menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşsız bir yok oluş: Doğu Türkistan

54 0
13.03.2026

Dünya bugün büyük bir gürültünün içinden geçiyor. Savaşlar konuşuluyor, cephe hatları analiz ediliyor, devletler güç dengelerini tartışıyor. Gazze’de aylardır süren yıkım, Ukrayna’da uzayan savaş ve şimdi Ortadoğu’nun ortasında giderek genişleyen İran–İsrail çatışması insanlığın gündemini kaplamış durumda….

Tüm bu yoğun küresel gündemin ortasında KARAR’da yayımlanan haber sessiz bir trajediyi görünür kıldı. Çin Komünist Partisi içinde 24 yıl görev yapmış, devlet mekanizmasının en kapalı katmanlarında çalışmış Hui kökenli Müslüman yönetici Ma Ruilin konuştu. Amerika’ya iltica ettikten sonra verdiği röportajda anlattıkları sıradan bir muhalif eleştirisi değil, sistemin içinden gelen ağır bir vicdan muhasebesi niteliği taşıyor. Camilerin yıkıldığını, haçların söküldüğünü ve çocukların ibadethanelere girmesinin yasaklandığını söylüyor. Böylece inancın kuşaktan kuşağa aktarılması kesilmeye çalışılıyor. Anlatılanlar bununla da sınırlı değil. Her caminin girişinde yüz tanıma kameraları bulunduğunu, dini toplulukların içine muhbirlerin yerleştirildiğini, Hacca giden kafilelerin dahi devlet gözetimi altında hareket ettiğini söylüyor. Orwell’in karanlık gözetim düzeni artık edebiyatın metaforu sayılmaz. Dijital çağın imkânlarıyla kurumsallaşmış bir siyasal mimari haline gelmiş durumda.

Röportajın en sarsıcı bölümü Doğu Türkistan’daki kamplara dair anlattıkları. Çin yönetiminin uzun süre “mesleki eğitim merkezleri” ya da “yeniden eğitim merkezleri” olarak tanımladığı tesislerde insanların aylarca hatta yıllarca tutulduğunu söylüyor. Bu merkezlere götürülen kişiler Mandarin öğrenmeye zorlanıyor, Çin Komünist Partisi ideolojisini içeren siyasi eğitim programlarına katılmaya mecbur bırakılıyor ve dini kimliklerinden uzaklaşmaları için baskı........

© Karar