Fransız İhtilali’nden küresel devrimlere: Denizcilik ve stratejik akıl
Endülüs ve Fatih’in aydınlanmaya katkısı: Avrupa, Doğu medeniyetini ilk defa 11. yüzyılda Endülüs’teki Müslüman alimleri tanımış ve onlardan çok şey öğrenmiştir. “Madde” kavramı bile Endülüs alimlerinden öğrenilmiş; Nobel ödüllü Batılı bilim insanları (fizikçiler) bu durumu resmi ödül törenlerinde açıkça ifade etmişlerdir. Rönesans’ın İtalya’da başlamasında, İstanbul’u fethettikten sonra isteyen bilim insanlarının Avrupa’ya gitmesine izin veren Fatih Sultan Mehmet’in büyük payı olduğu belirtilmektedir. Şöyle ki İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet, isteyen bilim adamlarının Avrupa’nın herhangi bir ülkesine gitmelerine izin vermiştir. Bunun üzerine İtalya’ya giden birçok bilim adamı önemli gördükleri birçok eseri tercüme etmiş ve böylece aydınlanmanın başlamasına katkı sağlamışlardır. Yine bu dönemde pusulanın keşfi ile de coğrafi keşifler bağlamında önemli adımlar atılmıştır. Doğu ülkeleriyle çok sık ticaret yapan İtalyan gemiciler, bu ülkelerdeki zenginlik, refah, adalet ve nizam unsurlarını öğrenerek bu kavramları ülkelerine kazandırmışlardır. Bu kazanımlar Rönesans Dönemi’nin başlamasına katkıda bulunmuştur. Bu kapsamda 1400’lerin başında Hristiyan hacılar, Kudüs’e gidip gelmek için İtalya’nın Cenova ve Venedik limanlarını kullanmışlardır. Bu da limanlardaki gemilerin sürekli hacı taşıyarak gemi sahiplerine ve denizcilere ciddi bir sermaye birikimi sağlamış ve bu da Rönesans’ın gerçekleşmesine etki etmiştir. Neden Fransız İhtilali?
Rönesans ile birlikte karanlık Orta Çağ’dan, dini, skolâstik düşüncenin etkisinden sıyrılmaya başlayan sanatçılar ve özellikle de bilim insanları o dönemden başlayarak insanlık açısından son derece önemli değişim, dönüşüm ve buluşların gerçekleştirmesini sağlayabilmişlerdir… İtalyan denizciler hacı taşıyarak zenginleşirken, Fransız denizciler de uzun yol gemileriyle keşfedilmemiş bakir yerleri (Amerika, Afrika, Orta Doğu) sömürerek zenginleşmişlerdir. Zenginleşen Fransız halkı kendisini sanata ve Rousseau, Platon, Sokrates gibi isimleri okumaya vermiştir. Ancak Fransız İhtilali’nin (1789) asıl tetikleyicisinin İngiltere olduğu da ileri sürülmektedir. Şöyle ki; 1776’da ilan edilen Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ne baktığımızda o tarihte ABD’deki Alman ve Fransız grupların Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde oldukça etkili oldukları görülmektedir. Öyle ki Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde İngiliz Kralı’na hitaben bizi soyup soğana çevirdin, vatandaşlarımıza eziyet ettin gibi ifadeler yer almaktadır! İngilizlerde bu gelişmenin ardından 1789’da Fransız Kralı’na karşı Fransız İhtilali’nin hayata geçirilmesini sonuna kadar desteklemiştir! Fransız İhtilali konusunda daha pek çok etken söz konusu olsa da ana etken olarak İngilizlerin Fransız Kralı’nı cezalandırma isteği bu biçimde öne çıkmaktadır! Burada gözden kaçırılmaması gereken konu ABD’deki Alman ve Fransızların el ele vererek İngilizlere karşı savaş açtıkları gerçeğidir. Sonuç itibarı ile ABD’deki Alman ve Fransızlar o tarihte İngilizleri ABD’den çıkartılmasını başarmışlardır! 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde ABD’deki Alman ve Fransız gruplar İngilizlerin Amerika’dan çıkartılmasını sağlayınca, İngiltere de bunun hıncını almak için Fransız Kralı’na karşı ihtilali sonuna kadar el altından desteklemiştir. Devrimlerin perde arkasındaki ortak akıl: Fransız İhtilali’nin yarattığı “ulus devlet” dalgası; 1905 Rus Devrimi, 1908 Abdülhamit’e karşı yapılan devrim ve 1911 Çin Devrimi ile devam etmiştir. Burada en çarpıcı ayrıntı şudur: 1905 Rus, 1908 Osmanlı ve 1911 Çin Devrimleri’ndeki tüm finansör ve organizatörlerin aynı akıl ve aynı kişiler olduğu gerçeği, küresel sistemin nasıl tek elden dizayn edildiğini kanıtlamaktadır. Denizcilikle başlayan zenginlik ve sömürü düzeni, imparatorlukları bu devrimlerle tasfiye etmiştir. Mavi vatan ve enerji güvenliği: Günümüzde enerji ihtiyacının büyük bölümü denizlerdeki kritik boğazlar/kanallar ile boru hatları üzerinden gerçekleşmektedir. İspanya ile Afrika arasındaki CEBELİTARIK, Umman, İran, Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki HÜRMÜZ ile Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Afrika ile Arap Yarımadası arasındaki BAB-ÜL MENDEP Boğazları ile Mısır’daki SÜVEYŞ KANALI söz konusu kritik boğazlardır. Görüldüğü üzere dünya petrol ve gazının büyük bölümü Doğu Akdeniz üzerinden taşınmaktadır. Doğu Akdeniz’in, küresel çerçevede ispatlanmış en büyük petrol/doğalgaz rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar havzalarının dünyaya açıldığı kapı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla denizlerimize ve denizcilik faaliyetlerine çok büyük önem vermeli ve bu kapsamda Mavi Vatanımız ile deniz yetki alanlarımıza en iyi şekilde sahip çıkmalıyız. Geçmişte deniz ticaretini yönetenler dünyayı ihtilallerle şekillendirmişse, bugün de deniz altındaki kaynakları ve geçiş yollarını yönetenler geleceği inşa edecektir.
