menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Sivil anayasanın ayak sesi mi bu?

37 0
22.05.2026

Eskiden beri yazarım, söylerim. Türkiye’de, bütün toplum kesimlerinin, mezhepse mezhep, dinse din, siyasi görüşse siyasi görüş, hepsinin haklarını, özgürlüklerini, ufak tefek rüzgarlarla zayi olmayacak şekilde koruyan, hukukun ve her alanda adaletin tesis edilmesine öncelik veren bir yasal ya da anayasal çerçeveye her zaman ihtiyacımız var.

Bunu söylerken bazı devlet yetkililerinin ikide bir dillendirdiği “Darbe anayasası utancından kurtulmamızın zamanı gelmiş de geçmektedir” mealindeki tekerleme çağrışımı yapan söylemlerini mümkün olduğu kadar uzağımda tutuyorum.

Devlet yetkililerinin, anayasa dahil mevcut mevzuatı uygulamada inisiyatif kullanma şekilleri onların adil bir düzen isteyebileceklerini hiç düşündürmüyor.

Daima kendilerine yontan, sadece kendilerini memnun ve mutlu etmeye matuf bir düzen istiyorlar. ‘Öteki’ne yapılan zulmün adalet olduğunu, ‘biz’i kayırmanın, ‘biz’im tarafımızı tutmanın adalet olduğunu düşünüyorlar.

Mevzuat özgürlük lehine olduğunda mevzuata uymayabiliyorlar.

Mesela, mevcut anayasal düzenin en üst yargı mercii olarak kabul edilen Anayasa Mahkemesi özgürlükler lehine bir karar verdiğinde Anayasa Mahkemesi’ni bir başka yüksek yargı organına ezdirmekte sakınca görmüyorlar.

Hele Yüksek Seçim Kurulu’nu…

YSK’nın seçilmeye ehil gördüğü bir siyasetçi halkın oylarıyla seçildiğinde o siyasetçiyi seçilmemiş sayıyorlar. (Can Atalay örneği.) Bir defa ezberimiz bozulsun, özgürlük lehine verilmiş bir yargı kararını........

© Karar