menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halka sırtını dönmüş, kulislerde dönen siyaset devri

28 0
19.08.2026

İdeolojilerin devlet ve toplum tasavvurları ne kadar çatışırsa çatışsın, hepsi sonunda insana daha iyi bir hayatı vaat etmek zorundadır. Liberalizm özgürlüğü, sosyalizm eşitliği, muhafazakârlık düzen ve sürekliliği, milliyetçilik ortak aidiyeti öne çıkarır. Yollar ayrılır, araçlar değişir, hatta kimi zaman birbirinin tam karşısına düşer. Fakat hiçbir düşünce, insanın hayatını kötüleştirmeyi program olarak savunamaz. Siyaset, meşruiyetini eninde sonunda insan adına konuştuğu, çalıştığı gerçeğinden alır.

Son dönemdeki belediye başkanı geçişleri, milletvekili transferleri ve durmak bilmeyen yeni katılım söylentileri bu derin kopuşun en görünür belirtileri. Mesele tek tek siyasetçilerin parti değiştirmesinden ziyade şu: Siyasi aidiyet ne zamandan beri seçmenin iradesinden bu kadar bağımsız tasarruf edilebilen, kişisel bir sermayeye dönüştü? O insanlara yetkiyi veren, yetkiyi verdikten sonra da unutulan seçmenler bu işin neresinde duruyor?

Ülkede gelişmeleri anlamak için gündemi bilmek de yetmiyor. Kulis bilgisine, sağlam kaynaklara, bazen de açıkça politik falcılığa ihtiyaç var. Çünkü açıklanan gerekçelerle gerçek saiklerin birebir eş olduğuna inanan az bir kesim. Her kararın arkasında başka bir hesap, her açıklamanın altında başka bir pazarlık aranıyor. Siyasetin nezdinde bundan daha ağır bir itibar kaybı kolay kolay bulunmaz.

Türkiye bu manzaraya ait. 1970’lerin sonundaki cumhurbaşkanlığı seçim turlarını, hükümet krizlerini, parti değiştiren “gezgin milletvekillerini” hatırlarız. Birand’ın belgesellerinde o yılları seyrederken bugün insana tuhaf gelen yalnızca politikanın istikrarsızlığı mıdır? Elbette hayır. Memleket bu kadar ağır meselelerle boğuşurken siyasetin nasıl küçük hesaplara, kişisel ikballere........

© Karar