Behçet Necatigil, Ebazer Fehmi Berksoy, Fikret Ürgüp ve diğerleri...
Beşiktaş demek, benim için Behçet Necatigil demektir. Onun baba evi Dibekçi Kâmil Sokağı’nda 22 kapı numaradadır. Öğretmen Huriye Korkut ile evlendiklerinde ilk oturdukları evse Setbaşı Sokak’ta 22 numaraydı. Oradan ‘55 yılında Camgöz Sokak’ta yine kapı numarası 22 olan ve kot farkından dolayı alt ucu iki buçuk katlı gibi görünen bir ahşaba taşınıyorlar. Biz bu ahşabı Behçet Necatigil’in ‘73’te Varlık dergisinde yayınlanan “Eski Sokak” şiirinden biliyoruz. Bundan dokuz on yıl kadar önceyse Süleyman Boz ahşabın içini gezip fotoğraflamıştı. Süleyman Boz’un yazdığına göre, bodrum katının sokak tarafında mutfak ve kiler odası, bahçe tarafındaysa banyo ve küçük bir oda varmış. Giriş katında, bir salon, merdiven sahanlığı ve arkaya bakan bir oda, merdivenden yukarı çıkıldığındaysa sokağa bakan iki oda ve arkaya bakan bir banyo görünüyor. Şiire göre, Necatigil ailesi Camgöz Sokak’ta sanki bir “yabancı” gibi, belki de sadece dünyayı odasında yaşayan Behçet Hoca öyleydi, iki ev öteden gece yarılarında öksürükten göğsü parçalan kadın kimdir bilmiyordu, saat 23.00’e doğru sarı ampulün söndüğü karşı evdekileri de, üç yavrusuyla bir başına kaldığından gece gündüz dikiş makinesinin başından kalkmayan bitişik komşusunu da tanımıyordu. ‘64 yılında Nüzhetiye Caddesi’ndeki Deniz Apartmanı yapılıyor, Muazzez ve Şeref Kökrer vasıtasıyla Camgöz Sokak’taki ahşabı satıp oraya temelden giriyorlar. Girişin üstünde dört kat var, sonradan bir de derme çatma teras katı ilâve edilmiş gibi, Necatigil ailesi Deniz Apartmanı’nın dördüncü katına 11 Ekim 1964 günü taşınıyorlar.
Tesâdüf bu ya, aynı yıl içinde Deniz Apartmanı’ndaki dairelerden biri de Ebazer Fehmi Berksoy’a satılmıştır. Ağabeyim, arkadaşım ve Bayram’ın Yeri’ndeki sohbetlerimizin demkârlarından Naci Çelik Berksoy’un babasıdır deyip geçmem olmaz, çünkü Ebazer Fehmi Berksoy’u kültürel hayatımızın gizli kahramanlarından biri sayarım. Erzurum ve Samsun liselerinde fizik kimya hocalığı, ‘47 ile ‘51 arasındaysa Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nde müdürlük yaptı. Elbette bu kadar değil, sonra Bursa Ticaret Lisesi’nde, Konya Kız Öğretmen Okulu’nda, Eyüp Lisesi’nde ve Taksim Atatürk Erkek Lisesi’nde idâreciliği var. Hadi, hemencik söyleyeyim, Ebazer Fehmi Bey semt-i dildârımız Beyoğlu’nda çok kişinin hayatına eczacı olarak temas etti. Onun Deniz Apartmanı’ndaki dairesiyse üçüncü katta, ortadakidir. Her katta üç dâire var, ortadakiler diğerlerinden biraz daha küçük. Deniz Apartmanı’nın kapı numarası da o yıllarda 34 değil, 38-40’tır. Naci Çelik, edebiyata merâklı ya, her hafta sonu Behçet Hoca’dan okumak için ödünç kitaplar ve dergiler alıyor, Behçet Hoca da verdiklerini bir yere not düşüyor, Naci Çelik onları ertesi hafta getirince notun üstü çizilip, yeni bir sayfa açılıyormuş. Behçet Hoca, evden demiyeceğim, odasından dışarıya çıkmayanlardandır, ancak bir gün Naci Çelik ve Selim İleri ne yapıp ne edip onu Şaşkınbakkal’a Kemal Tahir’e götürmeyi başarmışlardır. Unutmadan söyleyeyim: Naci Çelik Berksoy hâlâ Deniz Apartmanı’nda, üçüncü kattaki orta dâirede ikamet ediyor.
Behçet Necatigil’in 10 Ekim 1941 ile 1 Mart 1943 arasında öğretmenlik yaptığını biliyorsunuz, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ise aynı lisede öğrenciydi. Ebazer Fehmi Berksoy’un Behçet Necatigil’le Deniz Apartmanı’nda müşterek bir Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi geçmişleri olmasına rağmen nedense pek görüşmüyorlar, Naci Çelik’in dediğine göre apartman toplantısından apartman toplantısınaymış muhabbetleri. Ebazer Fehmi Bey, Taksim Atatürk Erkek Lisesi’nde müdürken Selim İleri ve Naci Çelik aynı lisede öğrenciydiler, Vedat Günyol ve Rauf Mutluay ise iki haytanın da hocasıymış. Selim İleri’nin ilk kitabı olan “Cumartesi Yalnızlığı” matbaadayken,........
