menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güncel çeşitleme

19 0
17.03.2026

BİR HRİSTODULİDİS AKTÖRLÜĞÜ DAHA: Güney Kıbrıs’taki Hristodulidis uygulaması, iki yüzlülüğün yeni bir şaheserini daha sergiliyor… Türkiye’nin mütekabiliyet gereği KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı göndermesini Avrupa Birliği güvenliğine ve saygınlığına karşı bir hamle olarak niteleyip çıngar çıkarmaya çalışan Rum Lider Nikos Hristodulidis’in şu yaptığına bakar mısınız?… KKTC’de faaliyet gösteren Taşınmaz Mal Komisyonu ile ilişkiye giren Rumları “aforoz” usulü baskı altına alıyor… Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurarak Kuzey Kıbrıs’taki mallarını satan veya takas eden Rumların kimler olduğunun bilindiği vurgulandı… Ve listelenen bu kişilere tazminat, ya da mali destek hakkı tanınmayacağı duyuruldu… Avrupa Birliği saygınlığı konusunda Türkiye’ye ayar vermeye kalkışan bu Hristodulidis’in paradoksuna bakınız… KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bir AB hukuk kurumsallaştırması olduğunu bilmezlikten geliyorsa, dileriz bizzat AB yetkilileri kendisine bunu lisan-ı münasiple öğretirler ve haddini de bildirirler… Ama Hristodulidis’in işin aslını bildiği de bir gerçektir… İşine gelmeyen AB uygulamalarına restini aşikârca çekerken, bir yandan da AB saygınlığını korumaya çalışan aktörlüğe soyunuyor… Kime karşı?.. Takıntısı Türkiye’ye karşı tabii ki… Ne siyaset ama!.. *** ESKİ TARİHİN VE BUGÜNÜN HAÇLI SEFERLERİ: Haçlı Seferleri, dünya tarihinin en  uzun süreli saldırıları… 11’nci yüzyılın sonundan 13’ncü yüzyılın sonuna kadar, yaklaşık 1096-1291 yılları arasında ve yaklaşık 200 yıl boyunca devam etmiştir… İçinde bulunduğumuz bu stratejik ve İslam ağırlıklı coğrafyaya karşı… O eski seferlerin amacı tümüyle dinsel idi… Hedefte dinlerin kutsal kenti Kudüs’e hakim olmak vardı… Kıbrıs’ın kaderi üzerinde de yüzyıllar boyu etkili olan bu dur durak bilmez seferlerde Müslümanların dere misali kanı dökülerek Kudüs ve çevresinde Hıristiyan hakimiyeti kurulmasına çalışılırdı.. Tarihin en büyük ve en uzun süreli Hıristiyanlık ittifakı ve operasyonu aynı zamanda … Henüz petrol bilinmediği için öyle bir derdi yoktu Haçlı savaşçılarının… Ama Ortadoğu’ya yönelik bugünün Haçlı seferlerinin tek amacı petrol… Odakta yaşamsal enerji kaynağı petrol olduğu sürece, bugünün seferleri de kadim Haçlı seferleri gibi dur durak bilmeyecek ve Ortadoğu hep cadı kazanı gibi kaynatılacaktır… Kadim Haçlı seferlerini olağanüstü komutanlık becerileriyle durduran Müslüman hükümdar Selahattin Eyyubi olmuştu… Tarihten deneyimli olan bugünün Haçlı baronları, Selahattin Eyyubi etkisi yaratabilecek Müslüman liderlerini ve elitlerini de devamlı infaz etmektedirler… Bakalım çağımızın Haçlı seferlerinin sonu neye varacak bu gidişle!. Selahaddin Eyyubi, Mısır’daki Eyyûbîler Devleti’nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. 1187 yılında Kutsal Topraklar’ı Haçlılardan geri almak için bir ordu kurdu ve komutasındaki ordusuyla beraber 4 Temmuz 1187 tarihinde gerçekleşen Hıttin Muharebesi ile Kudüs Kralı Lüzinyanlı Guy’ın ordusunun büyük bir bölümünü yok etti… Kral Guy oradan bizim Kıbrıs’a gelerek ta Venedikliler dönemine dek adayı Lüzinyan hakimiyetine soktu… Lüzinyanlar Fransız kökenliydiler… Venedikliler Kıbrıs’ı adaya Kraliyet gelini olarak gönderdikleri Katerina Kornaro sayesinde hileli bir darbeyle ele geçirdiler… Öyle Osmanlı gibi aylarca savaşarak ve on binlerce şehit vererek değil… *** YAKINMALARA YANIT: Genel Sağlık Sigortası’nın ülkemizdeki yoksunluğuna dair yazdığım yazılarla ilgili olarak ülkemizden turist olarak geçen bazı TC vatandaşlarından şu yakınmayı aldım: “Genel sağlık sigortam olduğu halde hastalandığımda KKTC’deki hastanelerden ücretsiz tedavi alamadım…” Dr. İlker İpekdal’dan adresime gelen şu satırlar sanırım o yakınmaları yanıtlayıcı niteliktedir: “Genel Sağlık Sigortası konusundaki tespitleriniz çok yerindedir… Ayrıca 2016 yılında TC ile KKTC arasında güncellenen bir anlaşmaya göre, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde TC kökenli genel sağlık sigortalı hastalara bakılacaktı. Sistem kuruldu, eğitimler de verildi (eğitimi ben de aldım, anlaşmayı ben de okudum), ancak yine devreye Tıp-İş girdi ve bir tane bile hastaya bakılmadı. TC ile KKTC arasındaki ilgili protokol bir sene havada kaldı, sonra da yenilenmedi…”


© Kıbrıs Gazetesi