Gazeteye sansür konulmasını Dr. Küçük’le nasıl önlemiştik?..
Ceza Mahkemeleri Değişiklik Yasası’nda yapılan tadilatlar, itirazlara rağmen, Meclis’ten geçirilirken, meslektaşlarımızın bu konudaki hassasiyetlerini anlamamak mümkün değildir. Çünkü basının haber alma özgürlüğü söz konusudur.
Bunları düşünürken aklıma bizim dönemin gazeteciliği gelmesin mi? ‘gazetecilik eskiden mi zordu, şimdi mi?’ sorusuna ‘elbette geçmişte’ yanıtı verilir. Teknoloji gelişmiş değildi, iletişim şimdiki gibi hızlı değildi. ‘Topal eşek’ gibiydi.
1974 öncesi günlerde varoluş mücadelesi döneminde, sivil otoritenin yanı sıra, askeri otoritenin ‘hükmü’ geçerdi. Yanlışlar, hatalar pek eleştirilmese de, bunları dile getirenler yok değildi. Özellikle Dr. Fazıl Küçük, Halkın Sesi gazetesinde iki yıldız imzası ile yazdığı yazılarda yanlışlıkları eleştirir ve uyarılarda bulunurdu.
Doktor’un eleştirileri nedeniyle sık sık ‘Huzura’ çağrılırdım. Bayraktar’ın huzuruna çıkarken, beni gören koruması ya da şoförü ile orada çalışan arkadaşlar “Merak etme de seni torbaya koyacak değiller” diyerek, şaka yaparlardı. Samimiyetle söylüyorum, hiçbir nedenle Kemal Çoşkun’un huzuruna çıkmış değilim.
Ancak öyleleri vardı ki, konuştuklarında tavandan toz düşerdi. Hele Doktor’un bir yazısı yüzünden ‘huzura’ çağrıldığımda, ismini........
