Guterres vicdanen rahatladı ve ‘elveda Kıbrıs’ diyerek hüzünlü ayrıldı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres daha gelmeden önce, bazı çevrelerde ‘anlaşma ha oldu, ha olacak’ havası vardı. O kadar ki, ‘her şey bitti, iş imzaya kaldı’ diyecek kadar ileri giden ve hayal aleminde düzenler vardı. Daha önce de vurguladığımız gibi, senaryolar havada uçuşuyordu. Halka umutsuz umut pompalamayı adet haline getirenler, vitese öyle bir asılmışlardı ki, duvara toslayacaklarını akıllarının ucundan bile geçirmediler. BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs’a gelmeden önce de neyin elde edilebileceğini veya edilemeyeceğini çok iyi biliyordu. Çünkü tarafların görüşlerini detaylı biçimde Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’den almış, yeterince bilgi sahibi olmuştu. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da Rum lider Nikos Hristoduludis’in de soruna yaklaşımlarını not etmişti. Çok önem verdiği ‘Güven Artırıcı Önlemler’ konusunda bunca zaman niye ilerleme sağlanamadığının da bilincindeydi. Güven yaratıcı önlemlerde hangi tarafın ayak direttiğini de pekala bilmekteydi. Son bir hamle yaparak garantörlerin de katılımıyla yeni 5 1 toplantısı düzenlemek en büyük isteğiydi. Ancak bunun için de esaslı bir çalışma yapılması ve ortamın hazır olması gerekirdi. Ama ortak zemin yaratma bir yana, ayrışmada önemli mesafeler alındı. Güney’deki okullarda Türk düşmanlığı aşılayan eğitim sistemi, güven artıcı önlemlerin önünde en büyük engel. Güven yaratma veya güven artırma değil, güvensizliği, düşmanlığı körükleyen en önemli unsur. Sadece bu mu? Herhalde okumuşsunuzdur. Rum tarafında........
