde uyguladıkları “çifte pasaport” kullanma hakkı olmuştur. Rum ve Yunan gemileri, Osmanlı Devleti’ne ait veya Osmanlı ile iyi ilişkileri bulunan limanlara gittiklerinde gemilerine Osmanlı Bayrağı çekerek ticaret yapmışlardır. Ancak Hıristiyanların etkin olduğu bölgelere veya Batı limanlarına gittiklerinde ise Rus/Ortodoks Bayrakları çekerek imtiyazlı ve dokunulmaz bir şekilde ticaret yapma imkânına sahip olmuşlardır. Bu hukuki ve jeopolitik kurnazlık, devasa bir sermaye birikimini beraberinde getirmiştir.

Megali İdea’nın finansmanı ve isyanlar: Bu sermaye birikimiyle güçlenen Yunan ve Rumlar, 1791’den itibaren “Büyük Fikir” anlamına gelen Megali İdea’nın peşine düşmüşlerdir. RigasFerreros tarafından 1791’de ilk kez bir harita olarak ortaya konulan bu hedefte; Batı Anadolu, Trakya, Ege Adaları, Girit, Rodos, Kıbrıs ve İstanbul, kurulacak “Büyük Helen Cumhuriyeti”nin parçası olarak gösterilmiştir. 1821’deki Yunan isyanının ve sonrasındaki devletleşme sürecinin finansörü, işte bu denizci sermayesidir.

Kıbrıs ve sıçrama tahtası stratejisi: Fransız İhtilali’nin getirdiği özgürlük ve eşitlik kavramları, Rumlarda milliyetçi bir ayrılıkçılığa ve ENOSİS (Yunanistan ile birleşme) idealine dönüşmüştür. Kıbrıs’ta ilk Rum ayaklanması, 1821’de Başpiskopos Kipriaynos önderliğinde Yunan isyanıyla eş zamanlı başlamıştır. 1931’de İngiliz idaresine karşı Papaz Nikodimus’un başlattığı isyan da bu sürecin devamıdır. En kritik nokta ise 1960 ortaklık cumhuriyetidir. Rumlar, 1960’ta kurulan devleti asla bir “ortak yaşam alanı” olarak görmemiş; aksine bu ortaklığı Enosis’e giden yolda bir “ara durak” ve “sıçrama tahtası” olarak kurgulamışlardır. 1960’ta Rumlara destek veren Batılı güçler, onların bu maksimalist tezlerine hem siyasi hem de örtülü askeri destek sunmaya devam etmişlerdir.

1878’den Mavi Vatan’a uzanan süreç: Meselenin özü şudur: Denizcilik faaliyetleri sayesinde zenginleşen denizci toplumlar, bu sermayeyi devletleşmek ve başkalarının haklarını gasp etmek için kullanmışlardır. Fransız İhtilali, 1878’de Kıbrıs’ın idaresinin İngiltere’ye bırakılması ve Rum milliyetçiliğinin yükselişi, Kıbrıs Türk kimliğinin Varoluş ve Özgürlük Mücadelesini şekillendiren temel kırılmalardır.

Sonuç: Mavi Vatan bir lüks değil, zorunluluktur: Dünyadaki yüklerin yaklaşık %90’ı deniz yoluyla taşınmaktadır ve bu, karayolundan 7 kat daha ucuzdur. Petrolün %60’ı, doğalgazın %50’si deniz yolları ve kritik boğazlar (Cebelitarık, Hürmüz, Süveyş) üzerinden dünyaya yayılmaktadır. Doğu Akdeniz, dünya enerji rezervlerinin dünyaya açıldığı kapıdır. Günümüzde Vatan kavramı; Toprak (VATAN), Deniz (MAVİ VATAN) ve Hava Sahası (GÖK VATAN) olarak bölünmez bir bütündür. Geçmişte deniz ticaretini ve kurnaz imtiyazları yönetenler devlet kurmayı başardıysa, bugün de deniz yetki alanlarını ve Mavi Vatan’ı savunanlar egemenliklerini koruyacaktır. Bu tarihsel ve ekonomik gerçekleri bilmeden Mavi Vatan mücadelesine karşı çıkmak, tarihin tekerrür etmesine ve haklarımızın yeniden gasp edilmesine seyirci kalmaktır.


© Kıbrıs Gazetesi