Güncel çeşitleme
PROVOKASYONLARIN HASSAS BÖLGEYE TAŞINMASI: Geçen haftanın sıcak olayı idi… Rum tarafının zincirleme provokasyonları hassas bölgeye de kaydırıldı… Olayın en basit tanımı budur… Rum tahrikleri sonucu Pile – Beyarmudu bölgesinde Türk güvenlik birimleri ile BM sözde barış gücü askerleri bir kez daha karşı karşıya geldi… Şap hastalığını bahane eden Rumların Türk kontrolündeki bölgeye izinsiz girmelerine fırsat tanınırken Türk hayvancıların bölgedeki hareketlerine de engel olunmak istendi… Orası Türk kontrolünde olması gerek boş bir arazi… Adı Çayhan Düzü… Hiç kimse anımsamadı, “hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”, ama işte o arazinin içinde BM askerleri bir Türk hayvan üreticisini, Hüseyin Kafa’yı, mandırasında vurarak şehit etmişlerdi 1974 sonrasında… Bu tarihi olayı da unutmamak gerek bugünün gelişmelerine bakarken. Ara bölgenin çeşitli kesiminde faaliyet yürüten Rum çiftçiler ve hayvancılar da var… “Ara bölge benim kontrolümde” diyen BM sözde Barış Gücü, onları devamlı himaye etmekte… Bu çifte standardın altını çizmekte de yarar var tabii ki… *** “MİLLİYETÇİLİK” ÜSTÜNE: “Sahte milliyetçiler” diye Don Kişot’un yel değirmenlerine saldırması misali dövünenler ve saldıranlar var… Yahu Don Kişot çağrıştırıcıları, KKTC’de “milliyetçilik” zerrece kalmadı ki bunun sahtesi olsun… “Ben milliyetçiyim” diye ortaya çıkıp övünen hani kaç kişimiz var?… Milliyetçilik yapanların milliyetçi etkinliklerinden, reflekslerinden ve duruşlarından bir tek örnek verilse ya… Bu arada Rum’un ırkçı ve fanatik siyasetlerini eleştirmek de milliyetçilik değil, barışcıllık, insan hakları ve güvenlik meselemizdir yani… “Milliyetçilik” nasılmış görmek isteyenler lütfen Güney Kıbrıs Rumluğunu bir incelesinler… Her konuda bizi geçtiler… Her yarışta bizi yaya bıraktılar… Ve bilhassa da milliyetçilikte… *** ÖN YARGILI OLMAYALIM: “Siber saldırı” diye adlandırılan bu son dijital kaos dışarıdan ya da içimizdeki dışarılılar tarafından tetiklenmiş olabilir… Çünkü siyasal eğilimi ve düşünce dünyası ne olursa olsun, kim olursa olsun, çoğu kişi yaratılan bu kaostan nasibini almaktadır… Net biçimde görünen bu… Bu nedenle önyargıyla hareket ederek birbirimize yüklenmek yerine yapılacak ciddi araştırma ve tespitlerin sonucunu beklemek sağduyunun gereğidir… *** YAMAN OLAN KİM?: Bir de baktık ki, Bakan Erhan Arıklı’nın da siber saldırılarla ilgili paylaşımı kaldırıldı… Ara ki bulasın!.. “El mi yaman, bey mi yaman göreceğiz” demişti oysa Erhan Arıklı … Yaman olan kim peki şimdi?.. El mi, yoksa bey mi?” *** SON ŞANS: Açıkça görülen o ki, sosyal medyadaki bu son kaostan Facebook dijital yönetimi de şaşkın ve rahatsız… Durmadan “düzeltmeye çalıştığımız teknik bir sorun var” mesajı düşmekte ekranlarımıza… Dilerim düzeltebilirler… Son şans, son umut Facebook dijital yönetimi çünkü… *** KOPYA VUKUATLAR ZİNCİRİ: Dehlet haftasındaydık… Türkiye Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan kanlı saldırının yankıları sürerken, bu kez Kahramanmaraş’taki bir okulda da benzer bir olay çok daha kanlı biçimde gerçekleşti… Şok daha da büyüdü… 12 Şubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yine bir öğrenci tarafından girişilen silahlı saldırıda 9 can kaybı ve 20 de yaralı oldu… Olayın yankısı küresel boyuta ulaştı… Yabancı medya da bu trajediyi önemli başlıkları arasına koydu.. Nedir bu bulaşıcı çılgınlık?.. Silahı kapan okula girip katliam yapıyor… Bu son iki katliam olayından önce de muhtelif okulda öğretmenler öğrencileri tarafından öldürülmüş, yaralanmış ve dövülmüştü… Okullarda güvenlik önlemleri almak şart oldu… Ama bu da yetmez tabii ki … Gencecik çocukları bu trajik durumlara sürükleyen etkenler üzerinde de büyük duyarlılıkla durmak gerekir… Gencecik beyinleri zehirleyen sosyal ve kültürel etkenler nelerdir?.. İşte yanıtını ve gereklerini arayan esas soru budur…
